Alev Helvacı Demir – Doğum Hikayesi

06 Şubat 2019
06 Şubat 2019 Aybala

Dört yıllık evliliğin sonunda artık çocuk sahibi olma zamanı geldi mi gelmedi mi bunları düşünürken sürpriz bir şekilde hamile olduğumu öğrendim. Hatta öğrenmedim hissettim; ama ilk başta konduramadım. Regl gecikmem mevsim değişikliğidir diyerek bir kaç gün daha bekledim test için, sonunda klinikte kan testi yaptırdım ve sonuç pozitifti 🙂

Sırada iyi bir doktor bulmak gerekiyordu… ki hiç zorlanmadım, çünkü henüz hamile değilken bile Aybala hanım aklımın köşesinde hep vardı. Adını ilk, Milas’ta yaşayan annemden duymuştum.. Çok iyi bir doktormuş. Milas’ta çok kişi ona gidiyormuş ve herkes memnunmuş diye, hamileliğimden yaklaşık bir yıl öncesinde bana tavsiye etmeye başlamıştı ki o zamanlar annem torun istediğinden sürekli “git doktora, bir muayene ol Aybala Hanım’a” diye baskılar yapıyordu. Bir de komşumun doğumunu yaptırmıştı Aybala Hanım ve memnuniyetini her defasında dile getiriyordu.

Neyse ki doktor kontrolüne gerek olmadan hamile kaldığımı öğrendim ve Aybala hanım ile yollarımız kesişmiş oldu. Hamile kalmadan önce normal doğum asla yapamam; o sancı, acıya katlanamam diye düşünen ben, ilk doktor kontrolümüze gittiğimizde “kesinlikle normal doğum istiyorum” demeye başladım, sanırım daha ilk kontrolde Aybala hanımın sıcak karşılaması samimi gülüşü pozitif enerjisi beni cesaretlendirdi.

Her kontrole gittiğimizde ultrason esnasında Aybala hanımın bizden daha heyecanlı olması, doktor tercihi konusunda ne kadar doğru bir seçim yaptığımı gösteriyordu. Dokuz ayı cok güzel bir şekilde tamamladık beraber.

40. hafta akşam evde sancılarım başlamıştı ve hemen mesaj attım. Saat kaç olursa olsun cevap verdi.. İstersek hastaneye gidip NST çektirmemizi önerdi, bir kaç saat sonra hastaneye gittik. NST’ye bağladılar, sonucu Aybala hanıma gönderdiler. İstersem hastaneye yatabileceğimi söyledi ama ben beni çok rahatsız edecek şekilde sancı hissetmediğim ve henüz 3 cm açılmam olduğu için eve gitmek istedim… ve herşey eve gelince başladı diyebilirim 🙂

Gece saat üçten itibaren evde sancı ve kasılmalarım başladı ve sabah saat sekiz buçukta eşimi uyandırdım ve “sanırım ben doğuruyorum” dedim. Sancılarım güzel, suni sancı ile açılma da gayet iyi, ama bizim ufaklık bir türlü kafa rotasyonunu yapamadığı için gelemiyordu. Duygu ebe ile pilates topunda haraketler yapıyoruz, odada yürüyorum, çömeliyorum, eşim sırtıma masajlar yapıyor. Ben artık ümidi kesmiştim sezeryana dönecek bu iş diye.. Ancak Aybala hanım pes etmeden sonuna kadar inandı yapabileceğimize ve sonunda bebeğin kafa rotasyonunu yapmasını sağladı muayene sırasında.

Hemen doğumhaneye indik. Ancak yine bizim kizin kafası dönmüştü ve rotasyon olmuyordu, her ihtimale karşın ameliyathaneyi de hazırlatmışlardı sezeryana dönerse diye.. Ama ben sezeryana dönmesini hiç istemiyordum o kadar ilerledikten sonra; onca emekten sonra sezeryan olmamalıydı. Ikınmalara devam ettim, hatta baş aşağı bile durdum ve sonunda rotasyon sağlandı.. Artık kızım geliyordu.

Eşimin desteğini de asla unutamam.. “Galiba doğuramayacağım” dediğim anlarda beni yüreklendirdi. Ben ıkınırken bana su içirmeye çalışması, henüz daha bebeğin saçlari gözükürken “az kaldı bak geliyo, görüyorum ben kafasını, neredeyse bitti” diye moral vererek daha da şiddetle ıkınmam. En sonunda Duygu ebenin karnıma iyice bastırması ile çığlık atarak ıkınmam ve sonunda normal doğum ile kızımız kucağımdaydı, sıcacıktı 🙂 Bi avazda dedikleri bu olsa gerek 😊 Kızımızın kordonunu eşim kesti ve makas kesmiyor esprisini yapmadan olmazdı tabii 😊 Sonuç sadece iki dikiş ile epiduralsiz normal doğum ve babasının kopyası bir kızımız oldu (03.08.2018 saat 17:13). Hatta doğumdan sonra Aybala hanımın bana dediği “çok güçlü bi kadınsın, epidural vs istemeden bu işi başardın” oldu.

Birlikte çok keyifli bir doğum yaşadık. Her anın tadını çıkararak yaşamak ayrı bir güzellikti. Dogğmdan bir kaç saat sonra duşumu aldım odada ve hiç doğum yapmamış gibi geziyordum hastanede 😊 Hatta ertesi günü doğum konferansına bile katıldım taze normal doğum yapmış canlı örnek olarak 😊

En başından beri pozitif enerjisi ile destek olan canımız doktorumuz Aybala hanıma ve doğum süreci boyunca yanımızda olan ebemiz Duygu ebeye teşekkürler ve tabii ki elini, desteğini bi an olsun çekmeyen hep yanımda olan canım eşime😘

Alev Helvacı Demir,
14 Aralık 2018, Bodrum

, , , , , , , , , , , , , , ,

Aybala

1976 yılında Üsküdar’da Zeynep Kamil Hastanesi’nde normal yolla doğmuş ve güzel adım Zeynep’i oradan alarak hayata başlamışım.. Orman mühendisi olan babamın mesleği nedeniyle çekirdek ailem- annem, babam, iki kız kardeşim ve köpeğimle beraber çeşitli şehirlerde büyüdük.. Bunlardan Adana’da uzunca bir süre takılıp liseyi (Adana Anadolu Lisesi – 1993) ve üniversiteyi (Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi – 1999) burada bitirdim. Tek başıma gittiğim bir İç Anadolu kasabasında (Aksaray İli Gülağaç İlçesi – 1999) ve sonra il merkezinde (Aksaray İli Merkez 2 No.’lu Nöbetçi Sağlık Ocağı – 2000) bir süre pratisyen hekimlik yaptım. Tebabet sanatına dair birçok şeyi burada pratisyenlik yaparken öğrendim diyebilirim. Ardından, eşimle beraber hayatımızı kurmak üzere İstanbul’a taşınıp (2001) herşeye sıfırdan başladık.. O bir bankaya, ben Tıbbi Danışman olarak bir medikal ajansa (2001 – 2004)… Günlerden bir gün, yıllardır beklediğim, hayalini kurduğum ihtisas yapma fikrinin ve kadın doğum uzmanı olarak yeni canların hayata gelmesine aracı olmamın artık vaktinin geldiğini farkedip, istifa ettim ve TUS’a (Tıpta Uzmanlık Sınavı) girerek Kadın Doğum İhtisası’na başladım (Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2004). Asistanlık sürecime neler sığdırmadım ki; kimi üzüntüler, kimi sevinçler, iki de mucize (Damla – 2007, Tuna – 2009)… Derken, ihtisas bitti ve güzel Gaziantep günleri başladı. Benim uzak, yalnız, güzel memleketim.. Her gününü gülümseyerek, seve seve, keyifle hatırladığım mecburi hizmet günlerim, Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi (2010 – 2012).. Uzmanlık hayatımın başlangıcı, sıfırdan bir kliniğin kuruluşunun her aşamasında görev alışım, laparoskopi ateşinin içime düşüşü hep Antep’te.. Laparoskopi eğitimi almaya karar verince, Çukurova Üniversitesi’nden sayın hocam Prof Dr Mehmet Ali Vardar bana kapılarını açtı, bir aylığına tekrar okuluma döndüm, laparaskopinin ABC’sini öğrendim (2011). Ardından Fransa, Strasbourg, IRCAD / EITS.. Avrupa’da jinekolojik laparaskopi eğitiminin piri, Prof Dr Arnaud Wattiez’in kliniği (2012).. Ayrıca, Belçika’nın Leuven şehrindeki, IRCAD’a bağlı olarak eğitsel faaliyetlerini sürdüren the European Academy of Gynecological Surgery’de yine Prof Wattiez’in yönetimindeki “A-to-Z Laparoscopic Suturing Course’u da tamamladım (4-6 Kasım 2013). Laparaskopik vakaları yapıp hastaların yaşam kalitesini nasıl artırdığını, nasıl daha fazla yararlı olduğumu gördükçe, mutluluğum kat be kat artıyor.. Yeditepe Üniversitesi Perinatoloji Bölüm Başkanı olup, aynı zamanda Türk Perinatoloji Derneği’nin yönetim kurulunda yer alan ve ülkemizde perinatoloji camiasının önde gelen isimlerinden biri olan Sn. Doç Dr Oluş Api’nin nezaretinde aldığım perinatoloji (riskli gebelik) eğitimimin de altını çizmeliyim (2012).. Aynı zamanda tez danışmanım olan Sayın Oluş Api’yi her zaman minnetle anıyorum. Zaman geçip Antep dar gelmeye başlayınca, yıllardır kafamızı kurcalayan Bodrum’a taşınma defterlerini yeniden açtık. “Bodrum’da Acıbadem var da ben mi gitmiyorum” dediğimi unutmayan bir arkadaşım sayesinde yeni açılan Acıbadem Hastanesi’yle yollarımız kesişti… Sonra aldık valizlerimizi, bebeklerimizi, çiçeklerimizi, kitaplarımızı, eşyalarımızı, Antep’te bırakıp kalbimizin bir kısmını, düştük Bodrum yollarına (2012).. İşte şimdi, buradayız, Bodrum’da.. Sizi de bekleriz, ama Yokuşbaşı’nda köşeyi dönünce şaşırmayın: Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen, geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler. Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çözümü giriniz *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.