Semra Ünlü – Doğum Hikayesi

17 Aralık 2018
17 Aralık 2018 Aybala

22 Ocak 2018 tarihinde aldım hayatıma bir mucizenin dahil olacağı haberini.  Artık bebeğimiz olsun istiyorduk eşimle, mutluluğumuza mutluluk katacak minik eller olsun istedik hayatımızda. Alerjim sebebiyle koku almayan burnum herşeyin kokusunu almaya başladığında anladım hamile olduğumu aslında. Testten sonra büyük bir sevinçle paylaştık haberi eşimle.

Hemen ertesi gün arkadaşımın tavsiye ettiği bir kadın doğum doktoruna gittim. Aslında memnundum ancak tahlil sonuçlarımı attığımda cevap vermemesi, her istediğimde ulaşamamam gibi sebeplerle doktorumu değiştirmeye karar verdim. Bodrum ve Milas çevresinde doktor araştırması yaparken Aybala  hanıma rastladım. Kendisi hakkında nette detaylı bir araştırmadan sonra doğru tercihim olduğuna inandım. Biraz fazla detaycıyımdır da ☺.

Aslında daha ismini duyduğumda bir yakınlık hissettim kendime. “Aybala” ay gibi parlak çocuk demek. Gerçekten de şu dokuz aylık hamilelik sürecinde, ben ilk çocuğum olması sebebiyle o bilinmezliği, karanlığı, tecrübesizliği yaşarken o hep ay ışığı gibi yol gösterdi bana. Her muayeneden sonra yüzüm gülerek ve içim rahat çıktım odasından. Çok yoğun ve yorgun olduğu günlerde bile her zaman güler yüzlü, içten ve samimi karşıladı bizi. Yeri geldi bir abla edasıyla kızdı, yanlışlarımı gösterdi. Ne zaman aklıma bir şey takılsa mesaj atsam anında döndü. Bu da ona duyduğum güveni pekiştirdi. Bunlar benim için önemliydi. Çünkü en yakın hastaneye bir buçuk saat mesafede oturuyorduk ve eşimin işi dolayısıyla her zaman gidemiyorduk.

Hamilelik sürecim fazla zorlamadı beni. Rahat bir hamilelik geçirdim ve hep normal doğum yapacağıma inandım. Kendimi buna hep hazır hissettim – ki doktorumun da normal doğumu desteklediğini biliyordum. Hamileliğim boyunca bol bol yürüyüş yaptım, yüzdüm ve evde pilates topuyla zaman zaman egzersizler yaptım. Hastanenin doğum akademisine katıldık eşimle. Eşimle farklı duygular yaşamamızı sağladı ve normal doğum hakkında birçok tecrübe edindim. Bizi psikolojik olarak tamamen anne baba olmaya hazırladı diyebilirim.

Yaklaşık bir ay sonra 16 Eylül akşamı yine yürüyüşe çıkmıştım annemle. Eşimin iş yerine ziyarete gittik, o akşam nöbetçiydi evde yoktu. Eve döndüğümde bebeğim için hazırladığım kapı süsünü bitirdim. Bebeğimin gelmesine daha var diye düşünüyordum, içimdeki ses hep geç doğacak dedi, hiçbir belirtim de yoktu. Ama o ses yanlışmış. Uyuduktan iki saat sonra gece 3.30 gibi sancılarla bağırarak uyandım ve suyumun  azar azar gelmeye başladığını fark ettim. İlk başta yalancı sancılar zannettim ama kesilmeyince Aybala hocamı aradım, durumu anlattım. Hemen hastaneye gitmem gerektiğini söyledi. Ve ardından hastaneyi arayıp durumu bildirmiş, benimle ilgilenecek ebe hakkında bana mesaj attı. Eşim de bir panikle eve geldi ve hemen yola çıktık. Arabada sancılarım sıklaşmıştı ve hastaneye vardığımızda beş dakikada bire düşmüştü. Hemen NST’ye aldılar. 2 cm açıklıkla yatışım yapıldı ve sancılarla bebeğimizi beklemeye başladık. Saat 15:00’a kadar odamda sancı aralıkları gittikçe kısalarak bekledim. Bel ağrılarım çok artmıştı. Hemşireyle merdivende egzersizler yaptık, koridorda yürüdük. Defalarca duşa girdim, nefes egzersizleri yaptım. Ebeler ve doktorum sürekli geldi kontrol etti. Açılmalar 10 cm olana kadar beklediler ama ben artık çok zor dayanıyordum. O kadar inançlı olmama rağmen en sonunda sezeryana alın dediğimi bile hatırlıyorum ağrılarımdan. Her sancı geldiğinde çocuğumun o gül yüzünü aklıma getirdim, az kaldı dedim, sabrettim.  

Ben pes ettiğimde de doktorum pes etmedi doğumun çoktan başladı, çocuğu gördüm bile dedi. Ki bence bu tutum da çok önemli. Uğraşmak istemese ben daha ilk dediğimde sezeryana alabilirdi. Ama Aybala hocam yapmadı, beni daha çok cesaretlendirdi. 15:20 gibi doğumhaneye indik ve üç dört güçlü ıkınmadan sonra saat 15:37’de bebeğim dünyaya geldi. Suni sancısız, epizyotomisiz, iğnesiz sadece birkaç yırtıkla  normal doğumum gerçekleşti.

Doğum boyunca eşim hep yanımdaydı ve elimi tuttu bana en büyük destekçi oldu. Hayatımda onu hiç bu kadar duygusal, gayretli ve bana bağlı görmemiştim. Normal doğumun bir güzel yanı da bu bence aramızdaki bağı kuvvetlendirdi. Bebeğimiz için yaşadığım fedakarlığı gördükçe, çektiğim acılara derman olmaya çalıştı. O an ona bir kez daha aşık oldum. Göbek bağını da o kesti. Hemen ten tene temas için kucağıma verdiler paşamı. Ve o an ben duygu patlaması yaşadım. Artık hiçbirşey umrumda değildi çünkü bebeğim sağ salim dünyaya gelmişti ve ben onun her anına şahit olabilmiştim. Dikişlerimi hissetmedim bile.

Odaya çıktıktan sonra bebeğimin kontrolleri yapılır yapılmaz  yanıma getirdiler. Bütün akşam uyuyana kadar onu izledim. İlk gün dikişlerimin acısı biraz oldu ama ertesi gün rahatlıkla kendim ayağa kalkabildim ve hastaneden çıkış yaptık.  

Doğumdan önce acıları çekerken bir daha normal  doğum yapmam diyordum ama yanılmışım. Şimdi diyorum ki iyi ki normal olmuş. En büyük artısı bebeğinizin an be an dünyaya gelişine hem siz hem de eşiniz şahit oluyor. O an tamamen bir mucize. Sezeryanda bunu yaşama şansınız pek yok. Doğum sonrası hemen toparlanabiliyorsunuz ve bebeğinize daha çok vakit ayırabiliyorsunuz. Sütüm hemen geldi, bebeğimi emzirebildim.

Kimseye kulak asmayın. Bana neler neler dediler, gözümü korkutmaya çalıştılar. Ama gördüm ki her doğum ve her hamilelik kendine özel. Siz ne kadar iyi olursanız bebeğinizde o kadar iyi ve mutlu oluyor. Bunu yapabileceğinize en başta inanın ve vazgeçmeyin. İnanmak başarmanın yarısı çünkü. Sakın korkmayın çünkü bu bizim doğamızda var, kadın olmanın doğasında bu zaten var. Önemli olan sizin bu yeteneğinizi ortaya çıkarabilmeniz. Evet tam 12 saat sancı çektim, hayatımda yaşamadığım acıları yaşadım ama inanın herşeye değdi. Dünyalar tatlısı bir meleğim var şimdi ☺ Bir tek oğlum için o acıları çektim, ona özel  herşey, ve sonuçta zor olan herşey daha güzel ve değerlidir. Tekrar bir bebeğim olsa normal doğum derdim. Allah bunun kolaylığını ve sabrını size veriyor inanın. Yeter ki isteyin, dua edin ve pes etmeyin ☺

Bu zorlu ve bir o kadar da güzel olan süreçte her zaman yanımda olan eşime, artık aileden biri gibi gördüğüm doktorum Aybala ablama, ebelerime ve hemşirelerime çok teşekkür ederim. Emeklerinize sağlık.:)

17.09.2018, Bodrum

Semra Ünlü

 

, , , , , , , , , , , , , , , , ,

Aybala

1976 yılında Üsküdar’da Zeynep Kamil Hastanesi’nde normal yolla doğmuş ve güzel adım Zeynep’i oradan alarak hayata başlamışım.. Orman mühendisi olan babamın mesleği nedeniyle çekirdek ailem- annem, babam, iki kız kardeşim ve köpeğimle beraber çeşitli şehirlerde büyüdük.. Bunlardan Adana’da uzunca bir süre takılıp liseyi (Adana Anadolu Lisesi – 1993) ve üniversiteyi (Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi – 1999) burada bitirdim. Tek başıma gittiğim bir İç Anadolu kasabasında (Aksaray İli Gülağaç İlçesi – 1999) ve sonra il merkezinde (Aksaray İli Merkez 2 No.’lu Nöbetçi Sağlık Ocağı – 2000) bir süre pratisyen hekimlik yaptım. Tebabet sanatına dair birçok şeyi burada pratisyenlik yaparken öğrendim diyebilirim. Ardından, eşimle beraber hayatımızı kurmak üzere İstanbul’a taşınıp (2001) herşeye sıfırdan başladık.. O bir bankaya, ben Tıbbi Danışman olarak bir medikal ajansa (2001 – 2004)… Günlerden bir gün, yıllardır beklediğim, hayalini kurduğum ihtisas yapma fikrinin ve kadın doğum uzmanı olarak yeni canların hayata gelmesine aracı olmamın artık vaktinin geldiğini farkedip, istifa ettim ve TUS’a (Tıpta Uzmanlık Sınavı) girerek Kadın Doğum İhtisası’na başladım (Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2004). Asistanlık sürecime neler sığdırmadım ki; kimi üzüntüler, kimi sevinçler, iki de mucize (Damla – 2007, Tuna – 2009)… Derken, ihtisas bitti ve güzel Gaziantep günleri başladı. Benim uzak, yalnız, güzel memleketim.. Her gününü gülümseyerek, seve seve, keyifle hatırladığım mecburi hizmet günlerim, Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi (2010 – 2012).. Uzmanlık hayatımın başlangıcı, sıfırdan bir kliniğin kuruluşunun her aşamasında görev alışım, laparoskopi ateşinin içime düşüşü hep Antep’te.. Laparoskopi eğitimi almaya karar verince, Çukurova Üniversitesi’nden sayın hocam Prof Dr Mehmet Ali Vardar bana kapılarını açtı, bir aylığına tekrar okuluma döndüm, laparaskopinin ABC’sini öğrendim (2011). Ardından Fransa, Strasbourg, IRCAD / EITS.. Avrupa’da jinekolojik laparaskopi eğitiminin piri, Prof Dr Arnaud Wattiez’in kliniği (2012).. Ayrıca, Belçika’nın Leuven şehrindeki, IRCAD’a bağlı olarak eğitsel faaliyetlerini sürdüren the European Academy of Gynecological Surgery’de yine Prof Wattiez’in yönetimindeki “A-to-Z Laparoscopic Suturing Course’u da tamamladım (4-6 Kasım 2013). Laparaskopik vakaları yapıp hastaların yaşam kalitesini nasıl artırdığını, nasıl daha fazla yararlı olduğumu gördükçe, mutluluğum kat be kat artıyor.. Yeditepe Üniversitesi Perinatoloji Bölüm Başkanı olup, aynı zamanda Türk Perinatoloji Derneği’nin yönetim kurulunda yer alan ve ülkemizde perinatoloji camiasının önde gelen isimlerinden biri olan Sn. Doç Dr Oluş Api’nin nezaretinde aldığım perinatoloji (riskli gebelik) eğitimimin de altını çizmeliyim (2012).. Aynı zamanda tez danışmanım olan Sayın Oluş Api’yi her zaman minnetle anıyorum. Zaman geçip Antep dar gelmeye başlayınca, yıllardır kafamızı kurcalayan Bodrum’a taşınma defterlerini yeniden açtık. “Bodrum’da Acıbadem var da ben mi gitmiyorum” dediğimi unutmayan bir arkadaşım sayesinde yeni açılan Acıbadem Hastanesi’yle yollarımız kesişti… Sonra aldık valizlerimizi, bebeklerimizi, çiçeklerimizi, kitaplarımızı, eşyalarımızı, Antep’te bırakıp kalbimizin bir kısmını, düştük Bodrum yollarına (2012).. İşte şimdi, buradayız, Bodrum’da.. Sizi de bekleriz, ama Yokuşbaşı’nda köşeyi dönünce şaşırmayın: Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen, geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler. Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çözümü giriniz *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.