Selin Çevik – Doğum Hikayesi

17 Ekim 2018
17 Ekim 2018 Aybala

Trabzon hamsiköy sütlacının annesi 😁

2018 Ocak ayında aldık müjdeli haberi. Hamileydim. İçimde aramıza katılmayı bekleyen minicik bir ruh vardı artık. Tüm araştırmalarımız onun için başlamıştı bile. 

En önemlisi doktorumuz kim olacaktı? Kadın doğasına saygı gösteren, yüreklendiren, aklımda soru işareti bırakmayan, hiç çekinip sıkılmayacağım ve en önemlisi de önceliği doğal doğumu destekleyen biri olmalıydı. Trabzon’da yaşıyor olmamız nedeniyle ilk araştırmamıza burada başladık, fakat isteklerimize karşılık bulamadık. Bunun üzerine iki ablam da doğumu Bodrum’da yapmamda çok ısrarcıydı. Bir gün ablam ile konuşurken bana Acıbadem hastahanesinde ismi farklı olan bir doktorun çook iyi olduğunu söylemesiyle, yaptığım araştırmalar, beni kalbimden feth eden Aybala doktora ve oradan kendi sitesinde yayınladığı paylaşımlara götürdü. Tamamdı. Doktorumuzu bulmuştuk. 

Selin Çevik

3. ayda ilk randevumuzla birlikte başladı maceramız. İstediğim her zaman mesajlarıma yanıt vermesi çok rahatlatıyordu beni. Bir sürü güzel kitaplar önermişti okumam için. Trabzon’da yaşıyor olmamız bile kontrollerimize engel olmadı. Sürekli gidip gelmem gerekmiyordu. Çift taraflı yürütebiliyorum gerekli tahlil işlemlerini. Her yüzyüze görüşmelerimiz sonrasında kapıdan çıktığımızda eşimle birlikte iyi ki Aybala diyorduk. Hazırlamış olduğu Doğuma hazırlık kursuna katılmak da bizi bir kat daha güçlendirmişti. Bu sırada yine Doula desteği almayı düşündüğümde Aybala’nın yazılarında denk geldiğim iyikilerimizin bir diğeri Pelin hocayla tanıştım. Doğum öncesi, sırası ve sonrası bu kadar güzel desteklenip güç alacağımızı düşünmemiştik açıkçası😍

 

Şimdi ise eşimle hayatımızın kesinlikle açık ara önde İyikilerle dolu en güzel başlangıç ve bitiş hikayesini paylaşacağım.

Artık 39+4 günlüğüm. Sabah akşam kızımız Parla’yı bekliyoruz. 26.09.18’de saat gece 01.45’te ilk dalga merhaba dedi. Şansımıza o gün babamız yanımızda değildi. Evde annem ile birlikteydim. Sabah 5.30’a kadar kimselere ses etmeden her gelen dalgayı süre tutup karşılamaya başladım. O sırada annem uyandı biraz şaşkın ve heyacanını börülce ayıklayarak atmaya çalışıyordu😁. Artık eşime de kızımızın gelmeye karar verdiğini ve yola çıkmasını söyledim. Ardından doktorumu aradım. Bana dalgalar sıklaşınca istediğim zaman hastahaneye gelebileceğimi söyledi. Doulamla da hep irtibat halindeydik, çok güzel mesajlar atıp süreyi takip ediyordu ve artık nişanım da gelmişti. 

Süre olarak dalgalar 5 dakikada 1’e düştüğünde Aybala’ya da bildirerek hastahaneye geçmeye karar verdik. Eşim, ben ve Pelin odamıza geçiş yaptık. Odada her dalgayı güzel nefeslerle karşılayıp dans ettim. Belime vuran ağrıları Pelin ve eşimin yaptığı masajlarla hafifletip, dalgalar arasını da konuşarak, gülüşerek, müzik dinleyerek geçiriyorduk. Doktorum her kontrole geldiğinde bol enerji veriyordu. 

Saat 17:00’de açılmam 8 cm olmuştu. Havuzu doldurup suya geçtiğimde ise saat 18.30’du. Çok rahatlatıcıydı fakat birden gerileyen bir his belirdi içimde. Çünkü hastahanede benim dışımda 4 tane daha doğum bekleyen anne vardı. Doğuracağım, ıkınma hissi geliyor ama, ya doktor ve ebeler yetişemezse diye düşünmeye başladım. Halbuki doğumu yapacak kişi bendim ve bırakmak yerine kontrol etmeyi tercih ettiğimden herşey gerilemeye başlamıştı. Sonucunda az karşılaşılan bir durumla 6 cm’e gerilemiş, üstelik bir de bebeğim sırtını dönmüştü. Doğumumun en top noktası o an başlamıştı. 

Canım doktorum çevirsin diye bir sürü teknikler uyguladı. Bir tanesinde bir ara yataktan aşağıya sarkıtıldığımı ve bunun çok hoşuma gittiğini hatırlıyorum. Çünkü canla başla uğraşan bana ve bebeğime inanan bir doktor vardı karşımda. Fakat bir yerden sonra içgüdüsel olarak bir türlü sırtını dönmeyip kanala girmediğini hissettiğimden her dalga geldiğinde sezeryan istemeye başladım. Aybala’ya her sezeryan dediğimde, bana tüm soğukkanlılığıyla normal doğuracağımı sezeryana almayacağını ve herşeyin çokk güzel gittiğini vurguladı. Çook yorulmuştum. 

Dönmüyordu. Yalvarma boyutuna geçmiştim artık. Aybala da duş alıp rahatlamamı ve son bir kez de ebenin kontrol edeceğini, oradan sezeryana geçeceğimizi söylemesiyle içten içe rahatlamıştım. 

Ebe de dönmediğini onayladığında artık sezeryana gitmeyi beklerken Aybala inancını kaybetmeyip bir kere daha denedi ve o da nee bebeğim kanala girmişti. Gerçekten o an herşey saniyeler içinde gerçekleşmişti. (Artık sezeryan onaylandığı halde bize inancını kaybetmeyip o kontrolü bir kere daha yaptığı için her seferinde Aybalayı öpücüklere boğasım geliyor😘

Gücümü daha iyi kullanabilmem için hemen doğumhaneye inmeye karar verdik. Ben de biliyordum artık bebek kanalda ve daha rahat hissediyordum. Sonrasında yarım saat içinde saat 21.56’yı gösterdiğinde siyah saçlar görülmüş, bir diğer ıkınmayla miniğimi kucağıma koyduklarında herşey bitmiş ve ben onunla yeniden doğmuştum. Yorgun ama başarmanın verdiği etkiyle aşırı güçlü ve gururluydum.

Buradaki en büyük şanslarımdan bir tanesi de eşimin benimle beraber bu anlara tanık olmasıydı. Bana olan inancı, söylediği sözler, elimi tutuşu, öpüşü, okşayışı ve sonunda mutluluktan ağlayışlarımız hikayemizin en değerli en unutulmaz anıydı. Bağımız, bebeğimizle beraber o doğum odasında bir kat daha artmıştı. 

Tahminlerimin ötesinde, iğnesiz, damar yolsuz ve epizyotomisiz, sadece 1 dikişlik minik bir yırtılmayla gerçekleşen doğal mı doğal bir doğum sağladıkları için başta Doktorum Aybala’ya ve harika ekibine minnettarım 🙏🏼.

Kadına özel, doğum denen bu büyülü olayın çevreden dinlediğiniz o kötü deneyimlerin abartılı korkunçluğu dışında, aslında doğru yönlendirmelerle    nasıl güzel gerçekleştiğinin en canlı örneği Aybala’nın doğum hikayeleri. İyi ki Varsın Aybala❤

Selin Çevik
16 Ekim 2018, Bodrum

 

 

 

 

, , , , , , , , , , , , , , , , ,

Aybala

1976 yılında Üsküdar’da Zeynep Kamil Hastanesi’nde normal yolla doğmuş ve güzel adım Zeynep’i oradan alarak hayata başlamışım.. Orman mühendisi olan babamın mesleği nedeniyle çekirdek ailem- annem, babam, iki kız kardeşim ve köpeğimle beraber çeşitli şehirlerde büyüdük.. Bunlardan Adana’da uzunca bir süre takılıp liseyi (Adana Anadolu Lisesi – 1993) ve üniversiteyi (Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi – 1999) burada bitirdim. Tek başıma gittiğim bir İç Anadolu kasabasında (Aksaray İli Gülağaç İlçesi – 1999) ve sonra il merkezinde (Aksaray İli Merkez 2 No.’lu Nöbetçi Sağlık Ocağı – 2000) bir süre pratisyen hekimlik yaptım. Tebabet sanatına dair birçok şeyi burada pratisyenlik yaparken öğrendim diyebilirim. Ardından, eşimle beraber hayatımızı kurmak üzere İstanbul’a taşınıp (2001) herşeye sıfırdan başladık.. O bir bankaya, ben Tıbbi Danışman olarak bir medikal ajansa (2001 – 2004)… Günlerden bir gün, yıllardır beklediğim, hayalini kurduğum ihtisas yapma fikrinin ve kadın doğum uzmanı olarak yeni canların hayata gelmesine aracı olmamın artık vaktinin geldiğini farkedip, istifa ettim ve TUS’a (Tıpta Uzmanlık Sınavı) girerek Kadın Doğum İhtisası’na başladım (Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2004). Asistanlık sürecime neler sığdırmadım ki; kimi üzüntüler, kimi sevinçler, iki de mucize (Damla – 2007, Tuna – 2009)… Derken, ihtisas bitti ve güzel Gaziantep günleri başladı. Benim uzak, yalnız, güzel memleketim.. Her gününü gülümseyerek, seve seve, keyifle hatırladığım mecburi hizmet günlerim, Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi (2010 – 2012).. Uzmanlık hayatımın başlangıcı, sıfırdan bir kliniğin kuruluşunun her aşamasında görev alışım, laparoskopi ateşinin içime düşüşü hep Antep’te.. Laparoskopi eğitimi almaya karar verince, Çukurova Üniversitesi’nden sayın hocam Prof Dr Mehmet Ali Vardar bana kapılarını açtı, bir aylığına tekrar okuluma döndüm, laparaskopinin ABC’sini öğrendim (2011). Ardından Fransa, Strasbourg, IRCAD / EITS.. Avrupa’da jinekolojik laparaskopi eğitiminin piri, Prof Dr Arnaud Wattiez’in kliniği (2012).. Ayrıca, Belçika’nın Leuven şehrindeki, IRCAD’a bağlı olarak eğitsel faaliyetlerini sürdüren the European Academy of Gynecological Surgery’de yine Prof Wattiez’in yönetimindeki “A-to-Z Laparoscopic Suturing Course’u da tamamladım (4-6 Kasım 2013). Laparaskopik vakaları yapıp hastaların yaşam kalitesini nasıl artırdığını, nasıl daha fazla yararlı olduğumu gördükçe, mutluluğum kat be kat artıyor.. Yeditepe Üniversitesi Perinatoloji Bölüm Başkanı olup, aynı zamanda Türk Perinatoloji Derneği’nin yönetim kurulunda yer alan ve ülkemizde perinatoloji camiasının önde gelen isimlerinden biri olan Sn. Doç Dr Oluş Api’nin nezaretinde aldığım perinatoloji (riskli gebelik) eğitimimin de altını çizmeliyim (2012).. Aynı zamanda tez danışmanım olan Sayın Oluş Api’yi her zaman minnetle anıyorum. Zaman geçip Antep dar gelmeye başlayınca, yıllardır kafamızı kurcalayan Bodrum’a taşınma defterlerini yeniden açtık. “Bodrum’da Acıbadem var da ben mi gitmiyorum” dediğimi unutmayan bir arkadaşım sayesinde yeni açılan Acıbadem Hastanesi’yle yollarımız kesişti… Sonra aldık valizlerimizi, bebeklerimizi, çiçeklerimizi, kitaplarımızı, eşyalarımızı, Antep’te bırakıp kalbimizin bir kısmını, düştük Bodrum yollarına (2012).. İşte şimdi, buradayız, Bodrum’da.. Sizi de bekleriz, ama Yokuşbaşı’nda köşeyi dönünce şaşırmayın: Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen, geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler. Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çözümü giriniz *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.