Melis Sakaoğlu – Doğum Hikayesi

08 Ekim 2018
08 Ekim 2018 Aybala

İstanbul ’dan Bodrum’a taşınırken aklımdaki tek soru Bodrum’da nasıl içime sinen bir kadın doğum doktoru bulacağımdı. Bütün hastanelerdeki doktorları tek tek araştırıp bir süre hiçbirisine gidemedim. Her zaman doğum doktorumun erkek olmasını istedim, kadın doktorlara karşı içimde her z

aman bir önyargı vardı ne zaman ki Aybala Hanım ile yolum kesişene kadar…

Yumurtalıklarımın düzenli çalışmaması sebebi ile ilk randevumu almıştım, daha odasına girer girmez o kadar sıcakkanlı ve güler yüzüyle karşıladı ki eşimle beni, o an dedim eğer bir gün hamile kalırsam geleceğim doktorum kendisi olacak dedim.

Ve o gün geldi çattı. 30.07.2017 Cuma günü akşam üzeri yaptığım hamilelik testi ile hamile olduğumu öğrendim, hemen Aybala Hanım’ı aradım ancak meşgule attı ve hemen whatsapp üzerinden ses kaydı göndererek lütfen mesaj atar mısınız şu an toplantıdayım dedi. Hızlıca hamilelik testi yaptığımı, pozitif çıktığını ve ne zaman randevu almam gerektiğini sordum. Kendisi gayet sakinlikle 10 gün sonra görüşelim, hamilesiniz şu an için herhangi bir kan testi yaptırmanıza gerek yok dedi. Ancak ben ve eşim dayanamayarak soluğu hastanede aldık ve gebelik testi 

yaptırdık, sonucunu da direk Aybala Hanım ile paylaştık ve bize tekrar 10 gün sonraya randevu almamızı söyledi. Bizde 9 ay boyunca kendisine gidip gelerek bu süreci müthiş bir sakinlikle, huzurlu ve mutlulukla tamamladık.

12.03.2018 – 40+4 günlük hamileyim ancak hiçbir doğum belirtisi yaşamıyorum ne sancı ne suyum geldi ne nişan ne bir rahatsızlık hiçbir şey. Gayet kendimi iyi hissediyorum sanki doğum yapacak kişi ben olmayacakmışım gibi? Sabah randevumuza gittik ve beni NST’ye yolladı ve sonucu görünce: “Melis henüz sancın yok, ancak artık 41. haftaya girdik ve ben seni daha fazla riske atıp bekletemem; bugün yatışını yapalım” dedi ve biz apar topar kontrol muayenesine geldiğimiz sanırken aslında, (tüm hastane için eşyaları arabada tutmaya başlamıştık 38. haftada) kendimizi odamıza yerleşirken bulduk. Herşeyi o kadar sakin ve profesyonelce yönetiyordu ki, Aybala Hanım’a hayran kalmamak elde değil…

Odamıza yerleştikten sonra hemen kontrole gelip suni sancıyı başlattı ve başladık beklemeye. Gün içerisinde kendi bir sürü hastası olmasına rağmen her yarım saatte bir doğum katına gelip beni kontrol ediyordu, kaç cm açıklık olduğuna bakıyordu. Ve söylememe gerek yok ama yine her zamanki gibi bitmek bilmeyen enerjisi ve güler yüzü ile.

Normal doğum yapabileceğime beni ikna ederek sabah saat 11.00’de sancıyı başlattı ve odada pilates topu ve mat eşliğinde doğumu beklemeye başladık. Yavaş yavaş istenilen açıklığa ulaşılıyordu ve ben epidural istediğimi söylediğimde, Aybala hanım muayene ettikten sonra “Melis’cim geçmiş olsun epidural alamazsın şu an 6 cm açıklık var doğuruyorsun” dedi, “6 cm açıklıkta sancıyı hissetmediysen çok rahat bir şekilde 1- 2 saate doğurursun” dedi ve gitti ?

Bu arada saat 18.30, bende hala tık yok; açılma yavaş yavaş ilerliyor ve yarım saatte bir melek doktorum yanı başımda beni kontrolde. Saat 19:00’da, “Melis hala doğurmadıysan ben tenis dersine gidip hemen gelicem” dedi..  bu kadar da eğlenceli geçiyordu doğumum? Ben de “aa tabii ben iyiyim sancı çekiyorum ama herşey yolunda” dedim ve eşim, dünya tatlısı ebemiz Duygu ve ben kaldık odada. 1 saat sonra tenis dersinden çıkarak geldi tekrar yanıma ve açıklık devam ediyor aynen böyle devam et dedi ve odadaki koltuğa uzandı, “Sancı gelince bana haber ver , ben sancı gelene kadar uzanıyorum” dedi? O kadar samimiydi ki gülmekten ve ona sonsuz güvenmekten başka bir şey gelmiyordu elimden. Bütün gün hastaları ile ilgilenerek, bir de mesaisi bitmesine rağmen eve çocuklarının yanına gitmeyip benim yanı başımda bekleyen doktorum için 2 dakika uzanmanın lafı edilemez değil mi? Ben sancı geliyor dediğimde koltuktan fırlayarak yanıma geliyor elimi tutuyor, “hadi Meliscim az kaldı” diyerek bana sonsuz destek oluyordu.

Bu şekilde hala hastane odasında beni tutarak “açıklığı 8 cm ettik ve hadi artık doğumhaneye iniyoruz” dedi.. “Çok az kaldı dayanabilirsin” diyordu ama benim artık enerjim bitmek üzereydi. Ama modumun hiç düşmesine izin vermeyerek beni 8 cm ile doğumhaneye yetiştirdi ve saat gece 23.30 açıklık tam 10 cm oldu. “Hadi Melis çok az daha dayan elim kafasına değiyor hadi hadi” diyerek benim daha fazla ıkınmam için bağırıyordu; ancak ben “yapamayacağım artık nolur beni kes sezeryana al” diye yalvarıyordum. “Bu saatten sonra alamam zaten doğuruyorsun” diye beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Artık o da ben de çok yorulmuştuk.. Saat 00:00, tam 13 saattir ben sancı çekiyordum, Aybalam da yanı başımdan 1 dakika bile ayrılmayarak bana hiç hayal edemeyeceğim bir destekte bulunuyordu.

En sonunda “yeter artık dayanamıyorum” dedim, resmen yalvarıyordum beni sezeryana alması için. En sonunda “Melis seni daha fazla zorlayamam, kordon dolanmış olabilir, o nedenle ameliyata alıyorum, 13 saat sancı çektikten sonra epidural yapamam uyuşamazsın seni acil genel anesteziyle ameliyata alıyorum” dedi ve 00:10’da girdiğim ameliyattan 00.30’da kızım Defne doğmuştu, ben anestezinin etkisiyle gece 02:00’de kendime gelmiş olsam da kızımı sağlıkla kucağıma almamı sağlayan doktorum Aybala Hanım’a sonsuz teşekkür, yine hamile kalsam hiç düşünmeden geleceğim ve kendimi güvenle emanet edeceğim tek doktordur.

Melis Sakaoğlu
Bodrum, 19 Eylül 2018

, , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Aybala

1976 yılında Üsküdar’da Zeynep Kamil Hastanesi’nde normal yolla doğmuş ve güzel adım Zeynep’i oradan alarak hayata başlamışım.. Orman mühendisi olan babamın mesleği nedeniyle çekirdek ailem- annem, babam, iki kız kardeşim ve köpeğimle beraber çeşitli şehirlerde büyüdük.. Bunlardan Adana’da uzunca bir süre takılıp liseyi (Adana Anadolu Lisesi – 1993) ve üniversiteyi (Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi – 1999) burada bitirdim. Tek başıma gittiğim bir İç Anadolu kasabasında (Aksaray İli Gülağaç İlçesi – 1999) ve sonra il merkezinde (Aksaray İli Merkez 2 No.’lu Nöbetçi Sağlık Ocağı – 2000) bir süre pratisyen hekimlik yaptım. Tebabet sanatına dair birçok şeyi burada pratisyenlik yaparken öğrendim diyebilirim. Ardından, eşimle beraber hayatımızı kurmak üzere İstanbul’a taşınıp (2001) herşeye sıfırdan başladık.. O bir bankaya, ben Tıbbi Danışman olarak bir medikal ajansa (2001 – 2004)… Günlerden bir gün, yıllardır beklediğim, hayalini kurduğum ihtisas yapma fikrinin ve kadın doğum uzmanı olarak yeni canların hayata gelmesine aracı olmamın artık vaktinin geldiğini farkedip, istifa ettim ve TUS’a (Tıpta Uzmanlık Sınavı) girerek Kadın Doğum İhtisası’na başladım (Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2004). Asistanlık sürecime neler sığdırmadım ki; kimi üzüntüler, kimi sevinçler, iki de mucize (Damla – 2007, Tuna – 2009)… Derken, ihtisas bitti ve güzel Gaziantep günleri başladı. Benim uzak, yalnız, güzel memleketim.. Her gününü gülümseyerek, seve seve, keyifle hatırladığım mecburi hizmet günlerim, Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi (2010 – 2012).. Uzmanlık hayatımın başlangıcı, sıfırdan bir kliniğin kuruluşunun her aşamasında görev alışım, laparoskopi ateşinin içime düşüşü hep Antep’te.. Laparoskopi eğitimi almaya karar verince, Çukurova Üniversitesi’nden sayın hocam Prof Dr Mehmet Ali Vardar bana kapılarını açtı, bir aylığına tekrar okuluma döndüm, laparaskopinin ABC’sini öğrendim (2011). Ardından Fransa, Strasbourg, IRCAD / EITS.. Avrupa’da jinekolojik laparaskopi eğitiminin piri, Prof Dr Arnaud Wattiez’in kliniği (2012).. Ayrıca, Belçika’nın Leuven şehrindeki, IRCAD’a bağlı olarak eğitsel faaliyetlerini sürdüren the European Academy of Gynecological Surgery’de yine Prof Wattiez’in yönetimindeki “A-to-Z Laparoscopic Suturing Course’u da tamamladım (4-6 Kasım 2013). Laparaskopik vakaları yapıp hastaların yaşam kalitesini nasıl artırdığını, nasıl daha fazla yararlı olduğumu gördükçe, mutluluğum kat be kat artıyor.. Yeditepe Üniversitesi Perinatoloji Bölüm Başkanı olup, aynı zamanda Türk Perinatoloji Derneği’nin yönetim kurulunda yer alan ve ülkemizde perinatoloji camiasının önde gelen isimlerinden biri olan Sn. Doç Dr Oluş Api’nin nezaretinde aldığım perinatoloji (riskli gebelik) eğitimimin de altını çizmeliyim (2012).. Aynı zamanda tez danışmanım olan Sayın Oluş Api’yi her zaman minnetle anıyorum. Zaman geçip Antep dar gelmeye başlayınca, yıllardır kafamızı kurcalayan Bodrum’a taşınma defterlerini yeniden açtık. “Bodrum’da Acıbadem var da ben mi gitmiyorum” dediğimi unutmayan bir arkadaşım sayesinde yeni açılan Acıbadem Hastanesi’yle yollarımız kesişti… Sonra aldık valizlerimizi, bebeklerimizi, çiçeklerimizi, kitaplarımızı, eşyalarımızı, Antep’te bırakıp kalbimizin bir kısmını, düştük Bodrum yollarına (2012).. İşte şimdi, buradayız, Bodrum’da.. Sizi de bekleriz, ama Yokuşbaşı’nda köşeyi dönünce şaşırmayın: Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen, geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler. Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çözümü giriniz *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.