Pınar Gür – Doğum Hikayesi

04 Ocak 2019
04 Ocak 2019 Aybala

27 Kasım 2017 akşam işten geldim ve o ay içindeki 3. kanamaın olduğunu görünce panikle online randevuyla sabaha Aybala Akıl’a randevu aldım. Tabii o sırada kafamda bebek harici deli sorular var. Kist mi oluştu, ne vardı. İzmir’den Bodrum’a taşınalı 3 yıl olmuştu ve ben memelerimdeki kistler haricinde doktora gitmemiştim.

Sabah apar topar hastaneye gittik. Aybala hanım o kadar sıcak ve içten bir karşılama yaptı ki kapıdan girişte tüm endişelerim dışarıda kalmıştı. Şikayetlerimi anlattım bir kontrol edelim dedi. Muayene esnasında Aybala hanımın ‘aa burda ne varmis’ demesiyle dedim içimden ‘kesin tümör kist falan birsey var’ . O anda makinenin sesini açtı ve bebeğimizin kalp atışlarını dinletti bize. Hayatımda unutamayacağım anlardan biriydi. Eşimle beraber şoktaydık. Ağlamaya başladım. Planlı değildi, regl olmaya devam etmiştim, hamile oldugumu düşündürecek hiç bir ibare yoktu. Hesaplamalarimiza göre 14 haftalık hamileydim. Aybala hanım bizi öyle görünce ‘gidin başbaşa bi yemek yiyin, sakinleşin, yarın yine gelin’ diyerek bizi gönderdi.

Ertesi gün konuşmalarıyla içimizi ferahlattı, cesaret verdi ve bir kızımız olacağını söyledi. Aybala hanım bundan sonra “Aybalam” olacaktı; çünkü içtenliği, samimiyeti, ebeveyn olmaya hazır olmayan bu iki deliye hem doktor, hem psikolog, hem de dost olacaktı. İlk 14 haftada karnımda bebişle 8000 km.lik motorsiklet gezisi yapmış, alkol, bol bol kafein, nikotin almış, yoğun bir iş temposunda çalışmış, düzensiz beslenmiş, ilaç almış, hatta röntgene bile girmiştim. Folik asit mi o neydi ki… Tarama testlerinin bazısını da kaçırmıştık. Aybalam konuşmalarıyla yine içimizi rahatlattı. Tabii yetişebildiğimiz testleri yaptırdık ve detaylı ultrasona girdik.

18. haftamda gebelik şekerim ve hipotiroidim çıktı ve Dr. Türkan Tanyel hanımın da takibiyle diyet yapmaya başladım. Aybalam da hem diyetime destek, hem de doğum için faydalı olacağından yoga yapabileceğimi söyledi ve Pelin Gezek hocamla da tanışmama vesile oldu. Her muayenede doğum konusunda daha da cesaretleniyordum. Aybalam’ın doğum atölyelerine katıldım. Hem eğlenceli, hem duygusal, hem de öğretici bu atölyeler, doğal doğum yapabileceğim konusunda beni daha da yüreklendirdi. Her hafta katıldığım yoga derslerinde yoga dışında da doğum, annelik ve birçok konuda destek olan Pelin hocam aynı zamanda doulam da oldu. Bilinmezlik insanı korkutan birşey ve ilk doğumunuzsa endişeli ve korkuyla bakıyorsunuz herşeye. Ancak bilgilenirsek, bizi neyin beklediğini az çok biliyorsak korkumuz azalıyor. Bu nedenle Aybalam’ın ve Pelin hocanın eğitimleri çok çok değerli. Çevrenizdeki olumsuz söylemlere kulaklarınızı rahatça kapatıyor, hatta söyleyenlerin yeri gelince çenesini de bir güzel kapatıyorsunuz.

40. hafta gelip çatmıştı, ama bende ara ara gelen yalancı sancılar haricinde başka belirti yoktu. 30 Mayıs 2018 sabah 09:30’da kontrol randevumuz vardı. NST’ye girdim. Aybalam 3 cm açılmam oldugunu, istersem yatış verip suni sanciyla deneyebilecegimizi söyledi. Her ne kadar doğal doğuma odaklansam da aksi bir durumda sezeryan fikrini de hiç çıkarmadım aklımdan. Deneyelim dedim; olmazsa sezeryana girerim.

Yatışım yapıldı, 10:30’da suni sancı vermeye başladılar. Doula’m Pelin hocam da geldi yanımıza. Yürüyorduk, pilates topunda egzersizler yapıyorduk, oryantal dans yapip gülüp eğleniyorduk. Tam yemek yerken sancılarım arttı. Aybalam öğlen 13:00’de kontrole geldi ‘bir damla suni sancı bekliyormuşsun, açılman artmış’ dedi. Duygu ebe de güleryüzüyle ve telkinleriyle ekibe tam destekti. Örekeye oturdum, yatakta istediğim pozisyonlarda zaman geçirdim, yatakta spinning gibi hareketler yaptırdı Aybalam. Pelin hocam nefesim ve doğum dalgalarını nasıl karşılamam gerektiği ile ilgili sürekli destek oluyordu. Eşim belime masaj yapıp rahatlatıyordu.

Saat 14:00 olmuştu ve Aybalam 9,5 cm açılmam olduğunu ve istersem doğumhaneye inebileceğimizi söyledi. Çünkü Aybalam’ın da dediği gibi odada ilk dalgaları karşılasam da, doğum yaklaştıkça özgürce bağırmak istedim ve odada kendimi kısıtladım diğer odalara rahatsızlık vermemek adına. Doğumhaneye indik. Eşim, Aybalam, Pelin hocam, Duygu ebe ve ben iyi bir ekip olmuştuk. Kasılmaların sonuna doğru yaklaşıyorduk, enerjim bitmek üzereydi. Nefesimi doğru kullanamamaya ve itme hareketini yapamamaya başlamıştım. Pelin hocam sürekli yanımda bana telkinler veriyor ve kontrolü ele almamı sağlıyordu.

Aybalam ‘sen nasıl doğmuşsun’ diye sordu. ‘Zor doğmuşum’ dedim. ‘Kendi doğumunu yaşıyorsun, bırak kendini, ben söyleyince tüm kuvvetinle bırak’ dedi. Gözlerimi kapattım ve bebeğimin dünyaya gelişini hayal ettim. Duygu ebe’nin karnıma destek yapması ve son kez itmemle bebeğim 14:55’de Aybalam’ın ellerindeydi. Kordonu 2 kere boynuna dolanmış, bu nedenle bebeğim de kendini itememiş çok fazla.

Kordonu kesilmeden kucağıma aldım Ayperi’yi. Sıcacık, ıslak, pespembe koynumdaydı. Eşim göbek bağını kesti. Koynumda kuruladılar, enerjim tükendiği için orada emziremedim ama hemen odaya çıkardılar ve sonrasında emzirmeye başladım. Epiduralsiz, kesisiz, minik bir yırtıkla (ki 1 haftada iyileşti) suni sancılı da olsa doğal bir doğum yaptım. Doğum süresince içimden ilkel benliğimin ortaya çıktığını ve kendimi güçlü, güzel ve harika hissettim. Her anını en ince ayrıntısına kadar hatırladığım ve herşeyiyle iyi ki dediğim harika bir deneyim yaşadım. Varlığıyla her konuda bana destek olan eşime, hamilelik süresince ve doğumda (hatta sonrasında bu çocuk çok kusuyor deyip çocuk doktoru yerine aradığım) hiç keşke dedirtmeyen doktorum, canım Aybalam’a, hamileliğimde ve doğumumda (ve sonrasında lohusa depresyonu, bebek gazı dahil birçok konuda bana destek olan) samimiyeti ve içtenliğiyle baş desteğim canım doulam Pelin hocama, güleryüzü ve tam desteğiyle ebe Duygu’ya ve ilgili Acıbadem ekibine doğum anımı özel ve güzel kıldıkları için çok teşekkür ederim.

Pınar Gür
Bodrum, 30 Kasım 2018

, , , , , , , , , , , , , , , , ,

Aybala

1976 yılında Üsküdar’da Zeynep Kamil Hastanesi’nde normal yolla doğmuş ve güzel adım Zeynep’i oradan alarak hayata başlamışım.. Orman mühendisi olan babamın mesleği nedeniyle çekirdek ailem- annem, babam, iki kız kardeşim ve köpeğimle beraber çeşitli şehirlerde büyüdük.. Bunlardan Adana’da uzunca bir süre takılıp liseyi (Adana Anadolu Lisesi – 1993) ve üniversiteyi (Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi – 1999) burada bitirdim. Tek başıma gittiğim bir İç Anadolu kasabasında (Aksaray İli Gülağaç İlçesi – 1999) ve sonra il merkezinde (Aksaray İli Merkez 2 No.’lu Nöbetçi Sağlık Ocağı – 2000) bir süre pratisyen hekimlik yaptım. Tebabet sanatına dair birçok şeyi burada pratisyenlik yaparken öğrendim diyebilirim. Ardından, eşimle beraber hayatımızı kurmak üzere İstanbul’a taşınıp (2001) herşeye sıfırdan başladık.. O bir bankaya, ben Tıbbi Danışman olarak bir medikal ajansa (2001 – 2004)… Günlerden bir gün, yıllardır beklediğim, hayalini kurduğum ihtisas yapma fikrinin ve kadın doğum uzmanı olarak yeni canların hayata gelmesine aracı olmamın artık vaktinin geldiğini farkedip, istifa ettim ve TUS’a (Tıpta Uzmanlık Sınavı) girerek Kadın Doğum İhtisası’na başladım (Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2004). Asistanlık sürecime neler sığdırmadım ki; kimi üzüntüler, kimi sevinçler, iki de mucize (Damla – 2007, Tuna – 2009)… Derken, ihtisas bitti ve güzel Gaziantep günleri başladı. Benim uzak, yalnız, güzel memleketim.. Her gününü gülümseyerek, seve seve, keyifle hatırladığım mecburi hizmet günlerim, Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi (2010 – 2012).. Uzmanlık hayatımın başlangıcı, sıfırdan bir kliniğin kuruluşunun her aşamasında görev alışım, laparoskopi ateşinin içime düşüşü hep Antep’te.. Laparoskopi eğitimi almaya karar verince, Çukurova Üniversitesi’nden sayın hocam Prof Dr Mehmet Ali Vardar bana kapılarını açtı, bir aylığına tekrar okuluma döndüm, laparaskopinin ABC’sini öğrendim (2011). Ardından Fransa, Strasbourg, IRCAD / EITS.. Avrupa’da jinekolojik laparaskopi eğitiminin piri, Prof Dr Arnaud Wattiez’in kliniği (2012).. Ayrıca, Belçika’nın Leuven şehrindeki, IRCAD’a bağlı olarak eğitsel faaliyetlerini sürdüren the European Academy of Gynecological Surgery’de yine Prof Wattiez’in yönetimindeki “A-to-Z Laparoscopic Suturing Course’u da tamamladım (4-6 Kasım 2013). Laparaskopik vakaları yapıp hastaların yaşam kalitesini nasıl artırdığını, nasıl daha fazla yararlı olduğumu gördükçe, mutluluğum kat be kat artıyor.. Yeditepe Üniversitesi Perinatoloji Bölüm Başkanı olup, aynı zamanda Türk Perinatoloji Derneği’nin yönetim kurulunda yer alan ve ülkemizde perinatoloji camiasının önde gelen isimlerinden biri olan Sn. Doç Dr Oluş Api’nin nezaretinde aldığım perinatoloji (riskli gebelik) eğitimimin de altını çizmeliyim (2012).. Aynı zamanda tez danışmanım olan Sayın Oluş Api’yi her zaman minnetle anıyorum. Zaman geçip Antep dar gelmeye başlayınca, yıllardır kafamızı kurcalayan Bodrum’a taşınma defterlerini yeniden açtık. “Bodrum’da Acıbadem var da ben mi gitmiyorum” dediğimi unutmayan bir arkadaşım sayesinde yeni açılan Acıbadem Hastanesi’yle yollarımız kesişti… Sonra aldık valizlerimizi, bebeklerimizi, çiçeklerimizi, kitaplarımızı, eşyalarımızı, Antep’te bırakıp kalbimizin bir kısmını, düştük Bodrum yollarına (2012).. İşte şimdi, buradayız, Bodrum’da.. Sizi de bekleriz, ama Yokuşbaşı’nda köşeyi dönünce şaşırmayın: Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen, geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler. Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çözümü giriniz *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.