Hamile Yogası ve Faydaları HAZIRLAYAN: Pelin Gezek – Yoga Eğitmeni, Bodrum

02 Ekim 2017
02 Ekim 2017 Aybala

HAZIRLAYAN:

Pelin Gezek

Yoga Eğitmeni, Bodrum

Hiç bilmediğin bir oyununun galasında salona girdiğinde başrolde olduğunu öğreniyorsun ve elinde sahneye çıkmadan az önce tutuşturulan bir kağıt parçası var sadece.
Düşünsene ! heyecanını bacakların titriyor, kağıda bakıyorsun bir şeyler ifade ediyor ama büyük bir boşluk var gözlerinde … Derken birden içgüdülerin devreye giriyor. Okuyup aklında kalanları güdülerinle birleştiriyorsun, seyircilerden gelen kupleleri de ekliyorsun sanki sen değil bambaşka biri oynuyor sahnede. Değişimine dönüşümüne hayretle uzaktan bakakalıyorsun…Hamilelik, ilk öğrendiğiniz andan itibaren fiziksel, zihinsel ve duygusal bir değişimin, büyük bir dönüşümün habercisi. Bu dönüşümde en büyük desteklerden biri de “hamile yogası” dır diyebiliriz.
Yoga genel anlamıyla “birlik” demektir, yani bedenin, zihnin ve ruhun birliği. Hamilelik sürecini yoga yaparak geçirmiş bir anne ve aynı zamanda eğitmen olarak; Hamilelik sürecindeki bahsettiğimiz bu büyük dönüşüme beden, ruh, zihin birlikteliğini sağlayarak anneye en büyük desteği yoganın verdiği görüşündeyim.

Ne oynayacağını bilmeden kendisini sahnede bulan kişi ile farkı anne sahneye çıkmadan önce 40 haftayı geride bırakıyor. Anne bu dönemde kendine alabileceklerini güdüleri ile birleştiriyor. Yoga nın bu birleşime katkısı büyük..

Derslerde ne yapıyoruz;
-Asana-Fiziksel haraket
-Pranayama -Nefes
-Mudra / Mantra
-Meditasyon ve gevşeme

Hamile yogası dersinde yapılan hareketler yani “asana”lar ile beden fiziksel olarak güçlenir. Bebeğe giden kan akışını hızlandırarak bebeğin daha iyi beslenmesine yardımcı olunur. Bedenin bu süreçte değişen ağırlık merkezine adapte olmasına ve bu nedenle oluşan ağrıların hafifletilmesine destek olur asanalar. Omurgayı hizalayarak duruş bozukluklarının önüne geçer.

Ders boyunca yapılan asanalarla uyumlu nefes çalışmaları hem annenin hem bebeğin daha iyi oksijen almasını sağlar. Yapılan nefes çalışmaları, anne adayının dikkatini nefesine getirerek doğal, derin ve yavaş nefeslerle gevşemeyi derinleştirir. Böylelikle yaşam enerjisini artırır.

Meditasyon da nefes gibi derslerin tümüne yayılır. Meditasyon hamilelik sırasında duyulan korkuları, kaygıları gidermek için en iyi yoldur. Meditasyon le birlikte artan farkındalık annenin bebeği ile ilk andan itibaren iletişimini olumlu yönden etkileyecek ona neyin iyi gelip gelmeyeceğini kalpten hissederek hareket etmesine destek olacaktır.

Yine derslerde pelvik taban egzersizleri yapılmaktadır. Bu egzersizlerle çalıştırılan ve güçlendirilen kaslar doğumun farkındalığını desteklemektedir. Öğretilerek tekrarlanan egzersizlerle anne doğum sonrası dönemi çabuk toparlamakta ileriki yaşlarda da bu egzersizin faydasını görmektedir.

Derslerde imgelemelerle, sesle şarkılarla mantralarla bebek ile bağ kurmak çalışılmaktadır. Aynı zamanda derslere katılan diğer hamileler ile paylaşmak güzel arkadaşlıklar edinmek de derslerin faydalarından sayılabilir 😊

Doktor Aybala nın dediği gibi hamilelik bebeğin anne karnından gitmesi değil büyük bir heyecanla kutlanacak bir gelişin hikayesidir. Bu geliş için de 40 haftalık uzun bir süreç var anne adayının önünde. Bebeğin kendi geliş hikayesini belirleyeceği bu dönemde Yoga annenin öncelikle kendisi ve sonrasında bebeğine vereceği hediyelerden biridir.

Sevgiyle
Pelin Gezek
Yoga Eğitmeni, Bodrum

, , , , , ,

Aybala

1976 yılında Üsküdar’da Zeynep Kamil Hastanesi’nde normal yolla doğmuş ve güzel adım Zeynep’i oradan alarak hayata başlamışım.. Orman mühendisi olan babamın mesleği nedeniyle çekirdek ailem- annem, babam, iki kız kardeşim ve köpeğimle beraber çeşitli şehirlerde büyüdük.. Bunlardan Adana’da uzunca bir süre takılıp liseyi (Adana Anadolu Lisesi – 1993) ve üniversiteyi (Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi – 1999) burada bitirdim. Tek başıma gittiğim bir İç Anadolu kasabasında (Aksaray İli Gülağaç İlçesi – 1999) ve sonra il merkezinde (Aksaray İli Merkez 2 No.’lu Nöbetçi Sağlık Ocağı – 2000) bir süre pratisyen hekimlik yaptım. Tebabet sanatına dair birçok şeyi burada pratisyenlik yaparken öğrendim diyebilirim. Ardından, eşimle beraber hayatımızı kurmak üzere İstanbul’a taşınıp (2001) herşeye sıfırdan başladık.. O bir bankaya, ben Tıbbi Danışman olarak bir medikal ajansa (2001 – 2004)… Günlerden bir gün, yıllardır beklediğim, hayalini kurduğum ihtisas yapma fikrinin ve kadın doğum uzmanı olarak yeni canların hayata gelmesine aracı olmamın artık vaktinin geldiğini farkedip, istifa ettim ve TUS’a (Tıpta Uzmanlık Sınavı) girerek Kadın Doğum İhtisası’na başladım (Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2004). Asistanlık sürecime neler sığdırmadım ki; kimi üzüntüler, kimi sevinçler, iki de mucize (Damla – 2007, Tuna – 2009)… Derken, ihtisas bitti ve güzel Gaziantep günleri başladı. Benim uzak, yalnız, güzel memleketim.. Her gününü gülümseyerek, seve seve, keyifle hatırladığım mecburi hizmet günlerim, Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi (2010 – 2012).. Uzmanlık hayatımın başlangıcı, sıfırdan bir kliniğin kuruluşunun her aşamasında görev alışım, laparoskopi ateşinin içime düşüşü hep Antep’te.. Laparoskopi eğitimi almaya karar verince, Çukurova Üniversitesi’nden sayın hocam Prof Dr Mehmet Ali Vardar bana kapılarını açtı, bir aylığına tekrar okuluma döndüm, laparaskopinin ABC’sini öğrendim (2011). Ardından Fransa, Strasbourg, IRCAD / EITS.. Avrupa’da jinekolojik laparaskopi eğitiminin piri, Prof Dr Arnaud Wattiez’in kliniği (2012).. Ayrıca, Belçika’nın Leuven şehrindeki, IRCAD’a bağlı olarak eğitsel faaliyetlerini sürdüren the European Academy of Gynecological Surgery’de yine Prof Wattiez’in yönetimindeki “A-to-Z Laparoscopic Suturing Course’u da tamamladım (4-6 Kasım 2013). Laparaskopik vakaları yapıp hastaların yaşam kalitesini nasıl artırdığını, nasıl daha fazla yararlı olduğumu gördükçe, mutluluğum kat be kat artıyor.. Yeditepe Üniversitesi Perinatoloji Bölüm Başkanı olup, aynı zamanda Türk Perinatoloji Derneği’nin yönetim kurulunda yer alan ve ülkemizde perinatoloji camiasının önde gelen isimlerinden biri olan Sn. Doç Dr Oluş Api’nin nezaretinde aldığım perinatoloji (riskli gebelik) eğitimimin de altını çizmeliyim (2012).. Aynı zamanda tez danışmanım olan Sayın Oluş Api’yi her zaman minnetle anıyorum. Zaman geçip Antep dar gelmeye başlayınca, yıllardır kafamızı kurcalayan Bodrum’a taşınma defterlerini yeniden açtık. “Bodrum’da Acıbadem var da ben mi gitmiyorum” dediğimi unutmayan bir arkadaşım sayesinde yeni açılan Acıbadem Hastanesi’yle yollarımız kesişti… Sonra aldık valizlerimizi, bebeklerimizi, çiçeklerimizi, kitaplarımızı, eşyalarımızı, Antep’te bırakıp kalbimizin bir kısmını, düştük Bodrum yollarına (2012).. İşte şimdi, buradayız, Bodrum’da.. Sizi de bekleriz, ama Yokuşbaşı’nda köşeyi dönünce şaşırmayın: Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen, geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler. Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çözümü giriniz *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.