Menopoz hakkında sıkça sorulan sorular ve merak ettikleriniz bu sayfada … Daha fazlası için bizimle iletişime geçebilirsiniz

Menopoz, bir kadının her ay adet görme durumunun sona erdiği dönemdir. Bu dönemde kadının yumurtalıkları artık yumurta üretmeyi bırakırlar ve östrojen ve progesteron adlı hormonları üretmezler. Menopoz sıklıkla 45 – 55 yaşları arasında görülür, ortalama görülme yaşı toplumumuzda 51’dir. 40 yaş altında görülen menopoz erken menopoz adını alır ve erken (prematür) over yetmezliğini gösterir.

Kadınların birçoğu, adet düzenleri bozulmaya başladığında menopoza girip girmediğini merak eder. Menopoza girdiğinizde, adetlerinizin sıklığı normale göre değişecek, örneğin ayda bir yerine 5 – 6 haftada bir adet görmeye başlayacaksınız; kanamalarınız öncekine göre daha az ya da daha fazla olacak ve arada bir de adet görmediğiniz olabilecektir. Bunların yanında, menopozun kanamayla ilişkisiz olan ateş basmaları gibi belirtileri de vardır.

Eğer rahiminiz ameliyatla alındıysa, adet görmediğiniz için adet kanamasının azalması ya da seyrekleşmesi gibi belirtileri yaşamayacağınız için ne zaman menopoza girdiğinizi farketmeniz güç olabilir. Bu nedenle, ateş basması benzeri belirtileriniz olduğunda hekiminize başvurarak hormon tahlili yapmanız gerekir. Eğer yumurtalıklarınız da alındıysa, yani cerrahi manopoza girdiyseniz zaten bu belirtileri ameliyattan hemen sonraki dönemde yaşamanız beklenir.

Menopozal geçiş dönemi: Menopozal geçiş dönemi, menstrüel siklus uzunluğunun değişmesiyle ve artmış serum FSH konsantrasyonlarıyla başlar ve en son görülen adetle birlikte sona erer; 12 aylık adet görmeme döneminin ardından menopoz tanısı konur.

Perimenopoz: Perimenopoz, menopoz civarı demektir ve menopozal geçiş dönemiyle başlar ve son adetten sonraki 12 ayın sonunda sona erer.

Menopoz: Menopoz, son adetten sonra adet görmeden geçen 12 aylık dönemde başlar. Ovaryen (yumurtalıktaki) foliküllerin hemen hemen tamamının yok olması ve yumurtalıklardan hemen hemen hiç östrojen salınımının olmaması durumudur.


Her bir kadının menopoza girme yaşını belirleyen, genetik, etnik köken, sigara kullanımı ve üreme hikayesi gibi bir çok faktör olduğu düşünülmektedir. Menopoz yaşını etkileyen bazı genetik kodlar olduğu bulunmuştur, erken menopoz hikayesi olan ailelerdeki diğer kadınlar da erken menopoz riski taşır. Irk ve etnik köken de menopoz yaşını etkiler, örneğin, Japon kadınların ortalama menopoz yaşı daha ileridir. Sigara içen kadınlarda ortalama menopoz yaşı iki yaş öne gelmektedir. Hiç doğum yapmamış kadınlarda da erken menopoza girme eğilimi görülür.

Bu geçiş döneminde altı ya ya da daha uzun bir süre düzensiz adetler (az adet görme) ya da yoğun adet kanaması atakları yaşanabilir. Eğer aşırı adet kanaması yaşanırsa, ultrason muayenesi ile rahim içi çizgisinin kalınlığının 4 mm ya da daha ince olduğundan emin olunması gerekir. Aksi taktirde endometriyal biyopsi denen parça alma işlemi ile bir rahim kalınlaşması olmadığı ispatlanmalıdır.

Menopoz dönemindeki bu düzensiz ya da aşırı yoğun kanamalar çok rahatsız edici olursa hormonal yöntemlerle kontrol altına alınabilir (çok düşük doz oral kontraseptifler ya da progesteronlu RİA).


Menopoz döneminde en sık görülen ani değişiklik sıcak basmasıdır, kadınların %75 kadarında görülebilir. Sıcak basmaları en yoğun olarak erken postmenopozal dönemde görülür ve yaklaşık olarak 2 yıl içinde kendiliğinden geçer. Nadiren ilerleyen yaşlara kadar devam etme olasılığı vardır.

Sıcak basmaları, tipik olarak göğsün üst kısmındaki ani başlayan ısınma şeklinde ortaya çıkar ve hızlıca yaygınlaşır. Isınma hissi iki – dört dakika kadar sürer, ardından sıklıkla kızarma ve titreme başlar. Sıcak basmaları gün içerisinde birkaç kez yaşanabilirse de geceleri özellikle daha sık görülür.

Bu dönemde uyku bozuklukları da sık görülürse de, bunlar genellikle sıcak basmaları ile ilişkilidir. Vagina ve üretra (idrar yolları) epitellerinin östrojen hormonuna aşırı hassas olmaları nedeniyle, menopozda östrojen eksikliğine bağlı olarak vagina ve üretrada incelme görülür, atrofi adı verilen bu incelme vaginal kuruluk, kaşınma, bazen ilişkide ağrı, yanma gibi belirtilere yol açabilir. Vaginanın kayganlığının azalması ve atrofiye bağlı olarak cinsel sıkıntılar da yaşanabilir. Genitoüriner bölgede yaşanan bu belirtiler vaginal östrojen tedavisine iyi yanıt verir.


Menopoz ve depresyon arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmalar karmaşık sonuçlar vermiştir. Birbiriyle çelişen sonuçlar da olmasına karşın, genel olarak, menopoza girme ile depresyona karşı bir eğilim görülmesi arasında ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Perimenopoz döneminde görülen depresyon hormonal olmayan olaylarla da ilişkili olabilir. Yaşlanmayla beraber hayatımızda meydana gelen birçok değişiklik, anne babanın yaşlanması, çocukların evden ayrılması, emeklilik, kronik hastalıklar, fiziksel kısıtlılıklar depresyon eğilimini artırıyor olabilir.

Menopozun kesin bir tanısının konması hormon tahliliyle bazen güç olabilir, çünkü hormonlar menopozal geçiş döneminde dalgalanma gösterir. Üreme çağının sonlarına doğru, adet siklusları kısalmaya başlar, böylelikle bu dönemde daha sık adet görürüz. Menopozal geçiş döneminde ise FSH adındaki hormonun seviyeleri yükselmeye başladıkça adetler düzensizleşir. İlerleyen dönemlerde FSH yükselmeleri ve estradiol düşmeleri dalgalanmalar gösterir, bu fazda yapılan hormon testlerinde yüksek FSH ve düşük östradiol saptanması menopozu düşündürür, ancak dalgalanma dönemine rastlarsa normal de saptanabilir. Bu nedenle, tek bir yüksek FSH seviyesine dayanarak, östrojen çok düşük bile olsa, menopoz tanısı konmamalıdır. Menopozdan sonra, overdeki tüm foliküller tükendiğinden artık östrojen salgısı yapılamayacak ve östrojen testleri düşük çıkacaktır.

45 yaş ve üzerindeki bir kadında, adet görmemeye neden olan organik ve biyolojik başka nedenler yoksa (mesela rahimin alınması, guatr gibi), 12 ay süreyle adet görmeme durumunda menopoz tanısı konur.

Hipertiroidizm (guatr) düzensiz adet görme, sıcak basmalarını hatırlatan terleme gibi belirtileriyle menopozla karışabilir. Adet görmeyen bir kadında, her zaman gebelik, hiperprolaktinemi (süt hormonunun yükselmesi) ve tiroid hastalıkları akla gelmelidir. Atipik sıcak basmaları ve gece terlemeleri, menopoz dışında ilaçlara, karsinoid sendrom adlı hastalığa ya da maligniteye bile bağlı olabilir.

45 yaş veya üzerindeyseniz ve adetleriniz düzensizleştiyse, menopoz döneminiz başlıyor demektir. Sadece bunun için doktora gitmeniz gerekmez. Ancak, aşırı adet kanamalarınız oluyorsa, ultrasonla rahim içi çizginizin kalınlığına bakılıp, olumsuz bir durum olmadığından emin olunmalıdır. Eğer sizi çok rahatsız eden semptomlarınız varsa, örneğin gece terlemeleri yüzünden uyuyamıyorsanız, ya da düzensiz kanamalarınız rahatsız ediciyse hekiminize başvurabilirsiniz. Bunun dışında, menopoz sonrası dönemde meme taramaları ve kemik yoğunluğu ölçümleri, rahim ağzından smear alınması gibi yıllık kontrollerinizi de ihmal etmemelisiniz.

Östrojen hormonu içeren ilaçlar menopoz semptomlarının en iyi tedavisidir. Ancak östrojen kullanan kadınların aynı zamanda progesteron hormonu da alması gerekir. Bu ilaçlar etkili bir şekilde semptomları giderseler de, kendilerine ait bazı olumsuz etkileri olabileceğinden, hekiminize danışmadan kullanmayınız. Sıcak basmalarını ve depresyonu önlemek için antidepresanlar da kullanılabilir. Hekiminiz, kemik yoğunluğu ölçümünüzün sonucuna göre kalsiyum ve D vitamini içeren preparatları ya da doğrudan kemik erimesi ilaçlarını kullanmanızı önerebilir.

Östrojen hormonu kemikleri korur, bu nedenle menopozda östrojen azalmasına bağlı olarak kemik erimesi görülebilir. Kemiklerinizi korumak için kalsiyum ve D vitamini desteği alabilir, aktif olabilir (spor, yürüyüş kemikleri kuvvetlendirir) ve düzenli olarak kemik yoğunluğu testleri yaptırabilirsiniz. Günlük yeterli olacak kalsiyum desteğinizi bir su bardağı kadar yoğurt, süt ya da peynirden de alabilirsiniz.

1,915 toplam görüntüleme, 1 (bugün)

Yorum gönder

Eposta adresiniz yayınlanmayacak.

Çözümü giriniz *