HypnoBirthing The Mongan Method

Kitap Önerisi : HypnoBirthing The Mongan Method

Sizler için okuyan ve yazan : Dr. Elif Sarı
Daha Fazla Kitap Önerisi için Blog Sayfası http://onumarkamkitap.blogspot.com.tr/

 
”Benden sık sık HypnoBirthing’in işe yaradığını kanıtlamam isteniyor -korkuyu ve diğer stres faktörlerini bertaraf edip doğurma sürecine güvenmenin gerçekten güvenli, sağlıklı, mutlu bebek ve mutlu anne sonucunu getirdiğini kanıtlamam isteniyor. Bu, bana göre, parçalanmış olan ince ayarlı, hassas bir aleti alıp, bu aletin parçalanmamış olsaydı mükemmel şekilde çalışıyor olacağını kanıtlamamı istemeye benziyor.”

1987 yılında Hipnobirthing sertifikası alan Marie Mongan doktor değil. İlk doğumundaki tatsız deneyiminin ardından araştırmalarına başlamış ve hipnozun etkilerini önce kendisinde, yıllar sonra da kızında uygulayarak Hipnozla Doğum alanında öncü olmuş. 

İlk gebeliğimde katıldığım doğal doğum kursunda bize izletilen hipnozla doğum videosunu hala hatırlıyorum. Oldukça kilolu bir bayanın yatakta yan yatmış konuşurken bacaklarının arasından bebeğin çıkıvermesini inanamaz gözlerle seyretmiştik. Doğurmak deyince akla en son gelecek görüntüydü. Ikınma yok, terleme yok, çığlığı bırakın inleme bile yok. Etrafta koşuşturan yok. Kadın gülerek bir şeyler anlatırken sanki kendi kendine doğan bir bebek. 

Hipnozla Doğum- Mongan Yöntemi kitabının vermek istediği mesaj; doğumun ağrısız olması için annenin korkularından arınmış olması gerektiği. Nesiller boyunca dinlediğimiz ürkütücü doğum hikayeleri ve doğumu tıbbi bir müdahaleye dönüştüren sağlık sistemi olmasa her birimiz ilkel kabile kadınları gibi işin gücün arasında kolayca doğurabiliriz diyor Mongan. 

Bu yönüyle , Ina May felsefesinin de ötesine geçmiş bir yöntem. Gebenin yürümesi, hareketli olması, farklı pozisyonlar vs gerekli olmayabilir diyor. Peki bunu nasıl yapacak kadınlar? Kitap şöyle anlatıyor:

Dört Temel HypnoBirthing Tekniği

1.Nefes 

2.Görselleştirme

3.Gevşeme

4.Derinleşme

”Her ne kadar doğum, sporcuların karşılaştığı gibi insanı bitkin düşüren, bedeninizin sınırlarını zorlayan bir beceri olmamalıysa da, yine de zamanı geldiğinde hazır olmanız için aynı tarz bir disiplin gerektirir. Zihninizi en üst düzey gevşemeye şartlandırdığınızdan dolayı, doğum vaktiniz geldiğinde zihninizin otomatik olarak cevap verebilmesi için bir model oluşturmanız önemlidir.” diyen yazar, bu tekniklere hakim olmak için her gün düzenli zaman ayırmayı öneriyor. 

Tekniklerin  içeriğini kitaptan okumakla anlayabilmek bana mümkün görünmedi; mesela nefeslerin tanımlarına bakalım:

”1.Gevşeme nefesi: Karnınızı kullanarak içinize bir nefes çekin. Dörde kadar sayarak, nefes alırken içinizden “İç-2-3-4” deyin. Nefesi yukarı ve boğazınızın gerisine doğru çekerken karnınızın yükseldiğini hissedin.

Nefes verirken, içinizden “Dış-2-3—4-5-6-7-8” deyin. Nefesi ağzınızdan vermeyin. Burnunuzdan çok yavaşça nefes verirken, nefesin enerjisini boğazınızın gerisine doğru aşağıya ve içeriye yönlendirin; omuzlarınızın, bedeninizin çatısı içine sarkmalarına izin verin.

2.Dalga nefesi

Bedeninizi sabit ve gevşek tutun -SIKI DEĞİL- ve karnınızın, bebeğinizin içinde dinlendiği bir kratere veya çanağa benzediğini gözünüzde canlandırın. Her dalgayla yukarı doğru nefes alıp verirken bedeninizin kraterin altındaki geri kalan kısmı tamamen gevşemiş ve sabittir.

Veya gevşemenin tanımına: 

”Göz kapaklarınızı bırakın, yavaşça kapansınlar. Onları kapatmaya zorlamaya çalışmayın. Bırakın nazikçe buluşsunlar. Bilincinizi göz içindeki ve çevresindeki kaslara yönlendirin. Göz kaslarının doğal şekilde sarktığını hissederken, gevşemenin alnınızdan aşağıya göz kapaklarınıza, elmacık kemiklerinize ve çenelerinizin etrafına yayıldığını duyumsayın. Dişleriniz ayrılırken bırakın alt çeneniz geriye gitsin. Yanaklarınız ve çeneniz gevşerken göz kapaklarınız ağırlaşacak. Gözlerinizin içindeki gevşemeyi öyle bir düzeye getirin ki göz kapaklarınız çalışmayı adeta reddetsin. Dilinizin ucunu damağınıza, üst dişlerinizle damağınızın buluştuğu noktaya yerleştirin ve bedeninizde bir enerji yörüngesiyle bağlantı kurarken bir huzur ve iyilik hissi meydana getirin. Başınızın yastığınızın içinde bir çukur açtığını hissedin. Bu tekniği uygularken boynunuzun, omuzlarınızın ve dirseklerinizin sarktığını hissedeceksiniz. Derinden gevşemeye doğru giderken omuzlarınızın dışa doğru açıldığını ve bedeninizin çatısı içine gömüldüğünü hayal edin.”

Bu satırları rahat bir koltukta okumak pek güzel ve keyifli olsa da koskocaman bir karınla, dakika başı gelen kasılmalarla, etrafta insanlar varken ve bir hastane odasında ne kadar kullanabileceğimizden emin olamadım doğrusu. Aşağıdaki paragraf ise bana Mongan yönteminin ciddi bir çalışma ve hazırlık gerektirdiğini iyice hissettirdi: 

”Doğumunuz başladığı zaman, her bir dalganın etkisini artırmak için gevşemeyi ve gevşeme nefesini kullanın. Eğer zarlarınız açılmışsa, gevşemeye, açılan gül goncasını gözünüzde canlandırarak aşağıya vajinanıza doğru nazikçe nefes alıp vererek başlamak iyi olur. Bu, rahmin dalgaya başlamasını teşvik edecektir. Dalgalar sırasında ve arasında, Açan Gül, Gökkuşağı, Duyusal Geçit Vanası, Derinlikölçer ve Eldiven Gevşemesi imgelerinden en çok sevdiklerinizi kullanacaksınız.

Bu durumda, keyifli  bir doğum planlayanların ilk adımı Mongan veya diğer nazik metotları güzelce anlatan bir kurs bulmak olmalı. Anne tek başına ne kadar hazırlanmış ve çalışmış olsa da doğru ekibi bulmadan hastane prosedürleri ve kalıplaşmış ön yargılarla baş etmesi kolay olmayacaktır. Neyse ki sadece büyük şehirlerde değil pek çok küçük il ve ilçede doğal doğum kurslarına ulaşmak artık mümkün. Bu alanda farkındalığı artırmak için karınca gibi çalışan kocaman bir doktor ve ebe topluluğu olduğunu görmek heyecan verici.

 
”Rahatsızlık hissinden tamamen arınmış doğumlar vadetmiyoruz ama bu felsefe ve program yoluyla doğum yapan annelerin yüzde 95’i için rahat doğumun bir olasılık olduğuna kesinlikle inanıyoruz.”

Mongan’dan kulağımıza küpe olabilecek diğer alıntılar şöyle:

”Sıklıkla; ”Neyi farklı yapmış olmak isterdiniz?” diye sorduğumuzda annelerimiz şu cevabı veriyor: ”Hastaneye o kadar erken gitmemiş olmayı isterdim.”

”Hypno-Birthing kursunu alanların sezaryen oranları (%15.2), normal po-pülasyonla karşılaştırıldığında %50 azalmıştır(%32.2) (Hakan Çoker, önsöz)

”HypnoBirthing size gevşeme ve görselleştirme teknikleri öğretmenin yanısıra mutlu, sağlıklı bir hamilelik ve doğum yaşamanızı  kolaylaştırmaya yardımcı fiziksel egzersizler ve makul bir beslenme düzeni de sağlayacaktır.”

”HypnoBirthing sınıfındaki anneler “Ne yapmalıyım?” diye sorduklarında onlara kesin olarak şöyle diyorum: “Tamamen gevşeyin; sıvı alın ve idrar kesenizi boş tutun. Bunun dışında hiçbir şey yapmayın!” Kendinizi bırakıp gevşemekten başka yapabileceğiniz hiçbir şey yok. Bedeninizle işbirliği yapın; hareketin gelgitine kapılın. Doğumunuzu bedeninize bırakın, bebeğinizle iletişim kurun ve sadece yoldan çekilin. “Bir şeyler yapma”ya dair herhangi bir girişim, aslında, bedeninizin çalışma şekline direndiğiniz anlamına gelir.”

”Beş yıldızlı otellerle yarışabilecek görünümdeki hastanelerin doğumhanelerine, doğum yapan annelere hizmet etmek için o ortamlarda bulunan kişilerin doğum felsefelerinde gerçekleşecek bir değişim de eşlik etmelidir. Aksi takdirde, bebeklerini makinelerle ve aletlerle çevrilmiş, kayışlara ve tüplere bağlanmış halde doğuran (istediğini başarmış, keyifle doğum yapan kadınlardan çok) bilimsel deneyler gibi görünen daha pek çok anne görmeye devam edeceğiz.”

”Nazik doğumun dünyaca ünlü savunucusu Dr. Michel Odent’in ifadesine göre “Fizyolojik bir sürece yardım edilemez. Önemli olan nokta, onu engellememektir.” Doğal sürecin gerçekleşebilmesi için, doğuma katılan kişilerin doğum yapan bir kadının yanındayken ellerini ceplerinden çıkarmamalarını öğütler.”

”Geleneksel doğum yöntemleri açılmanın ilk evresinin kendi içinde üç ayrı bölümü olduğunu öğretiyor; öyle ki bir geçiş döneminde, annenin bedeni yavaş yavaş 0 ilâ 4 santim, sonra 5 ilâ 7 santim ve nihayet 8 ilâ 10 santim açıklığa ulaşıyor. HypnoBirthing’de biz rakamları öğretmiyoruz. HypnoBirthing aileleriyle olan deneyimimiz açılmanın aslında evreleri olmadığını gösteriyor. Açılma evreleri, tıp görevlilerinin değerlendirme araçları olarak geliştirilmiş, çizelgeyle ifade edilebilen köşe taşları sadece.”

”Tutunmak, kavramak veya fetüs pozisyonunda kıvrılmak gibi hareketlerin hepsi bedeninizde amaca zararlı bir gerginlik yaratır. Hastane personelinin iyi niyetlerle sunduğu hareketlere ve seçeneklere kendinizi kaptırmaktan da kaçınmalısınız (o hareketler veya seçenekler size cazip gelmediği sürece). Anneler sık sık yürüyüş yapmaları, sallanan koltukta vakit geçirmeleri veya “bir şeyleri harekete geçirme” önerilerinin dikkatlerini dağıttığını ve derin gevşeme düzeylerini bozduğunu söylerler.”

”Doğum sürecini alt etmeye veya idare etmeye teşebbüs etmek yorgunluğa ve cesaretin kırılmasına yol açabilir. Üfleyip püflemeyi veya “kuvvetle üflemeyi” gerektiren nefese geri dönmek, sadece, bebeğinizi dünyaya getirecek olan aşağıya doğru o son nefesleri vereceğiniz zamana saklamanız gereken enerjiyi tüketir. Eğer zihninizi ve bedeninizi şartlandırmaya yeterince vakit harcadıysanız, bu beceri orada sizinle olacaktır. Öğrendiğiniz teknikleri izleyin; kendinize ve bedeninizin doğurma yeteneğine güvenin. O muhteşem doğum anı geldiğinde, zinde, uyanık ve tamamen enerji dolu olacaksınız.” 

     ”Doğum ortamında EFM (nst) kullanılmasının en büyük sakıncası, bazı tıp görevlilerinin çizgilere ve desenlere kendilerini fazla kaptırma eğilimi göstermeleridir. Bir kadının rahim ağzının ayarlanmış birtakım düzene veya zaman dilimine göre açılması, aksi takdirde durumun “düzeltilmesi” gerektiği yönünde yanlış bir inanç vardır. Sıklıkla bebek, düzeltmenin kısa tarafında yer alır.”

    ”Duraklayan bir doğum süreci, doğumun tekrar başlatılması için derhal adım atılması gerektiği anlamına gelmez. Doğa istediğini yapacaktır; sizin ihtiyacınız olan sakinliktir. Kısa bir uykunun sakinliğini yaşadıktan sonra pek çok anne etkin hatta hızlanmış bir kasılma süreciyle yola devam eder.”

  “Bebeğinizi dışarı itmek” nazik doğumda yeri olmayan kaba bir kavramdır. Genelde ters teper ve aslında inen bebeğin önündeki vajinal büzücü kasların kapanmasına yol açan zararlı bir kavramdır. Olaya dahil olan herkes için bir stres havası yaratır. Çok yakın zaman önce yapılmış çalışmalar, uzun süre zorlayıcı itmenin, doğum yapan anne açısından zararlı olabileceğini ve pelvik tabanına zarar verdiğini ileri sürmektedir.”

    ”Bebeğinizin başının ilk belirmeleri size sakin bir biçimde bildirilmelidir. Doğuma katılanların bu evreyi gürültülü, hareketli tezahüratla yönlendirmeye başlama eğilimleri vardır. Doğumun bir spor etkinliği olmadığını önemle belirtirim. Sesler yükseltilmemelidir. Bu sizin için olduğu kadar bebeğiniz için de önemlidir. Bebeğiniz her sesi duyar; duyduğu sesler onu korkutmamalıdır.”

Kitap, doğum ekibine verebileceğimiz bazı tercih formları ile son buluyor. Oldukça uzun olan talep listesinde şöyle maddeler var:

-Personelin ağrı-acı vb.den söz etmekten ve ilaç uygulama teklifinden kaçınması

-Bir şeyleri ilerletme veya kasılmaları artırma bahsi yapmadan doğum sürecinin kendi doğal yolunu izlemesine izin verilmesi

– Yavaş veya duraklamış açılma durumunda göğüs ucu uyarımı kullanılması ve bunun yapılması için mahremiyetin sağlanması

Teknikleri anlayamasak da, uygulaması yazıldığı kadar kolay olmasa da adına doğum dediğimiz mucizeyi; aldığımız ilk nefesleri kolaylaştıran, doğum odalarındaki şiddeti azaltmayı amaçlayan, dünyaya bir insan getiren kadına tanrıça muamelesi yapan her türlü felsefenin önünde saygıyla eğilmek kadınlar olarak boynumuzun borcu. Teşekkürler Marie!

Not: İtalik ifadeler bana aittir, diğerleri kitaptan alıntılanmıştır. 

HypnoBirthing The Mongan Method

Sizler için okuyan ve yazan : Dr. Elif Sarı
Daha Fazla Kitap Önerisi için Blog Sayfası http://onumarkamkitap.blogspot.com.tr/

Dr. Elif Sarı
Çok okur çok yazar. İki oğlu ve eşi ile Bodrum’da yaşar. Ağaçları, yağmuru, serin havaları, papatyaları, çocuk kitaplarını sever. Dinleyen birini bulursa izlediği filmleri ve okuduğu kitapları saatlerce anlatabilir.  Unutmak istemediği kitaplardan aldığı notları Önüm Arkam Kitap, günlük hayattan aklında kalanları ise Sevgili Günlük isimli sayfalarına kaydeder ve ara sıra açıp okumaktan çok hoşlanır.  Blog Sayfaları : onumarkamkitap.blogspot.com...

1,395 toplam görüntüleme, 47 (bugün)

Yorum gönder

Eposta adresiniz yayınlanmayacak.

Çözümü giriniz *