Özlem Çakar – Doğum Hikayesi

04 Ocak 2018
04 Ocak 2018 Aybala

Deniz bebeğin annesinden herkese umutla mutlulukla merhabalar,

Anne adaylarının ve anneliğe heves salmış herkesin heybesine doldurduğu birbirinden güzel bilgiler vardır eminim. Benim heybemde ve serimde doldurduklarımı sizinle paylaşmak adına birkaç deneyimimi anlatmak isterim.

280 günden az süren çoşkun bayramımı 4 Nisan 2017 günü kan testiyle öğrendik. Telefonun diğer ucunda eşimin heyecanlı sesi, benim ağlak sesimle birleşince cinsiyetini haliyle bilemediğimiz miniğimizin varlığından haberdar olduk. Onun varlığının henüz belirsiz olduğu zaman dilimlerinde meğer ne kadar da bihabermişiz hayattan. Her şey sıradan ve önemsizmiş aslında… Annelik insana annelikten önce ve annelikten sonra diye bir şey kazandırıyor. Annelikten önce kafaya taktıklarınız ne kadar da gereksizmiş demeye başlarsınız. Bu sebeple ben hayatımı annelikten önce (A.Ö) ve annelikten sonra (A.S) diye ikiye ayırdım. İçimdeki miniğin ayak izlerinden çok daha büyük izler bırakacaktı hayatımızdaki varlığı. Koskoca okyanusun içinde savunmasız ve yalnız diye düşünmeye başlamıştım. Yelkenlisi, okyanusu ve minik kalbiyle bizi; biz de onu bekliyorduk. Bu noktada bizi anlayan, bize güven veren, rahat ve sabırlı bir doktora ihtiyacımız vardı.

Laf aramızda uzun araştırmalarla ve anket verilerimize(!) dayanarak Aybala Hanım’da karar kıldık. Abartmıyorum aslında tanıdıklarımızın kesişim kümesi Doktor Aybala Hanım’dı. Bizleri sevgiyle karşılaması, panik yapmaması ve Deniz’imizin ultrasondaki görüntüsüne bakarak sevecen davranması doğru lokasyonda olduğumuzu hissettirdi.

Devam eden süreçlerde abartıdan uzak tutumu ve en önemlisi her gittiğimde beni tanıması, öncesindeki yaptığı işlemleri unutmaması güven duygumu iyice pekiştirdi. Haliyle ben rahat olunca Deniz’imiz ve babası da huzurla doluyordu. Doğumun yaklaşmasına yakın seminerlerle hastaneyi, hemşireleri, fiziki koşulları daha da yakından tanıma fırsatı buldum. Aybala Hanım izleyeceği yolu beni bunaltmadan, oluruna bırakarak, sakinlikle yönetiyordu. 30 Kasım günü kontrol için yanına gittiğimizde yaptırdığı egzersizlerle hem ben hem de Deniz huzurla eve dönmüştük. Doktorumuz rahatlamak için istersek her gün yanına gelebileceğimizi de söyledi. Eşimle bize birkaç tavsiyede de bulundu. Deniz’in okyanusları aşmaya, yelkenine binmeye, aramıza katılmaya hazır olduğunu bizi uğurlarken ifade etti.

2 Aralık Cumartesi bazı doğum belirtileriyle Aybala teyzesini görmesi için Deniz’le yola koyulduk. Sakin bir tavırla bizi karşılayan teyzemiz doğumu kolaylaştırmak için birkaç egzersiz yaptırarak doğumun kısa süre içerisinde gerçekleşeceğini aktardı. Eve döndüğümüzde saat 14.00 idi. Akşam üzeri sancılarım başladı; fakat ağrı, sancı ya da çok büyük acılar çekmiyordum. Sancıların iki dakikaya düştüğünü eşim takip etmiş ve doktorumuzu arayarak durumu anlatmıştı. Kendisi ekibiyle bizi hastanede karşılayacağını, vakit kaybetmememiz gerektiğini  soğukkanlılıkla anlattı. Hastaneye gittiğimizde önceden tanıştığımız doğum ekibi bizi karşıladı. Acı çekmemem şaşırtıcı gibiydi. Öğlen yapılan egzersizler anlaşılan işimi oldukça kolaylaştırıyordu. Gözlem odasında doğumun başladığı söylendi. Doğumhaneye giderken doktorumuz başımda beni yüreklendirerek her şeyin rahat ve güzel geçeceğini telkinde bulunarak anlatıyordu ve doğumhanenin kapısındaydık.

İçeri girdiğimizde her şey 30 dakikada bitti. Nasıl mı? Bu inanılmaz cesur kadın eşimi yanımıza aldı, doğumhanede müziğimizi açtı, ortamı sade ve loş hale getirdi, işi olmayacak herkesi odadan çıkararak benim en fazla rahat edebileceğim konforu bana sunmuştu. Eşimin eline bir bez verip terimi silmesini, fotograf çekebileceğini söyleyerek bize ev ortamı huzurunu sağlamıştı. Hatta sancılarımın azaldığı zamanlarda benimle sohbet ederek durumu lehime çeviriyordu.

En muhteşemi de normal doğumun daha da ötesinde güzel bir şeyin, doğal doğumun varlığını o gün öğrendik. Sayesinde sırt üstü değil de doğru pozisyonla doğum yapmam için seçenekler sundu. Bir dakikalık üç farklı denemeyle en rahat ettiğim doğum pozisyonunu yakaladık. Sanki bütün sıkıntılar doğum sancıları dinmişti. Çok kısa bir sürede doğum yaptım. İnanın bu heyecanı, bu güzelliği yaşamak beni çok güçlü hissettirdi, kendime duyduğum saygıyı arttırdı. Doğaya en uygun sadelik ve uyumla her şeyin üstesinden gelivermiştik.

Tarifi mümkün değil derler ya, gerçek bir cezbediş. İşin şifresi tüm annelerin bu gücü içinde var ettiklerini bilmeleri, doğru doktoru bulabilmeleri. Bu şifrelerle yüreğimdeki coşkuyu, cesareti, annelik gücünü bende arttıran, yüreğimden bedenime, beynime salık bırakmama yardım eden doktorumu minnettarım. Doğru doktoru bulun ve yüreğinizdeki anneyi cesaretlendirin. Benim kadar şanslı olmanız dileğiyle Deniz’den herkese selamlar.

Özlem Çakar

27 Aralık 2017, Bodrum

, , , ,

Aybala

1976 yılında Üsküdar’da Zeynep Kamil Hastanesi’nde normal yolla doğmuş ve güzel adım Zeynep’i oradan alarak hayata başlamışım.. Orman mühendisi olan babamın mesleği nedeniyle çekirdek ailem- annem, babam, iki kız kardeşim ve köpeğimle beraber çeşitli şehirlerde büyüdük.. Bunlardan Adana’da uzunca bir süre takılıp liseyi (Adana Anadolu Lisesi – 1993) ve üniversiteyi (Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi – 1999) burada bitirdim. Tek başıma gittiğim bir İç Anadolu kasabasında (Aksaray İli Gülağaç İlçesi – 1999) ve sonra il merkezinde (Aksaray İli Merkez 2 No.’lu Nöbetçi Sağlık Ocağı – 2000) bir süre pratisyen hekimlik yaptım. Tebabet sanatına dair birçok şeyi burada pratisyenlik yaparken öğrendim diyebilirim. Ardından, eşimle beraber hayatımızı kurmak üzere İstanbul’a taşınıp (2001) herşeye sıfırdan başladık.. O bir bankaya, ben Tıbbi Danışman olarak bir medikal ajansa (2001 – 2004)… Günlerden bir gün, yıllardır beklediğim, hayalini kurduğum ihtisas yapma fikrinin ve kadın doğum uzmanı olarak yeni canların hayata gelmesine aracı olmamın artık vaktinin geldiğini farkedip, istifa ettim ve TUS’a (Tıpta Uzmanlık Sınavı) girerek Kadın Doğum İhtisası’na başladım (Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2004). Asistanlık sürecime neler sığdırmadım ki; kimi üzüntüler, kimi sevinçler, iki de mucize (Damla – 2007, Tuna – 2009)… Derken, ihtisas bitti ve güzel Gaziantep günleri başladı. Benim uzak, yalnız, güzel memleketim.. Her gününü gülümseyerek, seve seve, keyifle hatırladığım mecburi hizmet günlerim, Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi (2010 – 2012).. Uzmanlık hayatımın başlangıcı, sıfırdan bir kliniğin kuruluşunun her aşamasında görev alışım, laparoskopi ateşinin içime düşüşü hep Antep’te.. Laparoskopi eğitimi almaya karar verince, Çukurova Üniversitesi’nden sayın hocam Prof Dr Mehmet Ali Vardar bana kapılarını açtı, bir aylığına tekrar okuluma döndüm, laparaskopinin ABC’sini öğrendim (2011). Ardından Fransa, Strasbourg, IRCAD / EITS.. Avrupa’da jinekolojik laparaskopi eğitiminin piri, Prof Dr Arnaud Wattiez’in kliniği (2012).. Ayrıca, Belçika’nın Leuven şehrindeki, IRCAD’a bağlı olarak eğitsel faaliyetlerini sürdüren the European Academy of Gynecological Surgery’de yine Prof Wattiez’in yönetimindeki “A-to-Z Laparoscopic Suturing Course’u da tamamladım (4-6 Kasım 2013). Laparaskopik vakaları yapıp hastaların yaşam kalitesini nasıl artırdığını, nasıl daha fazla yararlı olduğumu gördükçe, mutluluğum kat be kat artıyor.. Yeditepe Üniversitesi Perinatoloji Bölüm Başkanı olup, aynı zamanda Türk Perinatoloji Derneği’nin yönetim kurulunda yer alan ve ülkemizde perinatoloji camiasının önde gelen isimlerinden biri olan Sn. Doç Dr Oluş Api’nin nezaretinde aldığım perinatoloji (riskli gebelik) eğitimimin de altını çizmeliyim (2012).. Aynı zamanda tez danışmanım olan Sayın Oluş Api’yi her zaman minnetle anıyorum. Zaman geçip Antep dar gelmeye başlayınca, yıllardır kafamızı kurcalayan Bodrum’a taşınma defterlerini yeniden açtık. “Bodrum’da Acıbadem var da ben mi gitmiyorum” dediğimi unutmayan bir arkadaşım sayesinde yeni açılan Acıbadem Hastanesi’yle yollarımız kesişti… Sonra aldık valizlerimizi, bebeklerimizi, çiçeklerimizi, kitaplarımızı, eşyalarımızı, Antep’te bırakıp kalbimizin bir kısmını, düştük Bodrum yollarına (2012).. İşte şimdi, buradayız, Bodrum’da.. Sizi de bekleriz, ama Yokuşbaşı’nda köşeyi dönünce şaşırmayın: Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen, geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler. Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çözümü giriniz *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.