Müge Kültür KEHLİBAR – Doğum Hikayesi

Hikayemiz eşimle çocuk özlemimizin zirve yapması üzerine, hamile kalmadan önce ve sonrasında düzenli olarak gidebileceğim bir doktor araştırmam esnasında, internette bu değerli doğum hikayelerine ulaşmamla başladı. Hikayeleri okurken bir yandan ağlıyor, bir yandan da, bir gün ben de kendi hikayemi yazıp bir çok anneye umut olacağım diye geçiriyordum içimden. Duygularımın yoğunluğunu ve bütünlüğünü tam olarak aktarabilmem açısından biraz uzun bir yazı olacak belki ama Kumsalım’ın dünyaya gelişini buradan paylaşmak benim için olmazsa olmazdı.

Bodrum’da doktor arayışım çok da zor olmamıştı, Sevgili doktorum Aybala’nın kendi gönül güzelliğini yansıtmayı başarabildiği internet sayfası ve bu hikayelerin referansı bana fazlasıyla yetmişti. Eşimle bir gün kapısını çalmaya karar vermiştik, çünkü 4 aydır hamile kalamıyordum. Gittiğimizde tam da hayal ettiğim o sıcak karşılamayı esirgemedi bizden de… Yapılan testler sonucunda her şeyin normal göründüğünü ve bir süre daha beklememiz gerektiğini öğrendik. Bekleme sürecim çok stresliydi, her ay umudumuz katlanarak artıyordu, bu şekilde bir yıl geçmişti ve sabrımız artık çok zorlanıyordu. O dönemde çocuk isteğimi arkadaşlarımla paylaşırken ‘’karnını kesip bebeği yerleştiricez ve sen sadece öyle hamile kalabilirsin deseler, kabul ederim’’ dediğimi hatırlıyorum. Özlem bu kadar büyükken Aybala Hanım rahim filmi çekelim, bu da işe yaramazsa aşılama yaparız dedi. Genel anestezide rahim filmi çekildiği ay ben hamile kaldım J Sabahın dördünde teste baktığımda çift çizgiyi görünce delirdim resmen, o kadar alışmışım ki tek çizgi görmeye… Kızım dedim içimden, kızım geliyor…

Ertesi gün Aybala Hanıma gittiğimizde içim içime sığmıyordu, bir an önce o da onaylasın, o minicik noktayı bize göstersin istiyorduk. İşte o an bir ömre bedeldi. Bekleyişimiz umutlarımız gerçek oluyordu, ötesi var mıydı?

Hamileliğimin ilk dönemleri kendimi hiç hamile gibi hissetmiyordum; şükürler olsun ki hiçbir yan etki yaşamamıştım ve kızım da beni hiç üzmemişti . Karnım belirginleşmeye başlayana kadar da çok yakın çevremiz hariç kimseye hamile olduğumu söylememiş, onu ne kadar saklarsam o kadar korurum düşüncesine inandırmıştım kendimi. 5. Aya girerken birer birer çevremizle paylaştık, paylaştıkça kendimi anne gibi hissetmeye başladım. Ama asıl hissi o ilk hareketi fark ettiğimde yaşadım. O müthiş duygu dileyen herkese nasip olur umarım.

İçimde bir can büyüyor ve onunla birlikte aslında ben de büyüyordum, okuyordum, araştırıyordum, doktorumu zaten dinliyordum, kendime çok iyi bakıyor, eşim ve annem tarafından da şımartılıyordum J bu farklılığın tadını çıkarıyordum.

  1. Aya girdiğim dönemde bir akşam sol kolumda ağrı hissettim, önceleri üstünde durmasam da zamanla günlük yaşantımı etkileyecek düzeye gelmişti. Ayrıca bu döneme kadar toplamda 10 kg civarı alan ben bir anda şişmiştim ve 8 ay çekmediğim ağrıları son bir ayda çekeceğimi anlamıştım. Kolumda ödemden dolayı sinir sıkışması olmuştu. Aybala Hanım da hamileliğinde ayı şeyi yaşadığını atel takmadığı için doğumdan sonra kolunun alçıya alındığını anlatınca atel hayatımın merkezine oturuvermişti. Sol kolumu hiç kullanamıyordum, bardak dahi tutmakta güçlük çekiyordum. Ben bebeğim doğduktan sonra onu bu halde nasıl tutacağımı düşünürken (doğumdan sonra kolumun bir ay kadar daha böyle olacağını söylemişti) sol bacağım da alarm vermeye başladı, onun da üzerine varisden dolayı basamıyordum. Tuvalete gitmek bile kabusum olmuştu. Vücudumun sol tarafını hiçbir şekilde kullanamıyor, tek başıma hiçbir şey yapamıyordum. Moralim sıfırın altındaydı çünkü normal doğum yapma hayallerim gerçek olamayacaktı. Kendimi buna çok hazırlamıştım ama sevgili doktorumun da dediği gibi o nasıl isterse öyle gelecek bu dünyaya, hayırlısı sezaryense öyle doğacak sakın üzülme dedi. Zaten ben bu durumda olmasam bile, kordon dolanması yüzünden yine de sezeryen doğum yapacağımı daha sonra öğrenecektim J

Normalde doğuma 2 hafta vardı, 38. Haftaya girdiğimiz ctesi gecesi eşime nefes alacak yerim dahi yok, pztesi kontrole gittiğimizde Aybala hnm ile konuşalım, sezeyen doğumu düşünelim, dayanamıyorum dedim. O gecenin sabahı 21 mayıs saat 7:30 civarı suyum geldi, doktorumuz hazırlanıp yavaş yavaş hastaneye gelin dedi. Çantam hazır olmasına rağmen panik olmamak mümkün değildi, böyle hayal etmemiştim önce ağrılarım olucaktı neden suyum önce gelmişti diye düşünürken kızımın öyle istediğini düşündüm, hakkımızda hayırlısı buymuş diyerek yatış yaptık. Nst ye bağlandığımda sancım varmış aslında ama kol ve bacak ağrım onu bastırıyordu sanıyorum ki ben hissetmiyordum. Ama açılmam hiç yoktu, suyum önce geldiği için 24 saat içinde doğum gerçekleşecekti. Aybala Hanım o ctesi gecesi hastanede sabahlamıştı ben 4. Vakaydım sanırım, Müge sen de mi geldin diyerek espriyle karışık kızdı bana, sonra halimi görünce istediğim an beni sezeryene alabileceğini söyledi. Normal doğum yapamayacağımı bilsem de o sancıları hissetmek istiyordum, beklemek istedim. Saat 1 gibi az da olsa sancılar kendini göstermeye başlamıştı, ama hala bir açılma yoktu. Ebemiz sevgili Ayten Hanım bi ihtimal normal doğum yapabileceğimi düşünüp bana pilates topu getirdi ama ne mümkün yataktan zor kalkıyordum, sağolsun kendisi beni rahatlatmak için elinden gelen desteği gösterdi. Saat 4 den sonra belden kuvvetli sancıları hissetmeye başladım, artık vücudum bütün ağrıları kaldıramıyordu, 6 ya kadar bekledim, bebeğimin gelişini sabredebildiğim noktaya kadar beklemek istiyordum. 6 civarı ebeye söyledim, artık gidebiliriz kızım gelmek istiyor. İşte o an içimden bir şeyler aktı gitti. Yıllardır hayalini kurduğumuz ve aylardır içimde sakladığım minik mucizem biraz sonra gerçek olacaktı, göz yaşlarım sel oldu eşime sımsıkı sarıldım, annemin elini tuttum, onlardan güç alarak doğuma gittim.

Sevgili doktorum yine her zamanki pozitif enerjisiyle doluydu ve bu beni inanılmaz rahatlatıyordu, spinal yapılırken ağrılarımdan mı heyecandan mı bilmem hiç bişey hissetmedim. Tek sorun kolumdu, onu kıvıramadığım için yan yatırıp bağlamak zorunda kaldılar, evet canım çok acıyordu öyle durarak ama 5 dk sonra kızımın ilk çığlığını duyduğumda ben artık o bedende değildim. O ilk nefesini alma alıştırması yaparken benim nefesim kesildi sanki. Yanıma geldiği an ağlaması durdu, onu tam olarak görememiş dokunamamıştım sadece koklayabilmiştim, Kumsalımı bebek odasına götürdüklerinde, dikişlerimin atılmasını ve vücut ısımın normale dönmesini beklerken hep o kokuyu hissetmeye çalıştım, inanamıyordum kızım doğmuştu artık ve ben anne olmuştum. Ameliyathaneden çıktığımda eşim ve annem gözyaşları içinde karşıladılar beni, odaya geçtiğimizde hemşireler Kumsalı kucağıma verdikleri an yapıştı o minik elleriyle annesine, o güveni ben huzuru buldum… ben yeniden doğmuştum, artık yeni bir hayatımız vardı, ben yoktum ve bundan sonra biz olacaktık.

Şimdi neredeyse 6 aylığız, ben anneliğin o bebekliğinin tadını çıkarıyor, o da beni çok özlemiş olacak ki hiç yanımdan ayrılmak istemiyor J 

Bize bu duyguları yaşamamıza vesile olan, sürecin en başından sonuna kadar hep yanımızda olan, bizimle birebir aynı duyguları paylaşan güzel yürekli doktorum Aybala Hanım’a sonsuz teşekkürler,  ayrıca yardımsever Asiye Hanım ve diğer tüm Acıbadem çalışanlarına, doğum sırasında ful destek veren profesyonel ekibe çok teşekkür ediyorum… ikinci bebeğimizde görüşmek dileğiyle ve anne olmayı dileyen herkesin bu mucizeyi yaşaması ümidiyle…

Sevgiler

Müge Kültür Kehlibar

5,837 toplam görüntüleme, 20 (bugün)

Yorum gönder

Eposta adresiniz yayınlanmayacak.

Çözümü giriniz *