Sergül İnanç – Doğum Hikayesi

03 Kasım 2018
03 Kasım 2018 Aybala

Öncelikle ben gebelik hikayeme başlamadan çok önce tanıştım Aybala hocamla.. Şanslıydım, çünkü onunla aynı hastanede çalışan bir hemşireydim. Belki de bu yüzden hiç tereddüt etmeden idrar testimin ardından odasında aldım soluğu.. Evet daha önce çok gebe hasta takip etmişliğim vardı ama ben ilk defa gebe kalıyordum.. Tecrübesizdim; bütün tıbbi bilgilerimi biri silmişti sanki aklımdan.. Ama benim canım doktorum tecrübesizliğimin en büyük desteğiydi.. Sanki benimle birlikte hamile kalmış gibiydi; duygularımı endişelerimi ben söylemeden hissedip içimi rahatlatırdı. Benim minik inatçı kızımın yüzünü görebilmek için 20 kez gittiğimi bilirim..

Gebelik serüvenim, sayesinde çok keyifli geçmişti.

40+1 olmuştuk ama hala minik kızımızın gelmeye hiç niyeti yoktu.. NST çekilirken doktorum yanımıza geldi; bişeyler ters gidiyordu farkındaydı ama bana bu endişesini hiç hissettirmemişti. “Seni bebeğine kavuşturucam artık annesi” dedi; “suni sancıyla yapalım bu işi hadi” dedi..

Saat 14:00 gibi yatışımız yapıldı, odamıza yerleştik, suni sancı verilmeye başlandı.. Fakat benim kızım kanala yerleşmiyordu.. Çeşitli pozisyonlar uyguladık; tepetaklak yattığımı hatırlıyorum, pilates topunda zıplayarak oryantal ritmi yakalamaya çalıştığımı falan. Ve beni ne kadar rahatlattığını.. Eğlenceli doğum hikayemiz başlıyordu… Ufak ufak kasılmalar her geldiğinde dans ettim; belim ağrıdığında eşim sırtıma masajlar yapıp beni rahatlattı; doktorum ara ara gelip bana enerji verdi.. Ebem Duygu’m her an yanımdaydı; birlikte doğru nefesler alıp verdik..

Saat 22:00 sıralarında açıklığım 8 cm’i buldu.. Canım doktorum yine en büyük desteği ve profesyonelliğiyle yanımdaydı.. Yorulmuştum.. Bir ara “yapamıycam hocam” dediğimi hatırlıyorum.. Aybala hocam doğum eğitimimizdeki cümlesini hatırlattı bana “Yapamıycam dediğinde doğuma 5 dk kalmış demektir”.. Artık kızımı kucagıma almama dakikalar kalmıştı ve ben, doktorum, ebem ve eşim sayesinde çok rahattım.

Doğru nefesler alarak ıkınmaya devam ettim. Bana “doğumhaneye inebiliriz artık istersen” dedi ama ben odamda kendimi güvende hissediyordum; gitmeye gerek olmadığını söyledim. Kızıma kavuşmam için son ve en güçlü ıkınmayı yapmamı söyledi ve evet başardık! Kızım bütün sıcaklığıyla kucağımdaydı.. Sevinçten ağlıyorduk.. Göbek kordununu babasına kestirmişti.. Mutluluktan ölebilirdik, bulutların üzerinde uçuyordum sanki..

Doğal doğum yapmayı destekleyen canım doktorum sayesinde, başkalarından dinlediğim korku filmi kıvamındaki doğum hikayeleri, benim en güzel tecrübem ve masalım olmuştu.. Mutluluktan ağladık.. Kızımla yeniden doğmuştum ve başarmanın verdiği gururla yatağıma uzandım. Epizyotomisiz, yırtıksız bi doğum olmuştu..

Her an elimi tutan canım eşime, doğru yönlendirmeleriyle başarmamı sağlayan tatlı doktoruma, her anımda yanımda olan canım ebem Duygu’ma ve minik kızımın melek hemşireleri ve doktoruna sonsuz teşekkürler..

İyiki varsın Aybala Akıl 💕

Sergül İnanç
18 Ekim 2018, Bodrum

, , , , , , , , , , , , , , , , ,

Aybala

1976 yılında Üsküdar’da Zeynep Kamil Hastanesi’nde normal yolla doğmuş ve güzel adım Zeynep’i oradan alarak hayata başlamışım.. Orman mühendisi olan babamın mesleği nedeniyle çekirdek ailem- annem, babam, iki kız kardeşim ve köpeğimle beraber çeşitli şehirlerde büyüdük.. Bunlardan Adana’da uzunca bir süre takılıp liseyi (Adana Anadolu Lisesi – 1993) ve üniversiteyi (Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi – 1999) burada bitirdim. Tek başıma gittiğim bir İç Anadolu kasabasında (Aksaray İli Gülağaç İlçesi – 1999) ve sonra il merkezinde (Aksaray İli Merkez 2 No.’lu Nöbetçi Sağlık Ocağı – 2000) bir süre pratisyen hekimlik yaptım. Tebabet sanatına dair birçok şeyi burada pratisyenlik yaparken öğrendim diyebilirim. Ardından, eşimle beraber hayatımızı kurmak üzere İstanbul’a taşınıp (2001) herşeye sıfırdan başladık.. O bir bankaya, ben Tıbbi Danışman olarak bir medikal ajansa (2001 – 2004)… Günlerden bir gün, yıllardır beklediğim, hayalini kurduğum ihtisas yapma fikrinin ve kadın doğum uzmanı olarak yeni canların hayata gelmesine aracı olmamın artık vaktinin geldiğini farkedip, istifa ettim ve TUS’a (Tıpta Uzmanlık Sınavı) girerek Kadın Doğum İhtisası’na başladım (Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2004). Asistanlık sürecime neler sığdırmadım ki; kimi üzüntüler, kimi sevinçler, iki de mucize (Damla – 2007, Tuna – 2009)… Derken, ihtisas bitti ve güzel Gaziantep günleri başladı. Benim uzak, yalnız, güzel memleketim.. Her gününü gülümseyerek, seve seve, keyifle hatırladığım mecburi hizmet günlerim, Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi (2010 – 2012).. Uzmanlık hayatımın başlangıcı, sıfırdan bir kliniğin kuruluşunun her aşamasında görev alışım, laparoskopi ateşinin içime düşüşü hep Antep’te.. Laparoskopi eğitimi almaya karar verince, Çukurova Üniversitesi’nden sayın hocam Prof Dr Mehmet Ali Vardar bana kapılarını açtı, bir aylığına tekrar okuluma döndüm, laparaskopinin ABC’sini öğrendim (2011). Ardından Fransa, Strasbourg, IRCAD / EITS.. Avrupa’da jinekolojik laparaskopi eğitiminin piri, Prof Dr Arnaud Wattiez’in kliniği (2012).. Ayrıca, Belçika’nın Leuven şehrindeki, IRCAD’a bağlı olarak eğitsel faaliyetlerini sürdüren the European Academy of Gynecological Surgery’de yine Prof Wattiez’in yönetimindeki “A-to-Z Laparoscopic Suturing Course’u da tamamladım (4-6 Kasım 2013). Laparaskopik vakaları yapıp hastaların yaşam kalitesini nasıl artırdığını, nasıl daha fazla yararlı olduğumu gördükçe, mutluluğum kat be kat artıyor.. Yeditepe Üniversitesi Perinatoloji Bölüm Başkanı olup, aynı zamanda Türk Perinatoloji Derneği’nin yönetim kurulunda yer alan ve ülkemizde perinatoloji camiasının önde gelen isimlerinden biri olan Sn. Doç Dr Oluş Api’nin nezaretinde aldığım perinatoloji (riskli gebelik) eğitimimin de altını çizmeliyim (2012).. Aynı zamanda tez danışmanım olan Sayın Oluş Api’yi her zaman minnetle anıyorum. Zaman geçip Antep dar gelmeye başlayınca, yıllardır kafamızı kurcalayan Bodrum’a taşınma defterlerini yeniden açtık. “Bodrum’da Acıbadem var da ben mi gitmiyorum” dediğimi unutmayan bir arkadaşım sayesinde yeni açılan Acıbadem Hastanesi’yle yollarımız kesişti… Sonra aldık valizlerimizi, bebeklerimizi, çiçeklerimizi, kitaplarımızı, eşyalarımızı, Antep’te bırakıp kalbimizin bir kısmını, düştük Bodrum yollarına (2012).. İşte şimdi, buradayız, Bodrum’da.. Sizi de bekleriz, ama Yokuşbaşı’nda köşeyi dönünce şaşırmayın: Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen, geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler. Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çözümü giriniz *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.