Sezaryen, Dr. Michel Odent

09 Mart 2018
09 Mart 2018 Aybala

Sizler için okuyan ve yazan : Dr. Elif Sarı

Daha Fazla Kitap Önerisi için Blog Sayfası http://onumarkamkitap.blogspot.com.tr/

Sezaryen, Dr. Michel Odent

Dr. Michel Odent, yetmişli yıllarda doğal doğum konusunda yaptığı çalışmalarla, ünü ülkesi Fransa’yı aşıp dünyaya yayılan bir kadın doğum uzmanıdır.O dönemde hastane doğumlarında ev ortamı yaratan ve doğum havuzlarını hastanelere ilk olarak getiren sıra dışı bir doktordur. Ayrıntılı bilgi için Do-um sitesinde kendisi ile yapılmış bir söyleşi var, okumak isterseniz, tıklayın

Sezaryen, ilk olarak 2008’de basılmış. İçindekiler kısmına baktığımızda Düşlerimiz Gerçek Olduğunda, Kokular Dünyasına Girmek, Hayatta Kalmak İçin Fazla Mı Rasyoneliz gibi sürpriz başlıklar görüyoruz.

Odent’in oldukça şaşırtıcı olan bakış açısı ve deneyimlerinden süzülen ve ezber bozan yayınevi Kuraldışı’ndan çıkan kitap aslında bir kurtarma ameliyatı olarak kabul edilen sezeryanın nasıl olup da bir doğum şekli haline geldiğine ışık tutuyor. Sezeryanın mutlaka gerekli olduğu koşullara sıraladığı gibi sezeryan olsanız dahi bebeğinizle bağ kurmanız için ipuçları da veriyor.

Özellikle planlı sezaryen olmayı düşünen her kadının okuması dileğiyle kitaptan bazı cümleler paylaşıyorum:

”Yukarıdan doğum veya aşağıdan doğum, yeni nesillere önerilen bu emsalsiz tercihi seçeneği şüphesiz memelilerin tarihininde bir dönüm noktasıdır. Birkaç on yıl içinde kurtarma ameliyatı, dünyaya gelmenin en yaygın biçimi haline geldi.” s.22

”Bugün gelişmiş ülkelerdeki modern, iyi donanımlı ve iyi organize olmuş, hastanelerde gerçekleştirilen sezaryenin güvenliğinin, vajinal yolun güvenli ile aynı olduğu iddia edilebilir.” S.29

”Kadın doğum uzmanlarının ebe sayısını geçtiği ülkelerde, ebeler özerkliklerini kaybetmişlerdir ve sezeryan oranları birden bire yükselmiştir.”s.34

”Tek bir cümleyle söyleyecek olursak, doğum sözkonusu olduğunda memelilere özgü ihtiyaçlar karşılanırken, özellikle insani olan herşey ortadan kaldırılmalıdır. Bu öncelikle mahremiyetin sağlanması demektir çünkü tüm memeliler doğururken, kendilerinin gözlenmediğinden emin olmak ister. Doğurmakta olan bir kadın tam bir mahremiyete sahip olduğunda çoğunlukla dört ayak üzerinde durmak gibi en tipik memeli pozisyonlara girmesi de çok ilginç ve kayda değerdir.”s.36
”Çocuk doğumunun insanileştirilmesinin talep edilmesi yaygındır ama aslında hedef sezeryan oranlarını azaltmaksa öncelik çocuk doğumunun memelileştirilmesi olmalıdır.” s.36

”Bir toplumun saldırganlığı ve yaşamı yok etme yeteneği ne kadar fazlaysa doğum dönemindeki ritüelleri ve kültürel inançları da o ölçüde müdahalecidir.” s.63

”Bebek rahminizden çekildiğinde şiddetli bir çekilme veya baskı hissedebilirsiniz ancak acı hissetmemelisiniz Lokal anestezi söz konusuysa ameliyat esnasında bebeğinizi size göstereceklerdir biraz yardım alarak, bebeğinizi omzunuza yatırıp, okşayabilirsiniz.” S.94

”Hastane ve evde yapılan doğum deneyimlerimden öğrendiklerimi ne kadar çok birleştirmeye çalışırsam perineyi korumanın ve ciddi bir yırtılmadan kaçınmanın en iyi yolunun, fizyolojik modelden olabildiğince az ayrılmak olduğuna o ölçüde ikna oluyorum.”s.101

”Parolası, sezeryan oranlarını düşürmek olan hastanelerde genellikle ilk sonuç vajinal yolla gerçekleşen zor doğumların sayısındaki artış ve tehlikeli son dakika acil sezaryenleridir. Güvenli sezeryan çağında tam olarak sakınmamız gereken de budur.” s.104

”Çağdaş hamile kadınlar çok mutlu olamazlar, hepsinin kaygılanmak için en az bir nedeni vardır. ‘Tansiyonunuz çok yüksek veya düşük’, ‘ Kilonuz çok hızlı veya çok yavaş artıyor’, ‘Anemiksiniz’ ‘Trombosit sayınız düşük’, ‘Gebelik şekeriniz var’, ‘Bebeğin etrafında çok fazla sıvı var’ ‘Sıvı eksikliği var’, ‘Plasentanız aşağıda’, ’18 yaşındasınız ve ergen gebeliği belirli risklerle ilişkilendirilir’, ’39 yaşındasınız ve ileri yaşlarda gebelik belirli risklerle ilişkilendirilir’, ‘Kızamıkçığa karşı bağışıklığınız yok’, ‘Çarşamba günü doğum yapmadığınız taktirde, doğumu yapay yolla başlatmayı düşünmeliyiz.’ Hala, normal bir kadın olmak mümkün müdür?” S.113

”Yakın bir gelecekte, doğumun fizyolojisine yenilenmiş bir ilgiyi duyulsa da bir kadının, travay esnasındaki beslenme ihtiyaçlarının bir doğum görevlisinin idare edemeyeceği kadar kompleks olduğunu kabul etmek zorunda kalacağız. Genel anlamda konuşursak, travay yönetilemez. Kadınlar okuduklarına veya kendilerine söylenenlere değil hissettiklerine güvenmelidir”.s.124

Sezaryen, Dr. Michel Odent

 

Sizler için okuyan ve yazan : Dr. Elif Sarı
Daha Fazla Kitap Önerisi için Blog Sayfası http://onumarkamkitap.blogspot.com.tr/

[/cmsms_text][cmsms_profiles orderby=”date” order=”DESC” count=”4″ categories=”yazar” layout=”vertical” animation_delay=”0″][/cmsms_column][/cmsms_row]

, , , , , , ,

Aybala

1976 yılında Üsküdar’da Zeynep Kamil Hastanesi’nde normal yolla doğmuş ve güzel adım Zeynep’i oradan alarak hayata başlamışım.. Orman mühendisi olan babamın mesleği nedeniyle çekirdek ailem- annem, babam, iki kız kardeşim ve köpeğimle beraber çeşitli şehirlerde büyüdük.. Bunlardan Adana’da uzunca bir süre takılıp liseyi (Adana Anadolu Lisesi – 1993) ve üniversiteyi (Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi – 1999) burada bitirdim. Tek başıma gittiğim bir İç Anadolu kasabasında (Aksaray İli Gülağaç İlçesi – 1999) ve sonra il merkezinde (Aksaray İli Merkez 2 No.’lu Nöbetçi Sağlık Ocağı – 2000) bir süre pratisyen hekimlik yaptım. Tebabet sanatına dair birçok şeyi burada pratisyenlik yaparken öğrendim diyebilirim. Ardından, eşimle beraber hayatımızı kurmak üzere İstanbul’a taşınıp (2001) herşeye sıfırdan başladık.. O bir bankaya, ben Tıbbi Danışman olarak bir medikal ajansa (2001 – 2004)… Günlerden bir gün, yıllardır beklediğim, hayalini kurduğum ihtisas yapma fikrinin ve kadın doğum uzmanı olarak yeni canların hayata gelmesine aracı olmamın artık vaktinin geldiğini farkedip, istifa ettim ve TUS’a (Tıpta Uzmanlık Sınavı) girerek Kadın Doğum İhtisası’na başladım (Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2004). Asistanlık sürecime neler sığdırmadım ki; kimi üzüntüler, kimi sevinçler, iki de mucize (Damla – 2007, Tuna – 2009)… Derken, ihtisas bitti ve güzel Gaziantep günleri başladı. Benim uzak, yalnız, güzel memleketim.. Her gününü gülümseyerek, seve seve, keyifle hatırladığım mecburi hizmet günlerim, Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi (2010 – 2012).. Uzmanlık hayatımın başlangıcı, sıfırdan bir kliniğin kuruluşunun her aşamasında görev alışım, laparoskopi ateşinin içime düşüşü hep Antep’te.. Laparoskopi eğitimi almaya karar verince, Çukurova Üniversitesi’nden sayın hocam Prof Dr Mehmet Ali Vardar bana kapılarını açtı, bir aylığına tekrar okuluma döndüm, laparaskopinin ABC’sini öğrendim (2011). Ardından Fransa, Strasbourg, IRCAD / EITS.. Avrupa’da jinekolojik laparaskopi eğitiminin piri, Prof Dr Arnaud Wattiez’in kliniği (2012).. Ayrıca, Belçika’nın Leuven şehrindeki, IRCAD’a bağlı olarak eğitsel faaliyetlerini sürdüren the European Academy of Gynecological Surgery’de yine Prof Wattiez’in yönetimindeki “A-to-Z Laparoscopic Suturing Course’u da tamamladım (4-6 Kasım 2013). Laparaskopik vakaları yapıp hastaların yaşam kalitesini nasıl artırdığını, nasıl daha fazla yararlı olduğumu gördükçe, mutluluğum kat be kat artıyor.. Yeditepe Üniversitesi Perinatoloji Bölüm Başkanı olup, aynı zamanda Türk Perinatoloji Derneği’nin yönetim kurulunda yer alan ve ülkemizde perinatoloji camiasının önde gelen isimlerinden biri olan Sn. Doç Dr Oluş Api’nin nezaretinde aldığım perinatoloji (riskli gebelik) eğitimimin de altını çizmeliyim (2012).. Aynı zamanda tez danışmanım olan Sayın Oluş Api’yi her zaman minnetle anıyorum. Zaman geçip Antep dar gelmeye başlayınca, yıllardır kafamızı kurcalayan Bodrum’a taşınma defterlerini yeniden açtık. “Bodrum’da Acıbadem var da ben mi gitmiyorum” dediğimi unutmayan bir arkadaşım sayesinde yeni açılan Acıbadem Hastanesi’yle yollarımız kesişti… Sonra aldık valizlerimizi, bebeklerimizi, çiçeklerimizi, kitaplarımızı, eşyalarımızı, Antep’te bırakıp kalbimizin bir kısmını, düştük Bodrum yollarına (2012).. İşte şimdi, buradayız, Bodrum’da.. Sizi de bekleriz, ama Yokuşbaşı’nda köşeyi dönünce şaşırmayın: Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen, geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler. Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çözümü giriniz *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.