Ina May’in Doğuma Hazırlık Rehberi

Ina May’in Doğuma Hazırlık Rehberi

Doğurmak deyince aklınıza neler geliyor? Doğum masasında, bacakları iki yana açılmış biçimde yatan, ter içinde, çığlıklar atan bir kadın ve etrafında koşuşturan hastane personeli mi? Soğuk bir ameliyathane sedyesine çırılçıplak uzanmış, her yerinden tüpler ve kablolar çıkan anne adayının cerrahı beklediği tuhaf dakikalar ve birkaç saat sonra balonlarla, çeşitli bebek süsleriyle dolu bir odada, makyajlı yüzü ve lohusa tacı ile fotoğrafçıya poz vermesi mi?

Havva’dan beri dünyaya bebek getiren dişi bedenin doğurmayı gereksizce acılı ve riskli bulduğu 21. yüzyılda Ina May gibi geleneksel bir ebenin bizi bu kitapla buluşturması hepimiz için bir şans çünkü doğal bir doğum kadına özündeki dişiyi hatırlatacak en güçlü olay olabilir. Bu sebeple Ina May’in Doğuma Hazırlık Rehberi’ni özellikle doğurgan çağdaki kadınlar mutlaka okumalı.

Ina özetle şöyle diyor:

”Bizim başından beri bir çok şeyi doğru yaptığımızı vurguluyorum çünkü bu doğumla ilgili şu önemli gerçeği ortaya koyuyor: Doğum, normal fizyolojik bir süreçtir. Ben ve çalışma arkadaşlarım amatör olarak bu işe girip kendi eğitimimizi düzenledik ve sonunda hastanelerdeki tıp profesyonellerinin son model teknolojiyle elde ettiği sonuçları silip geçmeyi güvenli bir şekilde başardık.” (s.183)

Tamam da kim bu Ina May ?

”Dünyaca tanınmış bir ebe ve doğumla ilgili kült olmuş birçok kitabın yazarıdır. Kocası Stephen ve 250 genç insanla birlikte 1970’de Amerika’nın güneyinde, Tennessee’de, The Farm (Çiftlik) adını verdiği doğal doğum merkezini kurmuş ve tüm dünyanın dikkatini doğal doğuma çekmiştir. Guatemala’nın dağlık kesimlerinde Mayalı ebelerden öğrendiği bir doğum tekniği 1999’da kadın doğum literatüründe resmi olarak tanınmıştır. Gaskin manevrası ebelik ve doğum bilim alanında bir kadının adının verildiği ilk tekniktir. Kuzey Amerika Ebeler Birliği’nin kurucu ortağı ve eski başkanıdır. Halen Çiftlik’de yaşamakta ve doğal doğumla ilgili çok yönlü çalışmalarına devam etmektedir. ”(s.466)

Kitapta neler var?

Kitabın ilk 180 sayfası Çiftlik’de gerçekleşen doğumlardan bir seçki sunuyor. Onlarca doğum annelerin ağzından yazılmış. Her biri ayrı ayrı etkileyici olan doğum hikayelerinden en çok aklımda kalan yerleri alıntılıyorum:

”Belki de gereksiz bir sezaryenin gerçek bedeli, geriye kalan bir kesik izi ya da hayal kırıklığı ya da iyileşmenin ağrıları değil. Belki de gerçek kayıp, o gücün yok olması. Doğumdan çok kısa süre sonra Evan’ı kollarımda tuttuğum bir fotoğrafım var. Yorgun ve perişanım fakat gözlerimde bir bakış var. Keyif, başarı, güç ve huzur dolu. Öyle güzel ki!” (s.87, Diana’nın hikayesi)

İkisi de kadın doğum asistanı olan Heidi ve Rudy kızlarına 1993’de Çiftlik’de kavuşmuşlar. Şu satırlar onların deneyimlerinin anlatıldığı sayfa 163’den:

”Daha önce hastanede, içime işlemiş endişe ve doğumun kötü bir şey olacağına dair önsezileri fark edememiştim. Bunları ancak Çiftlik’deki kadınlar arasında  bu duyguların var olmadığını gördüğümde fark edebildim. Burada huzur, merak ve mahremiyet çok daha fazlaydı. Ölüm oranları açısından bakıldığında, sağlıklı bir kadının tecrübeli bir ebe ile evde yaptığı doğum , hastanedeki kadar güvenliydi.”

”Julianna’nın doğumuna çok değer veriyorum, özellikle de onun bu dünyada geçirdiği ilk birkaç saat açısından. Doğduğunda capcanlıydı çünkü hiç ilaç almamıştım. Birbirimizden hiç ayrı kalmadık. Ebesi onu muayene etmek ve gözlerine merhem sürmek için aldığında yaklaşımı sevgi doluydu. Hiç kimse tarafından kabaca ya da bir nesne gibi kucaklanmadı. Onu yıkamayı bir gün erteledik. Ertesi gece olduğunda tüm sevgimizi vererk kendimiz yıkadık. Ne büyük bir nimet ! !! (s.172)

Kitabın ikinci kısmındaki başlıkları aşağıdaki resimde görebilirsiniz:

İlk başlık olan ”Beden- Zihin Bağlantısı” Ina May’in aktardığı tecrübelerle birleşince belki de kitaptaki en dikkat çekici bölümlerden biri.

Diyor ki Ina May:

”Tüm kadınlar hassastır; bazıları ise aşırı derecede hassastır. Doğum yapan kadının duygularına yakın olmayan birisi doğum odasına girdiğinde doğumun durduğunu veya yavaşladığını bir çok kereler gözlemleyerek bu gerçeği öğrendik. ” (s.191)

” Problem, günümüzde, doktorların genellikle doğumda ESRARENGİZ ve TANIMLAMAYAN bir şeyin ters gittiğini veya kadının bedeninin her nasılsa ” yetersiz” olduğunu varsaymalarıdır.  Çoğu kadının ilaçtan veya cerrahi müdahaleden daha çok yüreklendirilmeye ve eşlik edilmeye ihtiyacı vardır.” (s.195)

” Dişi insan bedeninin doğum yapabilme kapasitesi aslanlar, gergedanlar, filler, geyikler ve mandalarla aynıdır.” (s.195)

” Kasılma esnasında sanki içinizden korkunç bir yara alıyormuş gibi hissedebilirsiniz ama ebenizin sakin, istikrarlı duruşu ve rahatlatıcı sözleri size hiçbir yaralanmanın söz konusu olmadığını hissettirir. Rahim ağzının tam açıklığına eşlik eden kasılmaların gücüyle bir kadının gözlerinin kocaman açıldığını öyle çok gördüm ki onu korkudan kurtaracak sözleri biliyorum. ‘Endişe etme, kimsenin patladığını ya da ikiye yarıldığını görmedim.’ Böyle durumlarda rahatlama ve şükran duygusu ile doğanın afyonu olan endorfinler salınır ve ağrı yok olur ” (s.209)

” Ben normal seyrinde giden bir doğumda hissedilen ağrının bir anlamı olduğuna inanıyorum.Bu ağrıyla ilgili ilginç olan şey çok net olmasıdır, bitti mi biter. O hissi bir daha hatırlayamazsınız.” (s.222)

” Doğumdaki bakım hizmetlerinin odak noktasını çelişkili biçimde ağrıyı önlemek oluşturur. Bunun sonucunda daha çok kadın doğurduktan sonra ağrıyla başa çıkmak zorunda kalıyor. Buna karşılık müdahalesiz doğum yapan kadın bebeği doğduktan sonra ağrıyla işini bitirmeye daha meyillidir. Doğum sonrası salgılanan hormonların etkisiyle yüksek ve coşkun bir halde olurlar Bedenine karşı saygı ve takdir duyguları geliştirmiş olması muhtemeldir. Sahip olduğu kuvvet ve özüyle olan temasının bileşiminden oluşan sıra dışı bir deneyim yaşamıştır. ” (s.224)

”Sfinkterler yuvarlak kas gruplarıdır ve oradan bir şey geçmesi gerekene kadar büzülmüş olarak dururlar. Boşaltım, rahim ağzı ve vajinadaki sfinkterler işlevlerini en iyi mahrem ortamlarda yaparlar. Ikın veya Rahatla gibi emirleri yerine getirmezler. Sfinkterler açılma aşamasında iken stres yüzünden durabilir ve kapanabilirler. Ağız ve çene rahatsa rahim ağzı ve anüs de rahattır. Birisi sana ‘Ikın’ ya da ‘Ikınma’ diye bağırırken doğum yapmanın nasıl bir his olduğunu bilmeyenler bunu anlamak istiyorlarsa yarım metre uzağında dikilmiş yabancı birinin büyük tuvaletlerini nasıl yapacağını onlara bağırarak söylediğini hayal edebilirler. (s.234)

”Sezaryen sonrası vajinal doğum yapmak istiyorsanız atabileceğiniz en güçlü adım SSVD oranı yüksek bir doktor bulmanız. Doğumun yapay olarak başlatılmasından (suni sancı vb) veya hızlandırılmasından sakının. Rahim ağzının açıklığı ile ilgili baskıya maruz kalıyorsanız sıcak suya girmeyi veya yürümeyi deneyin. Mahremiyet talep edin, hastaneye girmeden önce iyice beslenin, vajinal muayeneyi minimumda tutmaya çalışın. (s.406)

Ina May’in Doğuma Hazırlık Rehberi ‘nde doğursun doğurmasın her kadın için çok değerli ve anlamlı pek çok cümle var ama gebeyseniz veya gebelik planlıyorsanız bu kitabı mutlaka okumanızı öneririm; doğum yapmanın  büyülü ve orgazmik bir deneyim olabileceğini öğrenmek belki doğal doğum yapmanızı garanti etmez ama doğurmakla ilgili ön yargı ve korkularımızın ortadan kalkması ruhumuza ve bedenimize iyi gelecektir. Sizce de öyle değil mi?

Sizin için okuyan ve yazan : Dr. Elif Sarı

Blog Sayfasıhttp://onumarkamkitap.blogspot.com.tr/

Yazı Kaynak Sayfası Ina May’in Doğuma Hazırlık Rehberi 

 

 

Ina May’in Doğuma Hazırlık Rehberi

 

Dr. Elif Sarı
Çok okur çok yazar. İki oğlu ve eşi ile Bodrum’da yaşar. Ağaçları, yağmuru, serin havaları, papatyaları, çocuk kitaplarını sever. Dinleyen birini bulursa izlediği filmleri ve okuduğu kitapları saatlerce anlatabilir.  Unutmak istemediği kitaplardan aldığı notları Önüm Arkam Kitap, günlük hayattan aklında kalanları ise Sevgili Günlük isimli sayfalarına kaydeder ve ara sıra açıp okumaktan çok hoşlanır.  Blog Sayfaları : onumarkamkitap.blogspot.com...

2,954 toplam görüntüleme, 44 (bugün)

Yorum gönder

Eposta adresiniz yayınlanmayacak.

Çözümü giriniz *