Anne isteğiyle sezaryen

“Doktor hanım merhaba, ben ilk bebeğime hamileyim. Doğumumu sezaryenle yapmak istiyorum, sizce bu sakıncalı mı? Bazıları normalinin normal doğum olduğunu söyleyip tıbbi bir zorunluluk olmadıkça normal doğurmam gerektiğini söylüyor.. Bu konuda sizin fikriniz nedir?” Banu Atvar, Ankara

Banu hanım merhaba.. Normali normal doğum… Sezaryenin de hayat kurtarma operasyonu olduğunu hatırdan çıkarmamak gerekli… Peki ya tıbbi bir endikasyonu yani gerekçesi olmadan, sadece annenin isteğiyle sezaryen olanlar? Bu konu sayfalarca tartışılabilecek bir konu.. Tartışılıyor da.. Bir de bu işin tıbbi boyutu var.. Sonuçta, sezaryen de bir ameliyat ve avantajları olduğu kadar dezavantajları da var.

Doğum yöntemi seçilirken dikkate alınması gereken pek çok husus vardır. Bunlardan bazıları, eşlik eden tıbbi durumlar, annenin beden kitle indeksi, önceki doğum deneyimleri, gelecekte kaç doğum yapmayı planladığı, önceki cerrahi işlemlerin sonuçları ve anne adayının fizyolojisinin ve anatomisinin doğum yapmaya izin verip vermemesidir. Ayrıca, annenin motivasyonu da doğum şekli üzerinde önemli etkiye sahiptir. Ailesi müdahale edip karar sürecine etki ediyor mu? (Toplumumuzda, özellikle kırsal kesimlerde, annenin anatomisinin ya da bebeğin sağlığının vaginal doğuma müsaade etmemesine rağmen, sezaryene engel olması ve kadını vaginal doğum yapması için zorlaması hala rastlanan bir durumdur.)

Planlanmış sezaryenin olası dezavantajları

Hastanede yatma ve doğum sonrası iyileşme süreçleri, sezaryenle doğumda vaginal doğuma göre tipik olarak daha uzundur. Normal doğum yapan bir anne doğumdan sonra ayağa kalkıp bebeğiyle ilgilenebilecekken, sezaryen olan bir annenin bebeğiyle birlikte kendisinin de birkaç gün bakıma ihtiyacı olacaktır. Maternal morbidite de sezaryen doğumla daha yüksektir. Yenidoğanın solunum sıkıntıları (respiratuvar distres sendromu, yenidoğanın geçici taşipnesi) gibi durumların elektif sezaryen sonrası vaginal doğuma göre daha sık görüldüğü bulunmuştur, bu durumlar bebeğin hastanede yatış süresini uzatabilir.

Anne isteğiyle sezaryen olmayı planlayan hastaların, ilerideki gebeliklerinde bebeğin eşinin aşağıda yerleşmesi (plasenta previa), bebeğin eşinin rashim duvarına gömülmesi (plasenta akreata) gibi olumsuz durumların risklerinin artmış olduğunu göz önünde bulundurması gerekir.

Planlanmış sezaryenin olası yararları

Planlanmış sezaryenin tarihi sıklıkla önceden belirlenmiştir. Bu, işle, evdeki diğer çocuğun bakımıyla ve annenin ihtiyaç duyabileceği yardımla ilgili ayarlamaları yapabilmesine olanak verir. Planlanmış sezaryenler sıklıkla 39 – 40 haftalar arasında gerçekleştirildiğinden bebek günaşımının bebekle ilgili risklerinden korunmuş olur. (Ancak hedef günaşımının risklerinden bebeği korumak ise, doğum indüksiyonunun da mantıklı bir seçenek olduğu unutulmamalıdır).

Planlanmış sezaryen durumunda doğum sonu kanamalar planlanmamış (acil) sezaryenlere ve vaginal doğumlara göre daha az görülür. Doğum sonu kanamaların en sık nedeni uterin atoni (rahimin kendi kendini toplayıp kanamayı durduramaması) ve plasentanın parçalarının rahim içinde kalmasıdır ve planlanmış sezaryenle bu risk faktörleri en aza indirilebilir.

Sonuç olarak, doğum şeklinizi seçerken tıbbi gerçekleri değerlendirmenizi, gereklilik olmadıkça normalinin normal doğum olduğunu hatırınızda tutmanızı öneririm.. Sevgiler..

9,334 total views, 9 views today

Yorum gönder

Eposta adresiniz yayınlanmayacak.

Çözümü giriniz *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.