Anne sütünü artırmanın yolları

18 Şubat 2013
18 Şubat 2013 Aybala

Anne sütü vermek, yani emzirmek, bir anne ile bebeği arasında kurulan en gerçek bağ diyebiliriz. Kanıtlanmış tıbbi yararlarının yanısıra, anne ve bebek için duygusal yararlarının da olduğunu biliyoruz.

Bu nedenle, bazı anneler gerektiğinden fazla etki altında kalıp, sütlerinin az olması endişesini duyabiliyorlar. Ya da bazen gerçekten az olabilir. Ben sizinle, kendi deneyimlerimden ve hastalarımdan öğrendiğim anne sütünü artırma yollarını paylaşmak istiyorum.

Unutmayın, bu yazıyı literatür tarayarak yazmadım yani tıbbi bir dayanağı yok ve bu önerilerin hiçbiri hekiminizin önerilerinin yerine geçmez.

untitled2İşte anne sütünü artırmanın yolları:

1. Psikolojik faktörler… En önemlisi KESİNLİKLE bu.. Bebeğinize yetecek süt üretememe endişesi GERÇEKTEN SÜTÜ AZALTIYOR. Süt ne kadar az olursa olsun endişelenmemek gerek, içeriği değiştiğinden gün içinde, sabah mesela daha yağlı, göğüslerinizde daha az doluluk hissetmenize rağmen bebek doyacaktır. Bu nedenle ENDİŞELENMEYİN. Özellikle emzirmeye yeni başladığınız ilk dönemlerde, günde çok az bir miktar süt bebeğinizi doyurmaya yeter.. Yeter ki bol bol emzirin..
2. Bol bol emzirme.. Vücut kendini bu şekilde programlıyor. Bu nedenle emzirmekten asla vazgeçmeyin.
3. Tracy’nin sağma yöntemi: Bebeğiniz, büyüme aşamalarının bazı basamaklarında (bunlara büyüme atağı adı verilir) daha çok süte gereksinim duyar, yani birden bire daha fazla süt ister. Bu ataklarda süt üretiminizi artırabilmek için, her emzirmeden yarım saat sonra her iki memenizi sağın, sonraki öğüne ekleyin. Üç gün bu sağma işine devam.. Ya da üç gün, her seferinde meme bitince diğer tarafı sonra yine ilk memeyi tekrar emzirin. (Ayrıntılı bilgi için: Tracy Hogg, Bebek Bakım Sorunlarına Mucize Çözümler)

breastfeeding3_11_10-320x2434. Vita Malt: Sadece anne sütünün artırmak için üretilmiş bir içecektir, alkolsüz malt içeceğidir (piyasadaki alkolsüz biralara benzer). Gaz yapmaz. Kilo aldırabilir mi endişesi olabilir, şişesi 300 kalori civarında.. Anneye enerji verdiği kesin..
5. Still Tee: Humana markası altında, sadece anne sütünü artırma amacıyla üretilmiş bir içecektir. Oralet benzeri tanecikler sıcak suda eritilerek hazırlanıyır. Kahvaltıda çay niyetine ya da öğün aralarında keyifle içebilirsiniz. Etkili olması için günde dört bardak civarı içmek gerekli.
6. Rezene çayı: Poşet çay değil, hazır rezene tohumunu sıcak suda bekletip içebilirsiniz. Günde 2-3 kez içince, sütü artırmaktan ziyade şişkiniği gazı azaltmada da etkili olacaktır.
7. Isırgan çayı: Piyasada hazır poşet şeklinde üretilmiş satılıp satılmadığını bilmiyorum, ama aktarlarda açık olarak satılıyor ve nasıl hazırlanacağını anlatıyorlar.
8. Üzüm: Kesinlikle işe yarıyor. Bir kase beyaz üzüm yedikten birkaç saat sonra oldukça bol süt üretimi oluyor.

effects-of-breastfeeding 9. Bulgur ve bakliyat: Bu da kesinlikle yarıyor. Bulgur pilavı + nohut ya da kuru fasülye öğünü sonrası üretim artıyor. Ama rezene ile desteklemek gerek gaz açısından :)))) Bir de soğan bunlara eklenebilir.
10. Hoşaf: Bunu da düzenli içmek oldukça faydalı, kayısı üzüm karışık olarak şeker koymadan hazırlanabilir. Bir tencereye en fazla 4-5 kesme şeker eklenirse tadı oldukça iyi olur.

11. Su: Suyun ideal miktarını tam olarak bilmiyorum, en az 2 litre içmek gerekiyor.. Ama çok da aşırı içmemek gerekiyormuş çünkü aşırı fazlası baskılayabiliyormuş süt üretimini. Her emzirmeye 1 -1,5 bardak yeterli gibi.
12. Semizotu: Komik bir detay, babaannem inekleri doğum yapınca sütleri bol olsun diye semizotu yedirirdi. Ben de buradan yola çıkıp, hakikaten işe yaradığını gördüm… Çiğ tüketilmeli, bu nedenle yoğurtla karıştırılıp, ya da limonlayıp salata niyetine yenilebilir.
13. Dereotu: İşte bu kesin işe yarıyor. Dereotu kürünü 7 gün yemeklerden önce 1 tutam yiyorsunuz sabah akşam.

14. Kuru incir: 7-8 kuru inciri bir bardak suda kaynatıp yarısını sabah yarısını akşam yedi gün süreyle içmek… Bir kür olarak uygulanabilir.
15. Meteklopramid: Hastalarımdan sık duyduğum ve kesinlikle ezbere kullanılmaması gereken bir yöntem. Aslında bu bir bulantı ilacı ve pek çok yan etkisi var (ekstrapiramidal etkiler, baş dönmesi, sersemlik, vs).. Öte yandan da anne sütünü artırdığı ispatlanmış tek ilaç bu. Fakat kesinlikle hekime danışmadan kullanılmaması gerekiyor!! Süt azalması durumlarında, hekim önerisiyle bu amaçla kullanılabilir.. Örneğin bebek tartı almadığında bazı çocuk hekimleri anneye bunu önerebiliyormuş.. Benim size tavsiyem kesinlikle hekiminize danışmadan kullanmamanızdır!

16. Helva. Susattığı için su içirtip sütü artırıyor deniyor. Hoşunuza gidiyorsa yiyebilirsiniz ama oldukça yüksek kalorili olduğundan lütfen dikkat! Kilo aldırabilir!

Aklıma gelenler bunlar.
Aslında dengeli protein ve karbonhidrat içeren bir diyet, yeterli su alımı ve psikolojik olarak rahat olmak işin anahtarı. Üzümleri maltları helvaları abartıp süt verirken on kilo almak gerekli mi, bilmiyorum… Sonrası biraz sancılı oluyor o kiloları vermeye çalışmak.
untitledDediğim gibi kafası rahat olan biri çocuğunu beslemeye yetecek sütü zaten bunların hiçbiri olmasa da üretir (örnek Afrika’daki kadınlar yıllarca sadece anne sütü ile besliyorlar bebeklerini).

Bu nedenle, sevgiyle, endişe olmadan sakin sakin emzirmeye devam…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Aybala

1976 yılında Üsküdar’da Zeynep Kamil Hastanesi’nde normal yolla doğmuş ve güzel adım Zeynep’i oradan alarak hayata başlamışım.. Orman mühendisi olan babamın mesleği nedeniyle çekirdek ailem- annem, babam, iki kız kardeşim ve köpeğimle beraber çeşitli şehirlerde büyüdük.. Bunlardan Adana’da uzunca bir süre takılıp liseyi (Adana Anadolu Lisesi – 1993) ve üniversiteyi (Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi – 1999) burada bitirdim. Tek başıma gittiğim bir İç Anadolu kasabasında (Aksaray İli Gülağaç İlçesi – 1999) ve sonra il merkezinde (Aksaray İli Merkez 2 No.’lu Nöbetçi Sağlık Ocağı – 2000) bir süre pratisyen hekimlik yaptım. Tebabet sanatına dair birçok şeyi burada pratisyenlik yaparken öğrendim diyebilirim. Ardından, eşimle beraber hayatımızı kurmak üzere İstanbul’a taşınıp (2001) herşeye sıfırdan başladık.. O bir bankaya, ben Tıbbi Danışman olarak bir medikal ajansa (2001 – 2004)… Günlerden bir gün, yıllardır beklediğim, hayalini kurduğum ihtisas yapma fikrinin ve kadın doğum uzmanı olarak yeni canların hayata gelmesine aracı olmamın artık vaktinin geldiğini farkedip, istifa ettim ve TUS’a (Tıpta Uzmanlık Sınavı) girerek Kadın Doğum İhtisası’na başladım (Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2004). Asistanlık sürecime neler sığdırmadım ki; kimi üzüntüler, kimi sevinçler, iki de mucize (Damla – 2007, Tuna – 2009)… Derken, ihtisas bitti ve güzel Gaziantep günleri başladı. Benim uzak, yalnız, güzel memleketim.. Her gününü gülümseyerek, seve seve, keyifle hatırladığım mecburi hizmet günlerim, Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi (2010 – 2012).. Uzmanlık hayatımın başlangıcı, sıfırdan bir kliniğin kuruluşunun her aşamasında görev alışım, laparoskopi ateşinin içime düşüşü hep Antep’te.. Laparoskopi eğitimi almaya karar verince, Çukurova Üniversitesi’nden sayın hocam Prof Dr Mehmet Ali Vardar bana kapılarını açtı, bir aylığına tekrar okuluma döndüm, laparaskopinin ABC’sini öğrendim (2011). Ardından Fransa, Strasbourg, IRCAD / EITS.. Avrupa’da jinekolojik laparaskopi eğitiminin piri, Prof Dr Arnaud Wattiez’in kliniği (2012).. Ayrıca, Belçika’nın Leuven şehrindeki, IRCAD’a bağlı olarak eğitsel faaliyetlerini sürdüren the European Academy of Gynecological Surgery’de yine Prof Wattiez’in yönetimindeki “A-to-Z Laparoscopic Suturing Course’u da tamamladım (4-6 Kasım 2013). Laparaskopik vakaları yapıp hastaların yaşam kalitesini nasıl artırdığını, nasıl daha fazla yararlı olduğumu gördükçe, mutluluğum kat be kat artıyor.. Yeditepe Üniversitesi Perinatoloji Bölüm Başkanı olup, aynı zamanda Türk Perinatoloji Derneği’nin yönetim kurulunda yer alan ve ülkemizde perinatoloji camiasının önde gelen isimlerinden biri olan Sn. Doç Dr Oluş Api’nin nezaretinde aldığım perinatoloji (riskli gebelik) eğitimimin de altını çizmeliyim (2012).. Aynı zamanda tez danışmanım olan Sayın Oluş Api’yi her zaman minnetle anıyorum. Zaman geçip Antep dar gelmeye başlayınca, yıllardır kafamızı kurcalayan Bodrum’a taşınma defterlerini yeniden açtık. “Bodrum’da Acıbadem var da ben mi gitmiyorum” dediğimi unutmayan bir arkadaşım sayesinde yeni açılan Acıbadem Hastanesi’yle yollarımız kesişti… Sonra aldık valizlerimizi, bebeklerimizi, çiçeklerimizi, kitaplarımızı, eşyalarımızı, Antep’te bırakıp kalbimizin bir kısmını, düştük Bodrum yollarına (2012).. İşte şimdi, buradayız, Bodrum’da.. Sizi de bekleriz, ama Yokuşbaşı’nda köşeyi dönünce şaşırmayın: Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen, geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler. Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çözümü giriniz *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.