Mutlu bir doğum, sevgiyle başlayan bir yolculuk daha

16 Aralık 2019
16 Aralık 2019 Aybala

Yeliz Alıcı | Bodrum

❤️17.08.2019, hayatımın en heyecanlı, en telaşlı hatta en korku dolu günüydü diyebilirim (korkuyu açıklayacağım:) ) Haftalarca doğum sancılarını merakla bekliyordum, çünkü ilk doğumumdu. Çok heyecanlıydım.

 

Her şey güzel gidiyordu. Normal doğum yapamamam için hiç bir engel yoktu. 38. hafta, 39. hafta, 40. hafta… derken ne sancı vardı ne de herhangi başka bir belirti. Son günlerde artık 2 günde bir NST’ye bağlanıyordum. İyice strese girmiştim. Artık 40+2’de Aybala hanım “seni yatıralım suni sancıyla doğumunu başlatalım” dedi. O kadar heyecan ve stres yaşamıştım ki, “yarın gelsek, öbür gün gelsek” diye ertelemek istedik ama olmadı 😊 Canım doktorum hiç bir belirti olmadığını ve artık yatmam gerektiğini söyledi. Ona güvenerek yatmayı kabul ettim.

Hastane sabahı saat 11 gibi NST’ye alındım ki, sancı görünmüyordu. Neticede saat 12 gibi yattım hastaneye ve suni sancı verilmeye başlandı.

İlk doğum olacağı için, annemler, kayınvalidemler ve yanımda olan tüm tecrübeli anneler bugün doğumun olmayacağını, en az 15 saat sancı çekeceğimi 😊 söylemişlerdi. Bilinçaltıma yerleşen bu bilgilerle beklemeye başladım. Fakat 3 saat sonra sancılarım o kadar şiddetlendi ki dayanamaz hale gelmiştim. Artık “normal istemiyorum, sezaryen istiyorum bitsin bu acılarrr” diye bangır bangır bağırıyordum. O sırada hemşireler ve eşim beni ikna etmeye, yatıştırmaya çalışıyorlardı. Ancak o 15 saat o kadar kazınmış ki beynime kimseyi duymuyordum bile.

 

Yaklaşık yarım saat sonra Aybala hanım geldi, beni o kadar neyin telaşlandırdığını soruyordu ama cevap bile veremiyordum. Dakikada bir gelen sancı ve o sancıyla geçireceğim saatler aklıma geldikçe ağzımdan dökülen tek şey, beni kurtarın istemiyorum oluyordu.

O bağrışmanın içerisinde canım doktorum beni kontrol etti ki sancılardan sonra hemşireleri yaklaştırmamıştım bile yanıma, “doğum başlamış, hadi bakalım, bu saatten sonra seni sezaryene falan alamam” demesiyle kendime geldim😂 Ben inatçıydım da doktorum benden daha inatçı çıktı 😍

Sonra ne mi oldu, ben doğurmaya çabalarken Eşim ve sevgili doktorum hiçbir şey olmuyormuş gibi sohbet ediyorlardı.

Artık doğumhaneye inme vakti gelmişti. Sedyeye alındım ve doğumhaneye indik. Herkesler hazırlanırken ben de masaya geçmeye hazırlanıyordum kiiiii, yerçekimine yenik düşerek ayakta doğurdum 😂

 

Yani demem o ki, her doğum kendine özgüdür; kimseye bakmayın doktorunuza bakın.. Beni bana bırakmayan ve inatla yapabileceğimi söyleyen, sonuna kadar yanımda olan en büyük destekçim canım doktoruma, Aybala Akıl’a çok minnettarım ve çok teşekkür ediyorum. İyi ki sen @aybalaakil 💕💃😍 Yeliz Alıcı

Aybala

1976 yılında Üsküdar’da Zeynep Kamil Hastanesi’nde normal yolla doğmuş ve güzel adım Zeynep’i oradan alarak hayata başlamışım.. Orman mühendisi olan babamın mesleği nedeniyle çekirdek ailem- annem, babam, iki kız kardeşim ve köpeğimle beraber çeşitli şehirlerde büyüdük.. Bunlardan Adana’da uzunca bir süre takılıp liseyi (Adana Anadolu Lisesi – 1993) ve üniversiteyi (Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi – 1999) burada bitirdim. Tek başıma gittiğim bir İç Anadolu kasabasında (Aksaray İli Gülağaç İlçesi – 1999) ve sonra il merkezinde (Aksaray İli Merkez 2 No.’lu Nöbetçi Sağlık Ocağı – 2000) bir süre pratisyen hekimlik yaptım. Tebabet sanatına dair birçok şeyi burada pratisyenlik yaparken öğrendim diyebilirim. Ardından, eşimle beraber hayatımızı kurmak üzere İstanbul’a taşınıp (2001) herşeye sıfırdan başladık.. O bir bankaya, ben Tıbbi Danışman olarak bir medikal ajansa (2001 – 2004)… Günlerden bir gün, yıllardır beklediğim, hayalini kurduğum ihtisas yapma fikrinin ve kadın doğum uzmanı olarak yeni canların hayata gelmesine aracı olmamın artık vaktinin geldiğini farkedip, istifa ettim ve TUS’a (Tıpta Uzmanlık Sınavı) girerek Kadın Doğum İhtisası’na başladım (Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2004). Asistanlık sürecime neler sığdırmadım ki; kimi üzüntüler, kimi sevinçler, iki de mucize (Damla – 2007, Tuna – 2009)… Derken, ihtisas bitti ve güzel Gaziantep günleri başladı. Benim uzak, yalnız, güzel memleketim.. Her gününü gülümseyerek, seve seve, keyifle hatırladığım mecburi hizmet günlerim, Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi (2010 – 2012).. Uzmanlık hayatımın başlangıcı, sıfırdan bir kliniğin kuruluşunun her aşamasında görev alışım, laparoskopi ateşinin içime düşüşü hep Antep’te.. Laparoskopi eğitimi almaya karar verince, Çukurova Üniversitesi’nden sayın hocam Prof Dr Mehmet Ali Vardar bana kapılarını açtı, bir aylığına tekrar okuluma döndüm, laparaskopinin ABC’sini öğrendim (2011). Ardından Fransa, Strasbourg, IRCAD / EITS.. Avrupa’da jinekolojik laparaskopi eğitiminin piri, Prof Dr Arnaud Wattiez’in kliniği (2012).. Ayrıca, Belçika’nın Leuven şehrindeki, IRCAD’a bağlı olarak eğitsel faaliyetlerini sürdüren the European Academy of Gynecological Surgery’de yine Prof Wattiez’in yönetimindeki “A-to-Z Laparoscopic Suturing Course’u da tamamladım (4-6 Kasım 2013). Laparaskopik vakaları yapıp hastaların yaşam kalitesini nasıl artırdığını, nasıl daha fazla yararlı olduğumu gördükçe, mutluluğum kat be kat artıyor.. Yeditepe Üniversitesi Perinatoloji Bölüm Başkanı olup, aynı zamanda Türk Perinatoloji Derneği’nin yönetim kurulunda yer alan ve ülkemizde perinatoloji camiasının önde gelen isimlerinden biri olan Sn. Doç Dr Oluş Api’nin nezaretinde aldığım perinatoloji (riskli gebelik) eğitimimin de altını çizmeliyim (2012).. Aynı zamanda tez danışmanım olan Sayın Oluş Api’yi her zaman minnetle anıyorum. Zaman geçip Antep dar gelmeye başlayınca, yıllardır kafamızı kurcalayan Bodrum’a taşınma defterlerini yeniden açtık. “Bodrum’da Acıbadem var da ben mi gitmiyorum” dediğimi unutmayan bir arkadaşım sayesinde yeni açılan Acıbadem Hastanesi’yle yollarımız kesişti… Sonra aldık valizlerimizi, bebeklerimizi, çiçeklerimizi, kitaplarımızı, eşyalarımızı, Antep’te bırakıp kalbimizin bir kısmını, düştük Bodrum yollarına (2012).. İşte şimdi, buradayız, Bodrum’da.. Sizi de bekleriz, ama Yokuşbaşı’nda köşeyi dönünce şaşırmayın: Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen, geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler. Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çözümü giriniz *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.