Yeşim Korucu – Doğum Hikayesi

11 Mayıs 2019
11 Mayıs 2019 Aybala

Yeşim Korucu | Bodrum

17.04.2019

Bizim hikâyemiz 1 sene önce bugün başladı. Öyle yoğun bir yıl geçirdik ki, ancak fırsat bulabildim yazmaya. 20. haftamızdayken doğuma hazırlık eğitimi araştırdık ve ilk katıldığımız eğitimde Aybalamız’la tanıştık. O zamana kadar doktorumuza hala karar verememiştik ki, eğitimden çıkınca eşim Cantuğ’la birbirimize bakıp ‘tamamdır’ dedik.

  1. haftada ilk tanışmaları oldu Parlamız’la.

Neredeyse sorunsuz geçen bir gebelik geçirdim. Hiç durmadım denebilir. Yoga yaptım (Pelin’e öpücükler). İstanbul seyahatlerimde doulalarla görüştüm. Anne-bebek eğitimlerine katıldım. Sık sık seyahat ettim, hatta son seyahatim 34. haftada izinle oldu. (35. haftada izin çıkmadı 🙂 )

Doğal doğum yapmayı çok istiyordum. Aybalam ilk çatı muayenesinden sonra 4000 gr rahat doğurursun dediğinde çok mutlu olmuştum. 36. haftada NST’ler başladığındaysa bizim minik sonuçlarda bizi çok mutlu edemediğinden haftada 2 kere NST’ye bağlanıyordum. Bir kontrol günü Aybalam artık kendimi serbest bırakmamı ve stresten uzak kalmam gerektiğini söyledi. Daha sonra burcumun oğlak olduğunu öğrendiğinde eşime bir sürü spoiler da vermiş bulundu. Neyse tekrar konuya döneyim, bir türlü kontrolü bırakamıyordum. Hatta 1 kere yanlış alarmla hastaneye bile gittik. Çünkü doğum başlayacaktı ve ben geç kalacaktım. Bu sırada doula Gökşen’le de tanıştım. Onun desteği ve sakinleştirmeleriyle 39. hafta kontrolüne biraz daha pozitif girmiş oldum. 2. NST’de her şey düzeliyordu; derken 39. haftaya ulaştık. Yine bir kontrol gününden bir gece öncesinde bebeğimin daha az hareket ettiğini hissetmiştim. Son NST’mizden ve kontrolümüzden sonra bebeğimin az hareket ettiğini söylememle Aybalamız, hastaneye yatmam gerektiğini söyleyerek normal doğum için %50 şansımız olduğunu ve bebeğimin vereceği tepkiye göre hareket edeceğimizi açıkladı. Sarılarak o güzel enerjisiyle bizi odamıza gönderdi.

Tüm gece Gökşen, Cantuğ ve hemşiremiz Duygu’yla birlikte çok eğlendik. Bir ara Aybalamız geldi ve o da harekete katıldı. İlk 8 saat kasılmaları çok iyi geçmişti benim için. Kasılmaları sandığımdan daha rahat karşılıyordum.

Dinlenme zamanı geldiğinde arada Duygu gelip bebeğimin kalp atışlarını dinliyordu. Ben Parla’ya merhaba demek için heyecanlanıyordum. Çok emindim yanımdaki destekçilerimle doğal doğum yapabileceğime. Ama fark ettim ki bebeğime ses vermemişim. Bebeğimin NST’lerde nabzı düşmeye başlamıştı ve Aybalamız yanımıza gelip artık beklemememiz gerektiğini söylemişti. Neye uğradığımı şaşırmıştım, ağlamak istiyorum ama Cantuğ hemen telkinlerde bulunmaya başladı. Şimdi dönüp baktığımda anda kalmak o kadar kıymetli ki. Birçok duyguyu bir anda yaşadım, 10 dakika içinde ameliyathaneye alındım, ne var ki o çok korktuğum ameliyathane benim için loş ve sakin bir yerdi. Anestezi uzmanı her şeyi adım adım anlatarak beni rahatlattı. Gökşen hastane prosedürlerinden dolayı eşlik edemese de Cantuğ hep yanımdaydı. Saat 11:12 olduğundaysa küçük hanımın çığlıkları gözyaşı ve gülücük olarak yüzüme yansımıştı.

Aybalam önce öpüp koklamamı sonra da emzirmemi sağladı. Parla babasıyla benim dönmemi odamızda bekledi. Her an çok kıymetliydi. Evet sezaryen benim tercihim değildi ama kızım dünyaya böyle gelmek istedi. Sonrasında Parla ağladığında yattığım yerden kalkamamak yaşadığım en zor andı ama destekçilerim vardı yanımda. Hala Aybalamın sesi kulaklarımdadır: “Sezaryen bir kurtarma operasyonu” Ben Parlamı sağlıkla kucağıma aldığım için çok mutluyum. Keşkesiz bir doğum oldu benim için. Hatta Aybalamızın tavsiyesiyle hasta gibi de davranmadım. Dikişlerime rağmen 3. gün arkadaşımızın nikâhına gittik Parlayla. Tabii tecrübesiz olduğumuz için geç kalan şahit olduk. Hiç eve kapanmadık. 4 aylıkken 8 farklı noktada çadır tatili yaptık, 1 senede bir neler neler yaşadık. Bodrum’dan Diyarbakır’a taşındık mesela. Bu ara söylediğim tek bir şey var. Bir gün 2. kere anne olmaya karar verirsem dünyanın neresinde olursak olalım Aybalamızın yanında olacağız. Bizim ona hayranlığımız işine olan aşkından, vicdanından. Benim için bir doktordan öte abla oldu. Hayatımda bu kadar güzel hatırlanacak bir anı bıraktığı için önce Aybalam’a sonrasında Cantuum’a, Pelin’e Gökşen’e Duygu ebeye, ameliyathanedeki herkese çok teşekkürler. Hepinize minnettarım. Sevgiyle kalın.

, , , , , , , , , , , , , , ,

Aybala

1976 yılında Üsküdar’da Zeynep Kamil Hastanesi’nde normal yolla doğmuş ve güzel adım Zeynep’i oradan alarak hayata başlamışım.. Orman mühendisi olan babamın mesleği nedeniyle çekirdek ailem- annem, babam, iki kız kardeşim ve köpeğimle beraber çeşitli şehirlerde büyüdük.. Bunlardan Adana’da uzunca bir süre takılıp liseyi (Adana Anadolu Lisesi – 1993) ve üniversiteyi (Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi – 1999) burada bitirdim. Tek başıma gittiğim bir İç Anadolu kasabasında (Aksaray İli Gülağaç İlçesi – 1999) ve sonra il merkezinde (Aksaray İli Merkez 2 No.’lu Nöbetçi Sağlık Ocağı – 2000) bir süre pratisyen hekimlik yaptım. Tebabet sanatına dair birçok şeyi burada pratisyenlik yaparken öğrendim diyebilirim. Ardından, eşimle beraber hayatımızı kurmak üzere İstanbul’a taşınıp (2001) herşeye sıfırdan başladık.. O bir bankaya, ben Tıbbi Danışman olarak bir medikal ajansa (2001 – 2004)… Günlerden bir gün, yıllardır beklediğim, hayalini kurduğum ihtisas yapma fikrinin ve kadın doğum uzmanı olarak yeni canların hayata gelmesine aracı olmamın artık vaktinin geldiğini farkedip, istifa ettim ve TUS’a (Tıpta Uzmanlık Sınavı) girerek Kadın Doğum İhtisası’na başladım (Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2004). Asistanlık sürecime neler sığdırmadım ki; kimi üzüntüler, kimi sevinçler, iki de mucize (Damla – 2007, Tuna – 2009)… Derken, ihtisas bitti ve güzel Gaziantep günleri başladı. Benim uzak, yalnız, güzel memleketim.. Her gününü gülümseyerek, seve seve, keyifle hatırladığım mecburi hizmet günlerim, Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi (2010 – 2012).. Uzmanlık hayatımın başlangıcı, sıfırdan bir kliniğin kuruluşunun her aşamasında görev alışım, laparoskopi ateşinin içime düşüşü hep Antep’te.. Laparoskopi eğitimi almaya karar verince, Çukurova Üniversitesi’nden sayın hocam Prof Dr Mehmet Ali Vardar bana kapılarını açtı, bir aylığına tekrar okuluma döndüm, laparaskopinin ABC’sini öğrendim (2011). Ardından Fransa, Strasbourg, IRCAD / EITS.. Avrupa’da jinekolojik laparaskopi eğitiminin piri, Prof Dr Arnaud Wattiez’in kliniği (2012).. Ayrıca, Belçika’nın Leuven şehrindeki, IRCAD’a bağlı olarak eğitsel faaliyetlerini sürdüren the European Academy of Gynecological Surgery’de yine Prof Wattiez’in yönetimindeki “A-to-Z Laparoscopic Suturing Course’u da tamamladım (4-6 Kasım 2013). Laparaskopik vakaları yapıp hastaların yaşam kalitesini nasıl artırdığını, nasıl daha fazla yararlı olduğumu gördükçe, mutluluğum kat be kat artıyor.. Yeditepe Üniversitesi Perinatoloji Bölüm Başkanı olup, aynı zamanda Türk Perinatoloji Derneği’nin yönetim kurulunda yer alan ve ülkemizde perinatoloji camiasının önde gelen isimlerinden biri olan Sn. Doç Dr Oluş Api’nin nezaretinde aldığım perinatoloji (riskli gebelik) eğitimimin de altını çizmeliyim (2012).. Aynı zamanda tez danışmanım olan Sayın Oluş Api’yi her zaman minnetle anıyorum. Zaman geçip Antep dar gelmeye başlayınca, yıllardır kafamızı kurcalayan Bodrum’a taşınma defterlerini yeniden açtık. “Bodrum’da Acıbadem var da ben mi gitmiyorum” dediğimi unutmayan bir arkadaşım sayesinde yeni açılan Acıbadem Hastanesi’yle yollarımız kesişti… Sonra aldık valizlerimizi, bebeklerimizi, çiçeklerimizi, kitaplarımızı, eşyalarımızı, Antep’te bırakıp kalbimizin bir kısmını, düştük Bodrum yollarına (2012).. İşte şimdi, buradayız, Bodrum’da.. Sizi de bekleriz, ama Yokuşbaşı’nda köşeyi dönünce şaşırmayın: Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen, geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler. Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çözümü giriniz *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.