Cansu Baydar – Doğum Hikayesi

04 Mayıs 2018
04 Mayıs 2018 Aybala

Miniğimin varlığından 2017’nin Ağustos ayında haberdar oldum.. O da değişik bir hikaye..

Daha adetime 4gün vardı ama burnuma değişik yemek kokularının gelmesinden canımın tuzlu birşeyler çekmesinden şüphelenip bir akşam işten dönerken gebelik testi aldım. Aslında bu hallerimin bebek istediğimiz için psikolojik bile olabileceğini düşünüyordum. Dedim ya adetime bile daha 4 gün vardı. Eve gelince hemen kendimi banyoya attım. Eşim evdeydi, ona belli etmemeliydim çünkü negatif çıkma ihtimali vardı ve onu heyecanlandırmak istemiyordum. Testi yaptım. Pozitif gibiydi. Gibiydi diyorum çünkü ikinci çizgi belli olmayacak kadar silik bir pembeydi. Eşimin yanına gittim. Çok heyecanlıydım. Test yaptığımı söyledim; hemen bana dönüp ‘hamile misin?’ diye sordu ben sadece ‘galiba!!’ diyebildim 🙂 Tekrar test yaptım ve yine aynı şekilde silik çıkmıştı..

Ertesi gün hemen kan testine Acıbadem Bodrum Hastanesi’ne gittik. Aybala hanımı daha önceden tanımıyordum. Sadece evlenip Bodrum’a geldiğimde 1 kere normal muayenem için gitmiştim ama o zamandan ona rahat yaklaşabildiğimden, direk sonuçları ona götürdük. Aybala hanım test sonuçlarımı gördüğü an bütün güler yüzüyle “bu gebelik testlerini yasaklıycam, belki daha 1-2 haftalık, kimseye söyleme ve kendine dikkat et.:)” dedi ve kendisiyle maceramız o gün başladı.

Eşim de ben de kendisine çok ısınmıştık. Her muayenemiz ayrı güzel geçiyordu. Kendisine o kadar güvenmiş ve ısınmıştık ki, söylediklerini hiç bir zaman ne sorguladık ne de başka bir doktora danışma gereği duyduk. Zaman geçiyor miniğim büyüyordu.

17. haftamda Aybala hanım sayesinde Pelin hocayla tanışmıştım, hastanedeki yoga derslerine katılmaya başladım. Normal doğum istediğim için yararlı olacağını söylemişti Aybala hanım. Derslere sürekli katıldım.

Ben hep oğlumun son ana kadar bekleyeceğini düşünmüştüm. Ama öyle olmadı 🙂 38. haftamda aslında kontrolümün olduğu gün kendimi doğum yaparken buldum:) 17 Nisan saat 00.30 gece yatmak için hazırlanırken nişanım ve ardından suyum gelmeye başladı. Hemen hastaneye gittik ve yatışım yapıldı. Gece 01.00 gibi sancılarım hafif hafif başlamıştı. Odamda sadece eşim kalmıştı. Aybala hanım gece ziyaretime geldiğinde sürecin başladığını, çok kolay olmayacağını ama yapabileceğimi ve bu süreci kolaylaştırmak adına neler yapacağımızı söyledi. Benimle beraber eşime de bir güç gelmişti sanki. Normalde doğuma girmek istemediğini söyleyen eşim o gece doğuma gireceğini söyledi ve oğlumuz dünyaya gelene kadar yanımdan ayrılmadı. Beraber doğurduk diyebilirim 🙂

Bu arada saatler ilerliyor, sancılarım sıklaşıyor ve daha ağrılı olmaya başlamıştı. İlk başlarda süreç yavaş ilerlediği için çeşitli hareketler ve nefes teknikleri ile Aybala hanım süreci hızlandırabileceğimizi söyledi. Öğle saatlerinde sancılarımla beraber istifra etmeye başlamıştım. Bu durumun hormonlardan dolayı olduğunu, sürecin hızlanacağını söylediler. Aynı anda yarım saatte bir sıcak suyun altına giriyordum. Bu arada sezaryeni hiç düşlünmemiştim. Tabii olası bir durumda Aybala hanım sezeryana girmemiz gerektiğini söyleseydi düşünmeden sözünü dinleyecektim. Saat aksam üzeri 16.00 sularını gösterdiginde artık halim kalmamiş sancılarım şiddetlenmiş ve 5 dakikadan az aralıklara inmişti. 15 saattir bu süreci yaşıyordum.. Kolay değildi. Aybala hanım son kez gelmişti, artık muayenemi yapmıştı; süreci çok güzel ilerlettiğimizi ve artık doğumu başlatacağını söylediğinde biraz panik oldum.

Doğumhaneye indiğimizde zaman zaman o andan koptuğum da oldu; ama eşim, Aybala hanım ve harika olduklarını düşündüğüm ebelerimizle akşam üzeri saat 17.33’te oğlumuzu kucağıma aldım 🙂 Herşey bitmişti ve eşimle minik oğlumuza bakıp sadece ağlıyorduk.

Ne kadar uzun, bazen zorlu bir süreç de olsa bizim için harika bir deneyimdi. İleride 2. bebeğimi dünyaya getirecek olursam yine normal doğumu tercih eder, kendimi ve bebeğimi yine Aybala hanıma ve ekibine emanet ederim :))

Herşey için çok ama çok teşekkür ederim. Sevgiler…

Cansu Baydar
Bodrum, 3 Mayıs 2018

 

, , , , , , , , , , , , ,

Aybala

1976 yılında Üsküdar’da Zeynep Kamil Hastanesi’nde normal yolla doğmuş ve güzel adım Zeynep’i oradan alarak hayata başlamışım.. Orman mühendisi olan babamın mesleği nedeniyle çekirdek ailem- annem, babam, iki kız kardeşim ve köpeğimle beraber çeşitli şehirlerde büyüdük.. Bunlardan Adana’da uzunca bir süre takılıp liseyi (Adana Anadolu Lisesi – 1993) ve üniversiteyi (Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi – 1999) burada bitirdim. Tek başıma gittiğim bir İç Anadolu kasabasında (Aksaray İli Gülağaç İlçesi – 1999) ve sonra il merkezinde (Aksaray İli Merkez 2 No.’lu Nöbetçi Sağlık Ocağı – 2000) bir süre pratisyen hekimlik yaptım. Tebabet sanatına dair birçok şeyi burada pratisyenlik yaparken öğrendim diyebilirim. Ardından, eşimle beraber hayatımızı kurmak üzere İstanbul’a taşınıp (2001) herşeye sıfırdan başladık.. O bir bankaya, ben Tıbbi Danışman olarak bir medikal ajansa (2001 – 2004)… Günlerden bir gün, yıllardır beklediğim, hayalini kurduğum ihtisas yapma fikrinin ve kadın doğum uzmanı olarak yeni canların hayata gelmesine aracı olmamın artık vaktinin geldiğini farkedip, istifa ettim ve TUS’a (Tıpta Uzmanlık Sınavı) girerek Kadın Doğum İhtisası’na başladım (Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2004). Asistanlık sürecime neler sığdırmadım ki; kimi üzüntüler, kimi sevinçler, iki de mucize (Damla – 2007, Tuna – 2009)… Derken, ihtisas bitti ve güzel Gaziantep günleri başladı. Benim uzak, yalnız, güzel memleketim.. Her gününü gülümseyerek, seve seve, keyifle hatırladığım mecburi hizmet günlerim, Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi (2010 – 2012).. Uzmanlık hayatımın başlangıcı, sıfırdan bir kliniğin kuruluşunun her aşamasında görev alışım, laparoskopi ateşinin içime düşüşü hep Antep’te.. Laparoskopi eğitimi almaya karar verince, Çukurova Üniversitesi’nden sayın hocam Prof Dr Mehmet Ali Vardar bana kapılarını açtı, bir aylığına tekrar okuluma döndüm, laparaskopinin ABC’sini öğrendim (2011). Ardından Fransa, Strasbourg, IRCAD / EITS.. Avrupa’da jinekolojik laparaskopi eğitiminin piri, Prof Dr Arnaud Wattiez’in kliniği (2012).. Ayrıca, Belçika’nın Leuven şehrindeki, IRCAD’a bağlı olarak eğitsel faaliyetlerini sürdüren the European Academy of Gynecological Surgery’de yine Prof Wattiez’in yönetimindeki “A-to-Z Laparoscopic Suturing Course’u da tamamladım (4-6 Kasım 2013). Laparaskopik vakaları yapıp hastaların yaşam kalitesini nasıl artırdığını, nasıl daha fazla yararlı olduğumu gördükçe, mutluluğum kat be kat artıyor.. Yeditepe Üniversitesi Perinatoloji Bölüm Başkanı olup, aynı zamanda Türk Perinatoloji Derneği’nin yönetim kurulunda yer alan ve ülkemizde perinatoloji camiasının önde gelen isimlerinden biri olan Sn. Doç Dr Oluş Api’nin nezaretinde aldığım perinatoloji (riskli gebelik) eğitimimin de altını çizmeliyim (2012).. Aynı zamanda tez danışmanım olan Sayın Oluş Api’yi her zaman minnetle anıyorum. Zaman geçip Antep dar gelmeye başlayınca, yıllardır kafamızı kurcalayan Bodrum’a taşınma defterlerini yeniden açtık. “Bodrum’da Acıbadem var da ben mi gitmiyorum” dediğimi unutmayan bir arkadaşım sayesinde yeni açılan Acıbadem Hastanesi’yle yollarımız kesişti… Sonra aldık valizlerimizi, bebeklerimizi, çiçeklerimizi, kitaplarımızı, eşyalarımızı, Antep’te bırakıp kalbimizin bir kısmını, düştük Bodrum yollarına (2012).. İşte şimdi, buradayız, Bodrum’da.. Sizi de bekleriz, ama Yokuşbaşı’nda köşeyi dönünce şaşırmayın: Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen, geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler. Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çözümü giriniz *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.