Doğuma giderken neler götürmeli: Hastane çantası hazırlama

20 Aralık 2012
20 Aralık 2012 Aybala

Gebeliğin sonlarına yaklaştıkça, ihtiyaçlar da bir bir belirmeye başlar.. Gelmek üzere olan bebişin ihtiyaçları, annenin doğumda ve sonrasında gereksinim duyacağı şeyler.. Bebişin annesinden çıktıktan sonraki ilk yolculuğu olan eve dönüş yolunda daha emniyetli olması için kullanılacaklar.. Bütün bunları düşünmek anne adayını heyecanlandırır, bazen de içinden çıkılamaz bir hal alınca yorar..

Ben de kendi hamileliklerimde hayatım boyunca beklediğim iki cücemin hastane çantalarına neler koyduğumu sizinle paylaşmak istedim.. Yanlarındaki yorumlar benim kendi deneyimlerimdir, herkes kendi doğum yapacağı hastaneye göre şekillendirebilir

Hastane Çantası’na konması gereken temel ihtiyaçlar

1. Hastane çıkış seti: Genellikle bir tulum, bir çıtçıtlı iç body, şapka, eldiven, patik gibi bebeğin ilk doğduğunda giyeceği giysileri içerir. Bu setlerin 16, 32, 46 parçalık gibi biraz abartılmış türleri olsa da ben birer tulum, body, patik, eldiven ve şapka içeren temel birer set almıştım. Ancak biz bunları da kullanmadık çünkü artık birçok özel hastane kendi hazırladığı hastane çıkış setlerini bebişlere giydirmeyi tercih ediyor.

2. Bebek alt bezi: Eğer özel hastanede doğum yapacaksanız genelde buna da gerek olmayabilir. Yine de yedekli olmakta yarar var.. Benim tavsiyem, yenidoğan ya da 1 numara bezlerden değil de doğrudan 2 numara bebek bezi almak, çünkü diğerlerini sadece bir iki hafta bağlayabiliyorsunuz.

3. Bebek battaniyesi: Eve dönüş yolunda üzerine örtmek için gerekiyor.

4. Ana kucağı / araba koltuğu: Yurtdışında bazı hastaneler, araba koltuğunu görmeden yenidoğanı taburcu etmiyorlar. Bence de doğrusu bu.. Bebeğimiz bizim en kıymetli hazinemiz, bu nedenle doğduğu andan itibaren onu kucakta taşımak yerine araba koltuğuna koymak gerek.

5. Anne adayımız için gecelik / pijama: Pijama aslında çok daha rahat, önünde kolay emzirmek için açılabilir bir mekanizması olması da çok yardımcı oluyor.

6. Hastanede giymek için terlik: Doğumdan sonra ayaklarınız şişebileceği için mümkünse rahat, belki bir numara büyük bir terlik tercih edilebilir. Çorap, sabahlık, ped, emzirme sütyeni, doğumdan sonra giyilecek rahat kıyafetler de çantaya konması gerekenlerden..

7. Diş fırçası, macunu, tarak özel hastanelerin birçoğunda odada oluyor. Yine de saç fırçası, toka, bazı makyaj malzemeleri gibi kişisel bakım malzemelerinin alınması iyi olur.

8. Anne sütü için destek gerekir diye süt sağma pompasını da almak iyi bir fikir olabilir..

Bu listeyi, kişisel ihtiyaçlarınıza ya da zevklerinize göre, sevdiğiniz müzikleri içeren cd ve cd çalar, ziyarete gelen yakınlarınıza ikram edeceğiniz bebek şekerleri gibi maddeler ekleyerek zenginleştirmek de olası.

Benim tavsiyem, bebeğiniz 7 – 8 aylık olduğunda kendi hastane çantası listenizi oluşturmanız ve yavaş yavaş bu eşyaları bir çantaya yerleştirip hazırda bulundurmanız.. Küçük yaramazlar ne zaman geleceklerine kendileri karar verdiklerinden, annelerinin elini ayağına dolaştırabiliyorlar sonra..

Aybala

1976 yılında Üsküdar’da Zeynep Kamil Hastanesi’nde normal yolla doğmuş ve güzel adım Zeynep’i oradan alarak hayata başlamışım.. Orman mühendisi olan babamın mesleği nedeniyle çekirdek ailem- annem, babam, iki kız kardeşim ve köpeğimle beraber çeşitli şehirlerde büyüdük.. Bunlardan Adana’da uzunca bir süre takılıp liseyi (Adana Anadolu Lisesi – 1993) ve üniversiteyi (Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi – 1999) burada bitirdim. Tek başıma gittiğim bir İç Anadolu kasabasında (Aksaray İli Gülağaç İlçesi – 1999) ve sonra il merkezinde (Aksaray İli Merkez 2 No.’lu Nöbetçi Sağlık Ocağı – 2000) bir süre pratisyen hekimlik yaptım. Tebabet sanatına dair birçok şeyi burada pratisyenlik yaparken öğrendim diyebilirim. Ardından, eşimle beraber hayatımızı kurmak üzere İstanbul’a taşınıp (2001) herşeye sıfırdan başladık.. O bir bankaya, ben Tıbbi Danışman olarak bir medikal ajansa (2001 – 2004)… Günlerden bir gün, yıllardır beklediğim, hayalini kurduğum ihtisas yapma fikrinin ve kadın doğum uzmanı olarak yeni canların hayata gelmesine aracı olmamın artık vaktinin geldiğini farkedip, istifa ettim ve TUS’a (Tıpta Uzmanlık Sınavı) girerek Kadın Doğum İhtisası’na başladım (Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2004). Asistanlık sürecime neler sığdırmadım ki; kimi üzüntüler, kimi sevinçler, iki de mucize (Damla – 2007, Tuna – 2009)… Derken, ihtisas bitti ve güzel Gaziantep günleri başladı. Benim uzak, yalnız, güzel memleketim.. Her gününü gülümseyerek, seve seve, keyifle hatırladığım mecburi hizmet günlerim, Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi (2010 – 2012).. Uzmanlık hayatımın başlangıcı, sıfırdan bir kliniğin kuruluşunun her aşamasında görev alışım, laparoskopi ateşinin içime düşüşü hep Antep’te.. Laparoskopi eğitimi almaya karar verince, Çukurova Üniversitesi’nden sayın hocam Prof Dr Mehmet Ali Vardar bana kapılarını açtı, bir aylığına tekrar okuluma döndüm, laparaskopinin ABC’sini öğrendim (2011). Ardından Fransa, Strasbourg, IRCAD / EITS.. Avrupa’da jinekolojik laparaskopi eğitiminin piri, Prof Dr Arnaud Wattiez’in kliniği (2012).. Ayrıca, Belçika’nın Leuven şehrindeki, IRCAD’a bağlı olarak eğitsel faaliyetlerini sürdüren the European Academy of Gynecological Surgery’de yine Prof Wattiez’in yönetimindeki “A-to-Z Laparoscopic Suturing Course’u da tamamladım (4-6 Kasım 2013). Laparaskopik vakaları yapıp hastaların yaşam kalitesini nasıl artırdığını, nasıl daha fazla yararlı olduğumu gördükçe, mutluluğum kat be kat artıyor.. Yeditepe Üniversitesi Perinatoloji Bölüm Başkanı olup, aynı zamanda Türk Perinatoloji Derneği’nin yönetim kurulunda yer alan ve ülkemizde perinatoloji camiasının önde gelen isimlerinden biri olan Sn. Doç Dr Oluş Api’nin nezaretinde aldığım perinatoloji (riskli gebelik) eğitimimin de altını çizmeliyim (2012).. Aynı zamanda tez danışmanım olan Sayın Oluş Api’yi her zaman minnetle anıyorum. Zaman geçip Antep dar gelmeye başlayınca, yıllardır kafamızı kurcalayan Bodrum’a taşınma defterlerini yeniden açtık. “Bodrum’da Acıbadem var da ben mi gitmiyorum” dediğimi unutmayan bir arkadaşım sayesinde yeni açılan Acıbadem Hastanesi’yle yollarımız kesişti… Sonra aldık valizlerimizi, bebeklerimizi, çiçeklerimizi, kitaplarımızı, eşyalarımızı, Antep’te bırakıp kalbimizin bir kısmını, düştük Bodrum yollarına (2012).. İşte şimdi, buradayız, Bodrum’da.. Sizi de bekleriz, ama Yokuşbaşı’nda köşeyi dönünce şaşırmayın: Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen, geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler. Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çözümü giriniz *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.