Her doğum ayrı bir hikaye.. ve her hikaye apayrı bir mucize 🙏

06 Şubat 2020
06 Şubat 2020 Aybala

Nimet Çoban | Bodrum

Her bir hikayenin içinde – yanında – kenarında yer alışımda, mutluluk – heyecan – gurur – aşkla doluyorum 💙🦋 Bu günkü hikayemizi bizim için Nimet kaleme aldı; çok teşekkür ediyorum 🙏🙏 Hayatımın en önemli anlarından bir tanesi.
22 Mart tarihinde bebeğimizi öğrendik hem de en özel, en sürpriz haliyle.
Ben polikistik over hastasıydım, adetlerim düzensizdi, ilaçsız adet olamıyordum, aynı zamanda eşimle birlikte bebek istiyorduk. Adetimin üzerinden her zamanki gibi 3 ay geçti, ilaç içmemek için direndim ve gebelik testi yaptım gebelik testim negatif çıktı. Bunun üzerine adet söktürücü içmek zorunda kaldım. Normalde 3 – 4 gün sonra adet olmam gerekiyordu ancak olmadım. Tedaviyi yenilemek amaçlı yeni bir doktor bulup ona gitmeye karar verdim. Çevremden ve internetten araştırmalarım sonucu Aybala hocamı buldum. Randevu alıp eşim ile birlikte muayenesine gittik. Kendi durumumdan bahsettim. Aybala hocam öncelikle kistlerinin durumuna bakalım dedi. Beni kistlerime bakmak için ultrasona aldığında aniden ultrasonun ekranını durdurdu. Biz eşim ile birlikte ne olduğunu anlamadık. Tabii ben tahminde bulundum ama umutlanmak istemedim.
Aybala hocama ne olduğunu sorduğumda sizin tedaviye ihtiyacınız yok dedi. Neden diye sorduğumuzda bize kesenin oluştuğunu benim hamile olduğumu söyledi. O anda Aybala hocamın bacağımı tutuşu o haberi verişi, yaşadığım o duyguya kendi duygularını katması, eşimin sevinç gözyaşları ve muhteşem duygu yoğunluğunu unutamam. Allah’ım isteyen dileyen herkese nasip etsin. Bizi bir hafta sonrasına tekrardan çağırdı. Kalp atışlarını dinleyelim sonra havai fişekleri patlatırsınız dedi. O bir hafta hiç geçmedi. Bir hafta sonra hiç zaman kaybetmeden kalp atışlarını dinlemeye gittik. Çok şükür bir sıkıntı olmadı ve kalp atışlarını dinledik her şey yolundaydı.

Gel zaman git zaman güle oynaya sıkıntısız bir şekilde 9 ayı tamamladık. Bu dönemde en ufak bir bulantım dahi olmadı. Hamileliği çok sevdim sürekli hamile gezebilirim 🙂
37+4’te gece suyum geldi ama sancım yoktu. Hemen Aybala hocamı aradık. Hastaneye yatış yapmamızı ve sabah kendisinin geleceğini söyledi. Hastaneye gitmek için hazırlık yaparken nişanım düştü; bu durum beni daha da heyecanlandırdı, gezmeye gider gibi hastaneye gittim. Sabaha kadar beni sancılarım hafif hafif yokladı. Sabah rutine bindi.
Aybala hocamın sabah yanıma gelmesiyle bana da güç geldi birbirimize sarıldık. Beni muayene etti, açılmamın başladığını ama yeterli derecede olmadığını biraz daha beklememiz gerektiğini söyledi. Biz de beklemeye devam ettik. Saat 13.00’de bana düşük dozda güçlendirici verdiler, sancılarım yoğunlaşmaya başladı. Pilates topunu kullanarak ve yürüyüş yaparak rahatlamaya çalıştım. Yatağıma yatıp dinlendim. Sancılar geldikçe nefesimi kontrol etmeye çalışıyordum. Ebelerin tahminine göre akşam 6 – 7 gibi doğum olacaktı. Ben sürekli duşa girmek istiyordum, sıcak su beni rahatlatıyor sancılarımı en aza indirgiyordu. Ben duşa girdiğimde odama Aybala Hocam geldi. Saat 15.00 civarındaydı, bana havlunla birlikte gel seni muayene edeyim dedi. Yatağa yattım açılmamın başlamış olduğunu ve doğumun başlamış olduğunu söyledi. Bana ne yapmam gerektiğini tekrardan anlattı.

Doğum anında olay nefeste bitiyor. Nefesinize hakim olursanız sancı da doğum da çok basit 🙂 Doğumhaneye bile gitmedik ortamı gayet güzel hazırladı müzik açtı güle eğlene beni gazlaya gazlaya 🙂 eşimi de yanına alarak doğumumu yaptırdı. Saat 15.32’de kızımı kucağıma verdi göbek adını da Zeynep koydu 😉
Çevremdeki insanlardan aldığım soru, “normal doğum mu yaptın?” “ Tebrik ederim, ben de çok istedim ama yapamadım” diyen o kadar çok oldu ki. Doğru doktor seçimi ve kendine olan güvenin ile istisna durumlar hariç yapamayacağın bir şey değil. Hatta bana kalırsa sezaryen daha zor; ben doğum yaptığım gün ayaklandım ertesi gün neredeyse hiç oturmadım.
İkinci bebeğim olursa eğer yine Aybala hocamla bu yolda ilerlemeyi çok isterim.. Eşimin işi nedeni ile bu durum zor gözüküyor ama bunun için elimizden geleni yapacağız. Her şey için çok teşekkür ederim. Öncelikle Aybala hocama, özel kliniğinde çalışan Derya hemşireme, Seda hanıma. Daha sonra Acıbadem’deki ebelerime, ayrı ayrı hepsine teşekkürler. Hepsi çok ilgili, güler yüzlü. Doğumumda ve doğum sürecimde çok kolaylık sağladılar.
Nimet Çoban
6 Ocak 2020, Bodrum

Aybala

1976 yılında Üsküdar’da Zeynep Kamil Hastanesi’nde normal yolla doğmuş ve güzel adım Zeynep’i oradan alarak hayata başlamışım.. Orman mühendisi olan babamın mesleği nedeniyle çekirdek ailem- annem, babam, iki kız kardeşim ve köpeğimle beraber çeşitli şehirlerde büyüdük.. Bunlardan Adana’da uzunca bir süre takılıp liseyi (Adana Anadolu Lisesi – 1993) ve üniversiteyi (Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi – 1999) burada bitirdim. Tek başıma gittiğim bir İç Anadolu kasabasında (Aksaray İli Gülağaç İlçesi – 1999) ve sonra il merkezinde (Aksaray İli Merkez 2 No.’lu Nöbetçi Sağlık Ocağı – 2000) bir süre pratisyen hekimlik yaptım. Tebabet sanatına dair birçok şeyi burada pratisyenlik yaparken öğrendim diyebilirim. Ardından, eşimle beraber hayatımızı kurmak üzere İstanbul’a taşınıp (2001) herşeye sıfırdan başladık.. O bir bankaya, ben Tıbbi Danışman olarak bir medikal ajansa (2001 – 2004)… Günlerden bir gün, yıllardır beklediğim, hayalini kurduğum ihtisas yapma fikrinin ve kadın doğum uzmanı olarak yeni canların hayata gelmesine aracı olmamın artık vaktinin geldiğini farkedip, istifa ettim ve TUS’a (Tıpta Uzmanlık Sınavı) girerek Kadın Doğum İhtisası’na başladım (Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2004). Asistanlık sürecime neler sığdırmadım ki; kimi üzüntüler, kimi sevinçler, iki de mucize (Damla – 2007, Tuna – 2009)… Derken, ihtisas bitti ve güzel Gaziantep günleri başladı. Benim uzak, yalnız, güzel memleketim.. Her gününü gülümseyerek, seve seve, keyifle hatırladığım mecburi hizmet günlerim, Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi (2010 – 2012).. Uzmanlık hayatımın başlangıcı, sıfırdan bir kliniğin kuruluşunun her aşamasında görev alışım, laparoskopi ateşinin içime düşüşü hep Antep’te.. Laparoskopi eğitimi almaya karar verince, Çukurova Üniversitesi’nden sayın hocam Prof Dr Mehmet Ali Vardar bana kapılarını açtı, bir aylığına tekrar okuluma döndüm, laparaskopinin ABC’sini öğrendim (2011). Ardından Fransa, Strasbourg, IRCAD / EITS.. Avrupa’da jinekolojik laparaskopi eğitiminin piri, Prof Dr Arnaud Wattiez’in kliniği (2012).. Ayrıca, Belçika’nın Leuven şehrindeki, IRCAD’a bağlı olarak eğitsel faaliyetlerini sürdüren the European Academy of Gynecological Surgery’de yine Prof Wattiez’in yönetimindeki “A-to-Z Laparoscopic Suturing Course’u da tamamladım (4-6 Kasım 2013). Laparaskopik vakaları yapıp hastaların yaşam kalitesini nasıl artırdığını, nasıl daha fazla yararlı olduğumu gördükçe, mutluluğum kat be kat artıyor.. Yeditepe Üniversitesi Perinatoloji Bölüm Başkanı olup, aynı zamanda Türk Perinatoloji Derneği’nin yönetim kurulunda yer alan ve ülkemizde perinatoloji camiasının önde gelen isimlerinden biri olan Sn. Doç Dr Oluş Api’nin nezaretinde aldığım perinatoloji (riskli gebelik) eğitimimin de altını çizmeliyim (2012).. Aynı zamanda tez danışmanım olan Sayın Oluş Api’yi her zaman minnetle anıyorum. Zaman geçip Antep dar gelmeye başlayınca, yıllardır kafamızı kurcalayan Bodrum’a taşınma defterlerini yeniden açtık. “Bodrum’da Acıbadem var da ben mi gitmiyorum” dediğimi unutmayan bir arkadaşım sayesinde yeni açılan Acıbadem Hastanesi’yle yollarımız kesişti… Sonra aldık valizlerimizi, bebeklerimizi, çiçeklerimizi, kitaplarımızı, eşyalarımızı, Antep’te bırakıp kalbimizin bir kısmını, düştük Bodrum yollarına (2012).. İşte şimdi, buradayız, Bodrum’da.. Sizi de bekleriz, ama Yokuşbaşı’nda köşeyi dönünce şaşırmayın: Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen, geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler. Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı