İmran Babaeren Kaya – Doğum Hikayesi

İmran Babaeren Kaya

Uzun hikâye derler ya işte öyle benim yolculuğum. İlk oğlum Kerem’i 2010 yılında dünyaya getirmiştim. Hamile olduğumu öğrendiğimde babamı şeker hastalığından yeni kaybetmiş ve hamileliğe odaklanamamıştım. Bir de üzerine hamilelik şekerim çıkmıştı. Biraz diyet yaptığımı ve dikkat ettiğimi hatırlıyorum o kadar. Kerem (38 haftalık 4 kg 54cm ) normal doğumla dünyaya geldi. Şekerim etkilemişti yavrucağı ama o zamanlar kilosu dışında pek yanlış giden bir durum yoktu. Ta ki birinci yaş dönümü kontrollerine kadar. Çocuk doktorumuz rutin kontroller dışında ultrasonla iç organlarına baktırmamızı önerdi. Bir belirti yoktu ama doktorumuzun tavsiyesiyle yaptırdık. Ne kadar doğru bir karar aldığımızı sonradan anladık. Kerem’in sol böbreği diğerine oranla küçüktü ve kistik bir yapısı vardı. İki kere ameliyat olduk. Doktorumuz bunun doğuştan olduğunu ve böbrek yapısının anne karnında bu şekilde oluştuğunu söyledi. Sonrası ise hala devam eden kontroller. Kimse bunu açıkça söylemese de şekerimin bebeğimi etkilediğini düşünüyorum.Bütün bu süreçten sonra emzirme döneminde yanlış beslenme sonucu tip 2 diyabet hastası olmuştum. Artık troit, vertigo ve panik atak da sorunum vardı. Bu sorunlarla uzun yıllar mücadele ettim. Bir daha anne olmak istiyordum ama bu sorunları çözmem gerekiyordu. Bir yandan da doktor arayışı içindeydim. Aybala Hanım’ı çevremden sık sık duyuyor ve normal doğumu desteklediğini biliyordum.  İlk önce düzenli beslenme ve yürüyüş ile diyetisyen kontrolünde 20 kg kadar verdim. Troitlerim düzene girdi. Vertigo ve panik ataklarım azaldı ve ilaçları bırakmaya başlayarak hamileliğe hazırlanmaya çalıştım. Tabi ki bu süreç üç dört yılımı aldı.

Geçen yaz tatilinde eşimin memleketine Artvin’e giderken öğrendim hamile olduğumu ve dönüşte hiç tereddütsüz Aybala Hanım’dan randevu aldım. İlk görüşmemizde heyecandan ölüyordum. Bu sefer kalp atışlarını dinlemek o kadar duygulandırmıştı ki beni gözyaşlarıma hâkim olamadım. Aybala Hanım’ın hayalimdeki doktorla birebir örtüşmesi de beni rahatlattı. Güler yüzlü, açık sözlü, iletişime açık, net ve kararlı bir doktorduJ En başından beri sezeryanı hiç konuşmadık ama biliyordum ki gerekli olduğunda bu seçeneği de bana söyleyecekti o yüzden tamamen ona teslim olmuştum. Gerekli zamanlarda attığım mesajlara cevap vermesi de beni çok memnun ediyordu. Daha önceki doğum hikâyemden dolayı şeker yüklememi önceden yaptıracağını bana söylemişti. Ama ben hamilelik şekerinin çıkacağına pek ihtimal vermiyorum. Oldukça dikkat ediyordum ve kilo alımım da azdı. Maalesef bunun bu kadar kolay olacağını düşünmem hataydı. Çünkü yükleme sonucu açlık, birinci saat ve ikinci saat şekerim yüksekti. Bir kez daha yüklemeyi yaptırmamın ne kadar doğru bir karar olduğunu anladım. Bu kararı doktorumuzla beraber almamız gerektiğini ve söylenenlerin herkes için doğru olmadığını anladım. 

Aybala Hanım hemen müdahele etti ve beni İç hastalıkları doktoru Türkan Tanyel’e yönlendirdi. İnsülin’e başladık. Bana orda diyabet hemşireleri çok faydalı bir eğitim verdiler. Nasıl beslenmem gerektiğini, iğneleri nasıl yapacağımı vb. İlk şoku atlattıktan sonra yaklaşık 24.haftadan sonra ben hem Aybala Hanım’a hem de Türkan Hanım’a kontrollere geldim her hafta.  Buraya geldiğim ve doğru doktorları bulduğum için şükrettim. Sürekli bebeğin kilosuna ve benim suyuma bakılıyordu. İnsülin yetersiz olduğunda oranları artırıyorlardı. Her gün 4 kez iğne oluyor 7 kez şekerimi ölçüyor ve her yediğimi not alıyordum. Zorlu bir süreçti ama Aybala Hanım ve Türkan Hanım sayesinde bu süreci götürüyordum. Şekerim son zamanlara doğru anca yoluna girmişti.

  1. hafta bittiğinde bebek 3900 kg görünüyordu ve ben artık zorlanıyordum. Hemen hemen aç dolaşıyordum. Bebek de büyümüştü. Doktorum artık doğumun gerçekleşmesi gerektiğini ve riske atamayacağını söyledi. Suni sancıyla doğumu başlatmayı önerdi. 7 saatin içinde doğumun gerçekleşeceği beklediğini anlattı. O yedi saat gerçekten hayal ettiğim gibi oldu. Odamızda eşimle ben gayet eğlenceli bir şekilde sancıları karşıladık. Hatta televizyonda izlediğim dizinin yayın saatine kadar doğururum diye espri bile yaptık. Aybala Hanım sık sık bizi ziyaret etti ve gösterdiği hareketlerle sancıları karşıladık. Müzikler eşliğinde, loş bir ortamda pilates topunun üzerinde geçen bir süreçti. Hemşirelerimiz oldukça güleryüzlü ve yardımseverdi. Çok teşekkür ederim hepsineJ

Doğumhaneye girdiğimizde sancılarım çok artmıştı. Bayağı zorlandığımı hatırlıyorum. Hatta olmuyor dedim kaç kez. Ama doktorum sürekli bana telkinler veriyor ve yardım ediyordu. Ikınmamı ve derin derin nefes almamı söylüyordu. Zorlandığımı hatırlıyorum. 9 Mart Cuma günü saat 18.26 ‘da oğlum Ali Eren’i kucağıma aldım. Kavuşma anı muhteşemdi. Doktorum bebeğimi kucağıma verdiğinde mutluluktan, sevinçten ve şaşkınlıktan ağlıyordum. Sıcacıktı ve mis gibi kokuyordu. İlk oğlumda bu anların çoğunu bayıldığım için hatırlamıyordum ama bu doğumda her şeyin farkındaydım. Belli bir süre kucağımda kaldıktan sonra eşim kordonunu kesti. Sonra çocuk doktoru bebeğimin kontrollerini yapmaya başladı. İşte o anda yavaş yavaş bir şeylerin ters gittiğini anladım. Nefes almakta zorlanıyor dediğini hatırlıyorum.

Odaya geldiğimizde bize bebeğime belli bir süre oksijen desteği vereceklerini söylediler. Önceleri bunun olabileceğini bildiğim için sakin bir şekilde gelmesini bekledim. Fakat saatler geçiyor ve bebeğim gelmiyordu. Sakinliğimin yerini hüzün, endişe ve ağlama krizleri takip etti. Solunum sıkıntısı nedeniyle yeni doğan yoğun bakıma aldıklarını söylediler. Çok üzgündüm. Bu arada o zamana kadar hastanede yeni doğan yoğun bakım ünitesinin olduğunu bilmiyordum. Aslında ne kadar önemli olduğunu sonradan anladım. Eğer olmasaydı ne yapardık düşünmek bile istemiyorum. O gece beni ve eşimi yoğun bakıma oğlumuzu görmeye götürdüler. Onu kuvözde o halde görünce çok fena oldum. Tansiyonum düştü bayılır gibi oldum. Ağlamaktan başka bir şey gelmiyordu elimden. Sabaha kadar uyumadım. Hemşirelerimiz sağ olsunlar bana çok iyi baktılar sürekli destek oldular ve her iki saatte bir süt sağmamı sağladılar. Bir damla gelse bile yoğun bakıma götürdüklerini ve beslenmeye başladığında bebeğimin iyileşmesi için buna ihtiyacı olduğunu söylediler. Sabah olduğunda Çocuk doktorumuz Cengiz bey bize bilgi verdi. Gebelikte geçirdiğim şeker sorunumun bebeği etkilediğini, ciğerlerindeki suyu atamadığını, bunu boşaltmaya çalıştıklarını, solunum desteğinde bulunduklarını, bebeğin şekerinin yüksek çıktığını ve kendisini toparlayıp kendi kendine nefes almaya başlamasını beklediklerini söyledi. Yıkılmıştım. Herkes bana destek olmaya çalışıyordu ama hormonların da etkisiyle ağlayıp duruyordum. Resimlerine bile bakamıyordum ve ziyaret etmek istemiyordum. Onu kaybedeceğim korkusu sinirlerimi alt üst etmişti. Diğer odalardan gelen bebek sesleri bile beni sinir ediyordu.

Aybala Hanım o gün beni ziyaret etti. Benim için dönüm noktası o oldu. Bebeğimin bana ihtiyacı olduğunu, orda benden başka kimsenin sesini tanımadığını, onunla konuşmam ve ona güç vermem gerektiğini telkin etti. Sadece annesini tanıyordu ve orada yalnızdı. İşte o anda kendimi toparlamam gerektiğini anladım. Hemen oğlumun yanına gittim ertesi gün. Onunla konuştum, ağlamadım, onu çok sevdiğimi söyledim ve bana kısa bir süre de olsa gülümsediJ Kendimi daha güçlü hissediyordum ama gözyaşlarım da hep kirpiklerimin ucundaydı. Bu arada da sütüm de geldi ve sağıp yoğun bakıma götürüyordum. Bu süreçte Aybala Hanım’la diyaloğumuz hiç kesilmedi. Her fırsatta desteğini bana hissettirdi. Yoğun bakımda 15 gün kaldı ve ben hastanenin sağladığı bir odada kaldım. İlk zamanlar günde bir kez görebiliyordum. Sonra yavaş yavaş ağızdan beslemeye başladılar. Tarihi hiç unutamam 14 Mart Tıp Bayramında! Doktoruma müjdeyi verdiğimde bana en güzel bayram hediyesi demişti. Bir hafta sonra emzirmeye başladım. Bu arada yoğun bakım servisine hemşire ve yardımcı personele çok teşekkür ederim. Bana o kadar destek oldular ki unutmam imkânsız. Her zaman yardımcı oldular ve bebeğime gözleri gibi baktılar. Çocuk doktorumuz Cengiz beye de minnettarız. Gerekli tedaviyi yaparak bizi oğlumuza kavuşturdu.

  Yavaş yavaş solunum desteğini azaltarak kendi kendine nefes almaya başladı. 15 günün sonunda hastaneden çıktık. 24 Mart 2018 sanırım bizim gerçek doğum tarihimiz. Bizim için anlamı biraz daha fazla. İçinde bol sevinç, mutluluk ve şükür barındırıyor. İyi ki bu yolcuğa Aybala Hanım’la çıkmışım ve yollarımız kesişmiş. Bana bir doktordan fazlası oldu her zaman. Tek üzüldüğüm nokta bu süreçte o kadar çok bağlanıyorsunuz ki artık eskisi kadar sık görüşemeyeceğimiz olması 🙁

İmran Babaeren Kaya
Bodrum, 4 Haziran 2018

 

 

 

 

30,522 toplam görüntüleme, 49 (bugün)

Yorum gönder

Eposta adresiniz yayınlanmayacak.

Çözümü giriniz *