Meryem Turgut – Doğum Hikayesi

04 Aralık 2018
04 Aralık 2018 Aybala

Aybala Hanım’la tanışmamız hamileliğimden önceydi. Daha önce ismini çok duymuş ve bir tanıdığım vasıtasıyla muayeneye gitmiştim. Muayene günü bize gösterdiği sıcakkanlılık, anlayış, en önemlisi hissettirdiği güven duygusuyla hamilelik sürecimi Aybala Hanım’la geçirmeliyim dedim.

Ve beklenen gün geldi. Test yaptım: Hamileydim. Hiç düşünmeden tereddüt etmeden Aybala Hanım’dan randevu aldım. Aybala Hanım ultrasonda, “bak bu kalp atışı” diye gösterdiğinde bambaşka bir kapı açılmıştı dünyamıza. Her kontrol ayrı bir heyecan ayrı bir mutluluktu.

Normal doğum istiyor fakat korkuyordum. Bu düşüncemi Aybala Hanım ile paylaştığımda “şu an sana bir şey söylemeyeceğim bununla ilgili, doğum atölyesinden sonra tekrar konuşalım. Ama kendiliğinden kararını değiştireceksin” dedi. Gerçekten dediği gibi oldu. Normal doğum için korkularım gitti, kendime güvenim geldi. Karar vermiştim, normal doğum olacaktı. Bu sefer de bebeğim dönmedi. Aybala Hanım yapmam gereken hareketleri gösterdi ve diğer kontrolde bebeğim de dönmüştü artık.

3.11.2018 tarihinde 40 hafta olmuştu. Kontrol için hastaneye gittik. Aybala Hanım “suyun bitmiş, eve gönderemem, yatışını yapıyoruz. Önce suni sancı verilecek. Doğumun yarın gerçekleşir.” dedi. Şaşkındık; heyecan, sabırsızlık, hepsi biraradaydı. Suni sancı verilmeye başlandı. Sevgili ebem Setenay süreci anlattı. Herşey yolunda giderken, birden bebeğime bir şey olacak korkusu kaplamıştı içimi ve normal doğumdan vazgeçtim. Sezaryen istiyordum. Saat 10:30’da sezaryen olmak için bütün hazırlıklar tamamlanmıştı. Ameliyathaneye inecektik.

Aybala hanım odama geldiğinde şoktaydım; vücuduma hakim olamıyor, titriyordum. Aybala hanım “Seni ikna etmek için şansımı denemeye geldim; muayene edeceği, eğer açıklığın yoksa mecburen sezaryen olacak” dedi. Çatı muayenesinde açıklığım 7 cm idi. Ve bana “yazık edersin bunca verdiğin emeğe. Sence ben bebeğini ve seni riske atar mıyım? Herşey yolunda; yapabilirsin! Ne oldu 9 aydır tanıdığım Meryem’e?” dedi. Duyduğum şey beni kendime getirmişti “sence ben bebeğini ve seni riske atar mıyım?” Atmazdı. Ben doktoruma güvenerek gelmiştim ve normal doğum sürecim tekrar başladı.

Bu süreçte ebem Setenay’la hareketler, nefes egzersizleri yapmaya başladık ve tabii ki eşimin desteği çok önemliydi. Açıklık 9 cm olmuştu. Aybala hanım “çok az kaldı, doğumhaneye inmek ister misin?” diye sordu. Ama ben inmek istemedim. Tek düşüncem bir an önce oğluma kavuşmaktı. Odamda eşim, ebem ve doktorum sayesinde 12:42’de oğlumuz Ata kucağımdaydı. Aybala hanım göbek kordonunu babasına kestirmişti. Mutluluktan ağlıyorduk.

Bu süreçte desteğini, elini üstümden hiç çekmeyen eşime, her an yanımda olan sevgili ebem Setenay’a ve 9 ay boyunca beni aydınlatan, doğru karar almamı sağlayan bitanecik doktorum Aybala hanım’a teşekkür ederim.
İyi ki varsınız.

Meryem Turgut
12 Kasım 2018, Bodrum

 

, , , , , , , , , , , , , , , , ,

Aybala

1976 yılında Üsküdar’da Zeynep Kamil Hastanesi’nde normal yolla doğmuş ve güzel adım Zeynep’i oradan alarak hayata başlamışım.. Orman mühendisi olan babamın mesleği nedeniyle çekirdek ailem- annem, babam, iki kız kardeşim ve köpeğimle beraber çeşitli şehirlerde büyüdük.. Bunlardan Adana’da uzunca bir süre takılıp liseyi (Adana Anadolu Lisesi – 1993) ve üniversiteyi (Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi – 1999) burada bitirdim. Tek başıma gittiğim bir İç Anadolu kasabasında (Aksaray İli Gülağaç İlçesi – 1999) ve sonra il merkezinde (Aksaray İli Merkez 2 No.’lu Nöbetçi Sağlık Ocağı – 2000) bir süre pratisyen hekimlik yaptım. Tebabet sanatına dair birçok şeyi burada pratisyenlik yaparken öğrendim diyebilirim. Ardından, eşimle beraber hayatımızı kurmak üzere İstanbul’a taşınıp (2001) herşeye sıfırdan başladık.. O bir bankaya, ben Tıbbi Danışman olarak bir medikal ajansa (2001 – 2004)… Günlerden bir gün, yıllardır beklediğim, hayalini kurduğum ihtisas yapma fikrinin ve kadın doğum uzmanı olarak yeni canların hayata gelmesine aracı olmamın artık vaktinin geldiğini farkedip, istifa ettim ve TUS’a (Tıpta Uzmanlık Sınavı) girerek Kadın Doğum İhtisası’na başladım (Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2004). Asistanlık sürecime neler sığdırmadım ki; kimi üzüntüler, kimi sevinçler, iki de mucize (Damla – 2007, Tuna – 2009)… Derken, ihtisas bitti ve güzel Gaziantep günleri başladı. Benim uzak, yalnız, güzel memleketim.. Her gününü gülümseyerek, seve seve, keyifle hatırladığım mecburi hizmet günlerim, Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi (2010 – 2012).. Uzmanlık hayatımın başlangıcı, sıfırdan bir kliniğin kuruluşunun her aşamasında görev alışım, laparoskopi ateşinin içime düşüşü hep Antep’te.. Laparoskopi eğitimi almaya karar verince, Çukurova Üniversitesi’nden sayın hocam Prof Dr Mehmet Ali Vardar bana kapılarını açtı, bir aylığına tekrar okuluma döndüm, laparaskopinin ABC’sini öğrendim (2011). Ardından Fransa, Strasbourg, IRCAD / EITS.. Avrupa’da jinekolojik laparaskopi eğitiminin piri, Prof Dr Arnaud Wattiez’in kliniği (2012).. Ayrıca, Belçika’nın Leuven şehrindeki, IRCAD’a bağlı olarak eğitsel faaliyetlerini sürdüren the European Academy of Gynecological Surgery’de yine Prof Wattiez’in yönetimindeki “A-to-Z Laparoscopic Suturing Course’u da tamamladım (4-6 Kasım 2013). Laparaskopik vakaları yapıp hastaların yaşam kalitesini nasıl artırdığını, nasıl daha fazla yararlı olduğumu gördükçe, mutluluğum kat be kat artıyor.. Yeditepe Üniversitesi Perinatoloji Bölüm Başkanı olup, aynı zamanda Türk Perinatoloji Derneği’nin yönetim kurulunda yer alan ve ülkemizde perinatoloji camiasının önde gelen isimlerinden biri olan Sn. Doç Dr Oluş Api’nin nezaretinde aldığım perinatoloji (riskli gebelik) eğitimimin de altını çizmeliyim (2012).. Aynı zamanda tez danışmanım olan Sayın Oluş Api’yi her zaman minnetle anıyorum. Zaman geçip Antep dar gelmeye başlayınca, yıllardır kafamızı kurcalayan Bodrum’a taşınma defterlerini yeniden açtık. “Bodrum’da Acıbadem var da ben mi gitmiyorum” dediğimi unutmayan bir arkadaşım sayesinde yeni açılan Acıbadem Hastanesi’yle yollarımız kesişti… Sonra aldık valizlerimizi, bebeklerimizi, çiçeklerimizi, kitaplarımızı, eşyalarımızı, Antep’te bırakıp kalbimizin bir kısmını, düştük Bodrum yollarına (2012).. İşte şimdi, buradayız, Bodrum’da.. Sizi de bekleriz, ama Yokuşbaşı’nda köşeyi dönünce şaşırmayın: Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen, geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler. Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çözümü giriniz *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.