Polikistik over sendromunda cerrahinin yeri var mı?

15 Ocak 2013
15 Ocak 2013 Aybala

“Doktor Aybala hanım; bende polikistik over var. İki yıldır çocuk tedavisi oluyorum ama çocuğum olmadı. Doktorum tüm ilaçları denedi, bense ameliyat olmak ya da tüp bebek yaptırmak istemiyorum. Sizce bu durumda ameliyat olsam fayda görebilir miyim? Çünkü arkadaşımın doktoru bu durumda ameliyatın boşuna zaman kaybı olduğunu, direkt tüp bebek yaptırmanın daha iyi olacağını söylemiş.. Siz ne dersiniz?” Aslı Sevenal, İstanbul

Aslı hanım merhaba.. Polikistik over sendromu olan hastaların çoğunluğu klomifen tedavisine yanıt verir. Ancak, hastaların bir kısmı, klomifen, metformin, gonadotropin gibi tedavilerin hiçbirine yanıt vermeyebilir. Bu hasta grubunda cerrahi tedavi seçeneği kullanılabilir.

Eski dönemlerde, PKOS hastalarına açık cerrahi ile bilateral overyen wedge rezeksiyon adında bir ameliyat uygulanırdı. Bu ameliyatta her iki yumurtalığın (overin) uç kısmı kama şeklinde kesilerek, overlerin yumurtlama fonksiyonlarının tekrar oluşması amaçlanırdı. Ancak bu ameliyat sonrası karın içi yapışıklıkların ve yumurtalık rezervinin azalması riski söz konusu idi. Laparoskopik cerrahinin daha az karın için yapışıklığa neden olması, bu ameliyatın laparoskopik yolla yapılmasını gündeme getirmiştir. Bu ameliyatın net etkisi, PKOS ile ilişkili bazı endokrin bozuklukların normale gelmesi şeklindedir. Bu ameliyat için hastaların normal kilosuna yakın olması arzu edilir çünkü beden kütle indeksi (BKİ) >30 olan obez kadınlarda ameliyatın başarı oranı daha düşüktür. Ayrıca infertilitenin bilinen tek nedeni PKOS olmalıdır.

PKOS hastalarında tüp bebek yöntemi gittikçe daha sık ve başarıyla kullanılan bir seçenek olduğundan, ameliyat ya da tüp bebek kararı hekimle hastanın birlikte, titizlikle vereceği bir karardır. Cerrahi ve gonadotropin tedavisinin yarar ve zararları detaylıca incelendikten sonra bu ameliyatın uygulanması düşünülmelidir.

 

Aybala

1976 yılında Üsküdar’da Zeynep Kamil Hastanesi’nde normal yolla doğmuş ve güzel adım Zeynep’i oradan alarak hayata başlamışım.. Orman mühendisi olan babamın mesleği nedeniyle çekirdek ailem- annem, babam, iki kız kardeşim ve köpeğimle beraber çeşitli şehirlerde büyüdük.. Bunlardan Adana’da uzunca bir süre takılıp liseyi (Adana Anadolu Lisesi – 1993) ve üniversiteyi (Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi – 1999) burada bitirdim. Tek başıma gittiğim bir İç Anadolu kasabasında (Aksaray İli Gülağaç İlçesi – 1999) ve sonra il merkezinde (Aksaray İli Merkez 2 No.’lu Nöbetçi Sağlık Ocağı – 2000) bir süre pratisyen hekimlik yaptım. Tebabet sanatına dair birçok şeyi burada pratisyenlik yaparken öğrendim diyebilirim. Ardından, eşimle beraber hayatımızı kurmak üzere İstanbul’a taşınıp (2001) herşeye sıfırdan başladık.. O bir bankaya, ben Tıbbi Danışman olarak bir medikal ajansa (2001 – 2004)… Günlerden bir gün, yıllardır beklediğim, hayalini kurduğum ihtisas yapma fikrinin ve kadın doğum uzmanı olarak yeni canların hayata gelmesine aracı olmamın artık vaktinin geldiğini farkedip, istifa ettim ve TUS’a (Tıpta Uzmanlık Sınavı) girerek Kadın Doğum İhtisası’na başladım (Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2004). Asistanlık sürecime neler sığdırmadım ki; kimi üzüntüler, kimi sevinçler, iki de mucize (Damla – 2007, Tuna – 2009)… Derken, ihtisas bitti ve güzel Gaziantep günleri başladı. Benim uzak, yalnız, güzel memleketim.. Her gününü gülümseyerek, seve seve, keyifle hatırladığım mecburi hizmet günlerim, Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi (2010 – 2012).. Uzmanlık hayatımın başlangıcı, sıfırdan bir kliniğin kuruluşunun her aşamasında görev alışım, laparoskopi ateşinin içime düşüşü hep Antep’te.. Laparoskopi eğitimi almaya karar verince, Çukurova Üniversitesi’nden sayın hocam Prof Dr Mehmet Ali Vardar bana kapılarını açtı, bir aylığına tekrar okuluma döndüm, laparaskopinin ABC’sini öğrendim (2011). Ardından Fransa, Strasbourg, IRCAD / EITS.. Avrupa’da jinekolojik laparaskopi eğitiminin piri, Prof Dr Arnaud Wattiez’in kliniği (2012).. Ayrıca, Belçika’nın Leuven şehrindeki, IRCAD’a bağlı olarak eğitsel faaliyetlerini sürdüren the European Academy of Gynecological Surgery’de yine Prof Wattiez’in yönetimindeki “A-to-Z Laparoscopic Suturing Course’u da tamamladım (4-6 Kasım 2013). Laparaskopik vakaları yapıp hastaların yaşam kalitesini nasıl artırdığını, nasıl daha fazla yararlı olduğumu gördükçe, mutluluğum kat be kat artıyor.. Yeditepe Üniversitesi Perinatoloji Bölüm Başkanı olup, aynı zamanda Türk Perinatoloji Derneği’nin yönetim kurulunda yer alan ve ülkemizde perinatoloji camiasının önde gelen isimlerinden biri olan Sn. Doç Dr Oluş Api’nin nezaretinde aldığım perinatoloji (riskli gebelik) eğitimimin de altını çizmeliyim (2012).. Aynı zamanda tez danışmanım olan Sayın Oluş Api’yi her zaman minnetle anıyorum. Zaman geçip Antep dar gelmeye başlayınca, yıllardır kafamızı kurcalayan Bodrum’a taşınma defterlerini yeniden açtık. “Bodrum’da Acıbadem var da ben mi gitmiyorum” dediğimi unutmayan bir arkadaşım sayesinde yeni açılan Acıbadem Hastanesi’yle yollarımız kesişti… Sonra aldık valizlerimizi, bebeklerimizi, çiçeklerimizi, kitaplarımızı, eşyalarımızı, Antep’te bırakıp kalbimizin bir kısmını, düştük Bodrum yollarına (2012).. İşte şimdi, buradayız, Bodrum’da.. Sizi de bekleriz, ama Yokuşbaşı’nda köşeyi dönünce şaşırmayın: Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen, geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler. Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çözümü giriniz *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.