Babaların kaleminden olunca doğum hikayeleri ne kadar da etkileyici oluyor ❤️

06 Şubat 2020
06 Şubat 2020 Aybala

Zafer Murat Demirkıran | Bodrum

Bana bu hikayelerin bir parçası olma fırsatı verdiği için tüm anne babalarıma ve daha önemlisi bebeklerime minnettarım. Bu soğuk kış gününde bizi ısıtan sıcacık hikayemiz, babamız Zafer’in kaleminden akıyor kalbimize… Muhammed Eymen’in doğum hikayesi…
Bir rüya ile girdin aslında oğlum aramıza ve ismin daha annen hamile olduğunu bile bilmiyorken belirlenmişti. Daha sonra eşim bana hamile olduğunu söyledi. Bir kaç gün önce gördüğüm rüyayı tekrar görüyormuş gibi hissettim ve çok mutlu oldum 🙂 Daha sonra kontoller için hastaneye ilk gittiğimizde, ilk kalp atışlarını dinlediğimizde, ilk cinsiyetini öğrendiğimizde, ilk ultrason fotoğrafı aldığımızda hayatımda ilk kez yaşadığım duyguları yaşıyordum ve gerçekten anlamı çok büyük duygulardı bunlar.
Bebeğimiz sağlıklı bir şekilde büyürken eşim ne kadar belli etmese de gün geçtikçe strese girip motivasyonu düşüyordu.. Ve o an anladım… aslında kadın doğum doktoru seçiminin doğru yapılmasının EN ÖNEMLİ etken olduğunu… Eşimin en önce bana, sonra da iyi bir kadın doğum doktoruna ihtiyacı vardı… ve eşimi EGE BÖLGESİNE başarısı ile nam yapmış Dr. Aybala Zeynep AKIL ile görüştürmeye karar verdim.. O günden sonra eşim iyi anlamda çok değişti, benim de üzerimden büyük bir yük kalktı. Çünkü eşim korkularını yendi ve stresten uzaklaşmayı öğrendi.
Ve daha da iyisi minik bebeğimizin keyfi de arttı. Artık biz 3 kişiydik. Doğacağı zamanı merakla bekliyorduk ve bir yandan da BAYRAM’a az kalmıştı, oğlum bir SÜPRİZ yaptı ve bize bayramı etken yaşatacağının sinyalini verdi.
Biz zaten hazırdık tek eksik bebek.
Eşime bir söz verdim elini hiç bir zorlukta bırakmayacağıma… ve doğuma onun yanında girdim, elini bırakmadım.

Elbette insanın içinde korku oluyor ama o anda aklımıza gelen sadece bebeğimizi kucağımıza almak değil hem annenin hem de bebeğin büyük bir mucizeyi başarmasıydı benim için.
Dışarıda gelini ve kızını bekleyen annelerin ettiği dualar ve eşimin başaracağına inanması her şeyi kolaylaştırdı… ve nihayet bebeğimiz uzun yolun yorgunluğuna rağmen sadece bir kaç dakika sonra doğacaktı. Saçlarını görebiliyorduk.. doktorumuz ve hemşireler gece saatine aldırmadan titiz bir şekilde çalıştı ve bebeğimiz dünyaya geldiğinde ilk ağlama sesi bize büyük bir hayat bağışladı, annenin bebeğe sarılması ve duygulanması benim de bir an önce merakla bekleyenlere güzel haberi vermek istememle o anlarda daha da mutlu olduk.. ve bir SÜPRİZ de bana yapıldı, bebeğin kordonunu kesmem için makası elime tutuşturdular… Kordonu kestikten sonra çocuk doktoru tarafından muayene edildi. Bir tesadüf de orada yaşadım, gelen çocuk doktoru SEMİH DEMİRKIRAN bizimle aynı soyadı taşıyordu.
İnanması zordu belki ama, bir kadının dünyanın en işi zor olan doğum yapmayı başarması, bir de bir babanın bunları o anda görmesi gerçekten büyük bir anlayış da doğuruyor. Eğer siz de anlayışlı iyi bir baba olmak istiyorsanız eşinizin yanında olun doğumda ve sonrasında..
Aslında hikayemiz daha da uzun.. Ben ailesiyle fazla vakit geçirebilen bir baba değilim, ama kısıtlı zamanı en iyi şekilde değerlendirmem en doğru olanıydı.
BU HİKÂYENİN BAŞTAN SONA KAHRAMANI Babalar Değil ANNELERDİR.
En başta Dr. Aybala Zeynep AKIL’a çok teşekkür ediyor, hem doktorluk kariyerinde hem annelik kariyerinde başarılar diliyor ve teşekkürlerimi sunuyorum.
Zafer Murat DEMİRKIRAN J.Uzm.Çvş
6 Ocak 2020, Bodrum

Aybala

1976 yılında Üsküdar’da Zeynep Kamil Hastanesi’nde normal yolla doğmuş ve güzel adım Zeynep’i oradan alarak hayata başlamışım.. Orman mühendisi olan babamın mesleği nedeniyle çekirdek ailem- annem, babam, iki kız kardeşim ve köpeğimle beraber çeşitli şehirlerde büyüdük.. Bunlardan Adana’da uzunca bir süre takılıp liseyi (Adana Anadolu Lisesi – 1993) ve üniversiteyi (Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi – 1999) burada bitirdim. Tek başıma gittiğim bir İç Anadolu kasabasında (Aksaray İli Gülağaç İlçesi – 1999) ve sonra il merkezinde (Aksaray İli Merkez 2 No.’lu Nöbetçi Sağlık Ocağı – 2000) bir süre pratisyen hekimlik yaptım. Tebabet sanatına dair birçok şeyi burada pratisyenlik yaparken öğrendim diyebilirim. Ardından, eşimle beraber hayatımızı kurmak üzere İstanbul’a taşınıp (2001) herşeye sıfırdan başladık.. O bir bankaya, ben Tıbbi Danışman olarak bir medikal ajansa (2001 – 2004)… Günlerden bir gün, yıllardır beklediğim, hayalini kurduğum ihtisas yapma fikrinin ve kadın doğum uzmanı olarak yeni canların hayata gelmesine aracı olmamın artık vaktinin geldiğini farkedip, istifa ettim ve TUS’a (Tıpta Uzmanlık Sınavı) girerek Kadın Doğum İhtisası’na başladım (Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2004). Asistanlık sürecime neler sığdırmadım ki; kimi üzüntüler, kimi sevinçler, iki de mucize (Damla – 2007, Tuna – 2009)… Derken, ihtisas bitti ve güzel Gaziantep günleri başladı. Benim uzak, yalnız, güzel memleketim.. Her gününü gülümseyerek, seve seve, keyifle hatırladığım mecburi hizmet günlerim, Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi (2010 – 2012).. Uzmanlık hayatımın başlangıcı, sıfırdan bir kliniğin kuruluşunun her aşamasında görev alışım, laparoskopi ateşinin içime düşüşü hep Antep’te.. Laparoskopi eğitimi almaya karar verince, Çukurova Üniversitesi’nden sayın hocam Prof Dr Mehmet Ali Vardar bana kapılarını açtı, bir aylığına tekrar okuluma döndüm, laparaskopinin ABC’sini öğrendim (2011). Ardından Fransa, Strasbourg, IRCAD / EITS.. Avrupa’da jinekolojik laparaskopi eğitiminin piri, Prof Dr Arnaud Wattiez’in kliniği (2012).. Ayrıca, Belçika’nın Leuven şehrindeki, IRCAD’a bağlı olarak eğitsel faaliyetlerini sürdüren the European Academy of Gynecological Surgery’de yine Prof Wattiez’in yönetimindeki “A-to-Z Laparoscopic Suturing Course’u da tamamladım (4-6 Kasım 2013). Laparaskopik vakaları yapıp hastaların yaşam kalitesini nasıl artırdığını, nasıl daha fazla yararlı olduğumu gördükçe, mutluluğum kat be kat artıyor.. Yeditepe Üniversitesi Perinatoloji Bölüm Başkanı olup, aynı zamanda Türk Perinatoloji Derneği’nin yönetim kurulunda yer alan ve ülkemizde perinatoloji camiasının önde gelen isimlerinden biri olan Sn. Doç Dr Oluş Api’nin nezaretinde aldığım perinatoloji (riskli gebelik) eğitimimin de altını çizmeliyim (2012).. Aynı zamanda tez danışmanım olan Sayın Oluş Api’yi her zaman minnetle anıyorum. Zaman geçip Antep dar gelmeye başlayınca, yıllardır kafamızı kurcalayan Bodrum’a taşınma defterlerini yeniden açtık. “Bodrum’da Acıbadem var da ben mi gitmiyorum” dediğimi unutmayan bir arkadaşım sayesinde yeni açılan Acıbadem Hastanesi’yle yollarımız kesişti… Sonra aldık valizlerimizi, bebeklerimizi, çiçeklerimizi, kitaplarımızı, eşyalarımızı, Antep’te bırakıp kalbimizin bir kısmını, düştük Bodrum yollarına (2012).. İşte şimdi, buradayız, Bodrum’da.. Sizi de bekleriz, ama Yokuşbaşı’nda köşeyi dönünce şaşırmayın: Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen, geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler. Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı