Canımın diğer yarısı Asya’m – İlknur Soylu

13 Şubat 2014
13 Şubat 2014 Aybala

Hep çok çocuk istemişimdir ama ilk kızım Daphne’yi kucağıma aldığımda İŞTE BU duygusunu öylesine yoğun hissettimki ikinci hamileliğim süpriz oldu resmen.
Evet hep istiyordum kardeşi olsun, hayat arkadaşı olsun diye ancak içimden de “Biz böyle iyiyiz” demeden edemiyordum, ta ki hamile olduğumu öğrendiğim ana kadar 🙂 Meğer eksikmişiz meger bize bir döndüncü gerekiyormuş işte asıl o zaman dört köşe olcakmış keyfimiz:)

Kızım Daphne oldukça zor bir normal doğumla dünyaya geldi.Yapı olarak bedenimle ilgili sorunlar yaşamasaydım kesinlikle ikincisini de normal doğururdum.
Daha 2 haftalık hamileydim, Sevgili Doktorum Aybala’m ile tanıştığımda ilk kurduğum cümlem sanırım “normal doğum yapmam” demek olmuştu:) Tanıştığımız ilk anda aldığım frekans öyle net, öyle doğaldı ki yine “işte budur”dedim. Ve 9 ay boyunca hiç değişmedi bu düşüncem.

ilknur-soylu-2İlk hamileliğim saltanatmış meğer, ikinci epey zorladı beni, bebekle ilgili en ufak sorun yaşamadım ama çok hasta oldum. Her randevumuzda bana vermiş olduğun “herşey yolunda huzuru” tarif edilemezdi. Gün geldi güle oynaya gün geldi hormonlarım tavan yapmış gözyaşlarımı tutamaz halde buldum kendimi yanında 🙂
Doğum sezeryan ve tarih muhtemelen 12 Ocak 2014 olacaktı. Ama ne olduysa tam da 31 Aralık günü inanılmaz farklı hissettim kendimi, yine soluğu doktorumun yanında aldım. Her an yeni yıl bebeği olarak doğabilirdi. Tarih değişti; beklenen gün 2 Ocak 🙂
Unutamayacağım bir yılbaşıydı, sessizce sürekli düşünüyor, gülümsüyor ve heyecandan kalbim duracak gibiydi.. Bu 2 gün nasıl geçer diye düşünmekten kendimi alamıyordum. Doğum yapacağım akşam uzanıvermişken, sabah uyanırken buldum kendimi şaka gibi… Duş aldım, saçlarımı fönledim, makyajımı yaptım, kızımı süsledim; bayram sabahı gibiydi, herşey ilk doğumumdan öyle farklıydı ki, bu rahatlığımı doktoruma borçluydum.

ilknur-soyluHastaneye geldiğimde herşey hazır beni bekliyordu. Odamızda sayısız fotoğraflar çektirdik ailecek gülümseyerek, keyifle… Ameliyathaneye vardığımdaysa karşılaştığım tablo çok daha güzeldi:) Herkes işinden o kadar emin öyle güleryüzlüydü ki, sanki doğum yapmayacakmışımda oturup bir tiyatro sahnesi izleyecek gibiydik. Canım Doktorum Aybalam sana karşı hissettiğim güven çok anlamlıydı benim için, “ne istersen yap ben ve bebeğim sana emanet” duygusuydu bu. Şarkılar seçiyor, fonda onu dinlerken yanıbaşımdaki doktor yapılan her işlemi anlatıyordu. Sohbet eşliğinde doğum yapıyordum, akıl almaz birşeydi. Bu süreç öylesine hızlı gelişti ki hoooop çıkıvermişti Asya:) Boynumda sarıp sarmalanmış bana bakıyordu tek gözle “naber Anne” der gibi 🙂

Doğuma dair, korkularıma dair, bebeğime dair güven duygusuyla beraber hissettiğim hiçbir şeyde yanılmadım. Doğru yerde ve emin ellerdeydim. Ne kadar teşekkür etsem az Aybala’ma… Hayatımın en önemli anlarından biriydi ve varlığıyla güvendeydim. Bu çok güzeldi 🙂

Unutmadan hastanede geçirdiğim iki gün boyunca güleryüzünü ve desteğini esirgemeyen herbir hemşire, hasta bakıcı ve çalışan personele de tekrar teşekkürlerimi belirtmek isterim.

ilknur-soylu-3Şimdi 4×4 lük bir aile olduk:) Oh değmeyin keyfimize…
Çocuk sahibi olmak isteyen herkesin, bu duyguyu yaşaması dileğiyle..

İlknur Soylu

 

 

 

,

Aybala

1976 yılında Üsküdar’da Zeynep Kamil Hastanesi’nde normal yolla doğmuş ve güzel adım Zeynep’i oradan alarak hayata başlamışım.. Orman mühendisi olan babamın mesleği nedeniyle çekirdek ailem- annem, babam, iki kız kardeşim ve köpeğimle beraber çeşitli şehirlerde büyüdük.. Bunlardan Adana’da uzunca bir süre takılıp liseyi (Adana Anadolu Lisesi – 1993) ve üniversiteyi (Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi – 1999) burada bitirdim. Tek başıma gittiğim bir İç Anadolu kasabasında (Aksaray İli Gülağaç İlçesi – 1999) ve sonra il merkezinde (Aksaray İli Merkez 2 No.’lu Nöbetçi Sağlık Ocağı – 2000) bir süre pratisyen hekimlik yaptım. Tebabet sanatına dair birçok şeyi burada pratisyenlik yaparken öğrendim diyebilirim. Ardından, eşimle beraber hayatımızı kurmak üzere İstanbul’a taşınıp (2001) herşeye sıfırdan başladık.. O bir bankaya, ben Tıbbi Danışman olarak bir medikal ajansa (2001 – 2004)… Günlerden bir gün, yıllardır beklediğim, hayalini kurduğum ihtisas yapma fikrinin ve kadın doğum uzmanı olarak yeni canların hayata gelmesine aracı olmamın artık vaktinin geldiğini farkedip, istifa ettim ve TUS’a (Tıpta Uzmanlık Sınavı) girerek Kadın Doğum İhtisası’na başladım (Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2004). Asistanlık sürecime neler sığdırmadım ki; kimi üzüntüler, kimi sevinçler, iki de mucize (Damla – 2007, Tuna – 2009)… Derken, ihtisas bitti ve güzel Gaziantep günleri başladı. Benim uzak, yalnız, güzel memleketim.. Her gününü gülümseyerek, seve seve, keyifle hatırladığım mecburi hizmet günlerim, Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi (2010 – 2012).. Uzmanlık hayatımın başlangıcı, sıfırdan bir kliniğin kuruluşunun her aşamasında görev alışım, laparoskopi ateşinin içime düşüşü hep Antep’te.. Laparoskopi eğitimi almaya karar verince, Çukurova Üniversitesi’nden sayın hocam Prof Dr Mehmet Ali Vardar bana kapılarını açtı, bir aylığına tekrar okuluma döndüm, laparaskopinin ABC’sini öğrendim (2011). Ardından Fransa, Strasbourg, IRCAD / EITS.. Avrupa’da jinekolojik laparaskopi eğitiminin piri, Prof Dr Arnaud Wattiez’in kliniği (2012).. Ayrıca, Belçika’nın Leuven şehrindeki, IRCAD’a bağlı olarak eğitsel faaliyetlerini sürdüren the European Academy of Gynecological Surgery’de yine Prof Wattiez’in yönetimindeki “A-to-Z Laparoscopic Suturing Course’u da tamamladım (4-6 Kasım 2013). Laparaskopik vakaları yapıp hastaların yaşam kalitesini nasıl artırdığını, nasıl daha fazla yararlı olduğumu gördükçe, mutluluğum kat be kat artıyor.. Yeditepe Üniversitesi Perinatoloji Bölüm Başkanı olup, aynı zamanda Türk Perinatoloji Derneği’nin yönetim kurulunda yer alan ve ülkemizde perinatoloji camiasının önde gelen isimlerinden biri olan Sn. Doç Dr Oluş Api’nin nezaretinde aldığım perinatoloji (riskli gebelik) eğitimimin de altını çizmeliyim (2012).. Aynı zamanda tez danışmanım olan Sayın Oluş Api’yi her zaman minnetle anıyorum. Zaman geçip Antep dar gelmeye başlayınca, yıllardır kafamızı kurcalayan Bodrum’a taşınma defterlerini yeniden açtık. “Bodrum’da Acıbadem var da ben mi gitmiyorum” dediğimi unutmayan bir arkadaşım sayesinde yeni açılan Acıbadem Hastanesi’yle yollarımız kesişti… Sonra aldık valizlerimizi, bebeklerimizi, çiçeklerimizi, kitaplarımızı, eşyalarımızı, Antep’te bırakıp kalbimizin bir kısmını, düştük Bodrum yollarına (2012).. İşte şimdi, buradayız, Bodrum’da.. Sizi de bekleriz, ama Yokuşbaşı’nda köşeyi dönünce şaşırmayın: Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen, geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler. Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çözümü giriniz *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.