Gebelikte nasıl beslenmeliyiz?

13 Ocak 2016
13 Ocak 2016 Aybala

Gebelikte nasıl beslenmeliyiz?

Gebelikte anahtar, dengeli beslenme.. Zira sağlıklı anne sağlıklı bebek demektir. Dengeli beslenen bir anne hem aşırı kilo alımından korunacak, hem de gestasyonel diyabet (gebelik şekeri) gibi aşırı kilo artışı ile riski artan bazı durumlardan korunacaktır.

Genel bir öneri olarak, (hatta sadece gebeliğinizde değil tüm yaşantınızda da) rafine gıdalardan uzak durun, ambalajlanmış, paketlenmiş, katkı maddesi ve koruyucu içeren, uzun süre dayanan gıdalardan kaçının. Karbonhidrat ağırlıklı beslenme biçiminden uzak durun, yaş pasta, tatlı, baklava tarzı besinlerden çok kısıtlı – arada sırada – yeyin.

Asitli içecekler, kola, gazoz, ne içerdiğini bilmediğiniz bitki çayları içmeyin. Günde bir çay, bir kahve içebilirsiniz.

Haftada en az iki kez balık, bir kez çiğ semizotu tüketin. Günde bir kez ara öğün olarak avuç içi kadar ceviz, badem, fındık karışımı yeyin. Günde bir kez mutlaka yeşil yapraklı salata yeyin.

Bazı mineral ve vitamin gereksinimlerinizi tüm gebelik boyunca diyetinizden karşılamanız mümkün olmayacaktır. Beşinci aydan sonra hekiminiz kan sayımı ve demir depolarınıza bakarak demir desteği başlar. Ayrıca magnezyum seviyeniz de hem size hem de bebeğinize yetmeyebileceğinden kramplarınız başlayabilir, bu nedenle bu dönemde de magnezyum desteği alacaksınız. Eğer yeterince güneş ışığına maruz kalamıyorsanız, süt, yoğurt, peynir tüketemiyorsanız kalsiyum ve D vitamini desteği de kullanmanız gerekecektir.

Gebeliğin ilk 3 ayında beslenme

Gebeliğin ilk 3 ayında hiç kilo almanızı önermiyoruz, en fazla 1 kilo alınabilir. Bu dönemde bebeğinizin henüz bir ağırlığı yoktur, sadece oluşumunu tamamlar. Bu nedenle aynı beslenme düzeninize devam etmeniz yeterli olacaktır. Kilo almayacak şekilde 3 ana öğününüzü yemeli ve öğleden sonra da hafif bir ara öğün yapmalısınız.

Günde bir dilim tam tahıllı ekmek ve iki kuru kayısı kabızlığı da önler.

Kahvaltıda kalsiyum içeren sütlü gıdalar, süt veya beyaz peynir tüketin. Süt gaz yapıyorsa ağırlıklı olarak yoğurt ve kefiri tercih edebilirsiniz. Haftada en az 5 yumurta yeyin.

Ana öğünlerinizin birinde mevsim sebzeleriyle pişmiş sebze yemeği, birinde ise et – balık – tavuk gibi hayvansal protein içeren bir yemek yeyin. Pirinç pilavı ve makarna yerine bulgur pilavını tercih edin. Yemeklerin yanında mutlaka yoğurt yeyin.

Paketlenmiş meyve sularından içmeyin, bunun yerine yapabiliyorsanız günde bir porsiyon (daha fazla değil) meyve yeyin veya evde kendi hazırladığınız meyve suyundan için.

Aşırı tuzlu gıdalardan, turşu ve tuzlu kuru yemişlerden, aşırı tuzlu peynirden kaçının.

Günde en az iki litre su için.

Haftada üç kere 40 dakika tempolu yürüyüş yapın.

Gebeliğin ikinci 3 ayında beslenme

İlk üç aydaki beslenme önerilerine ek olarak günde 300 kalori daha fazla tüketebilirsiniz. Bu da ara öğünün birinde peynirli sandviç benzeri bir gıdayla sağlanabilir. Arada sütlü tatlı tüketebilirsiniz.

Gebeliğin son 3 ayında beslenme

İlk iki dönemdeki beslenme önerilerini uygulayın, ek olarak günde 200 kalori daha alabilirsiniz. Bunu da porsiyonlarınızı bir miktar artırarak yapabilirsiniz.

Unutmayın, sağlıklı anne = sağlıklı bebek!

Aybala

1976 yılında Üsküdar’da Zeynep Kamil Hastanesi’nde normal yolla doğmuş ve güzel adım Zeynep’i oradan alarak hayata başlamışım.. Orman mühendisi olan babamın mesleği nedeniyle çekirdek ailem- annem, babam, iki kız kardeşim ve köpeğimle beraber çeşitli şehirlerde büyüdük.. Bunlardan Adana’da uzunca bir süre takılıp liseyi (Adana Anadolu Lisesi – 1993) ve üniversiteyi (Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi – 1999) burada bitirdim. Tek başıma gittiğim bir İç Anadolu kasabasında (Aksaray İli Gülağaç İlçesi – 1999) ve sonra il merkezinde (Aksaray İli Merkez 2 No.’lu Nöbetçi Sağlık Ocağı – 2000) bir süre pratisyen hekimlik yaptım. Tebabet sanatına dair birçok şeyi burada pratisyenlik yaparken öğrendim diyebilirim. Ardından, eşimle beraber hayatımızı kurmak üzere İstanbul’a taşınıp (2001) herşeye sıfırdan başladık.. O bir bankaya, ben Tıbbi Danışman olarak bir medikal ajansa (2001 – 2004)… Günlerden bir gün, yıllardır beklediğim, hayalini kurduğum ihtisas yapma fikrinin ve kadın doğum uzmanı olarak yeni canların hayata gelmesine aracı olmamın artık vaktinin geldiğini farkedip, istifa ettim ve TUS’a (Tıpta Uzmanlık Sınavı) girerek Kadın Doğum İhtisası’na başladım (Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2004). Asistanlık sürecime neler sığdırmadım ki; kimi üzüntüler, kimi sevinçler, iki de mucize (Damla – 2007, Tuna – 2009)… Derken, ihtisas bitti ve güzel Gaziantep günleri başladı. Benim uzak, yalnız, güzel memleketim.. Her gününü gülümseyerek, seve seve, keyifle hatırladığım mecburi hizmet günlerim, Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi (2010 – 2012).. Uzmanlık hayatımın başlangıcı, sıfırdan bir kliniğin kuruluşunun her aşamasında görev alışım, laparoskopi ateşinin içime düşüşü hep Antep’te.. Laparoskopi eğitimi almaya karar verince, Çukurova Üniversitesi’nden sayın hocam Prof Dr Mehmet Ali Vardar bana kapılarını açtı, bir aylığına tekrar okuluma döndüm, laparaskopinin ABC’sini öğrendim (2011). Ardından Fransa, Strasbourg, IRCAD / EITS.. Avrupa’da jinekolojik laparaskopi eğitiminin piri, Prof Dr Arnaud Wattiez’in kliniği (2012).. Ayrıca, Belçika’nın Leuven şehrindeki, IRCAD’a bağlı olarak eğitsel faaliyetlerini sürdüren the European Academy of Gynecological Surgery’de yine Prof Wattiez’in yönetimindeki “A-to-Z Laparoscopic Suturing Course’u da tamamladım (4-6 Kasım 2013). Laparaskopik vakaları yapıp hastaların yaşam kalitesini nasıl artırdığını, nasıl daha fazla yararlı olduğumu gördükçe, mutluluğum kat be kat artıyor.. Yeditepe Üniversitesi Perinatoloji Bölüm Başkanı olup, aynı zamanda Türk Perinatoloji Derneği’nin yönetim kurulunda yer alan ve ülkemizde perinatoloji camiasının önde gelen isimlerinden biri olan Sn. Doç Dr Oluş Api’nin nezaretinde aldığım perinatoloji (riskli gebelik) eğitimimin de altını çizmeliyim (2012).. Aynı zamanda tez danışmanım olan Sayın Oluş Api’yi her zaman minnetle anıyorum. Zaman geçip Antep dar gelmeye başlayınca, yıllardır kafamızı kurcalayan Bodrum’a taşınma defterlerini yeniden açtık. “Bodrum’da Acıbadem var da ben mi gitmiyorum” dediğimi unutmayan bir arkadaşım sayesinde yeni açılan Acıbadem Hastanesi’yle yollarımız kesişti… Sonra aldık valizlerimizi, bebeklerimizi, çiçeklerimizi, kitaplarımızı, eşyalarımızı, Antep’te bırakıp kalbimizin bir kısmını, düştük Bodrum yollarına (2012).. İşte şimdi, buradayız, Bodrum’da.. Sizi de bekleriz, ama Yokuşbaşı’nda köşeyi dönünce şaşırmayın: Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen, geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler. Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çözümü giriniz *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.