Gülin MARAL USLU – Doğum Hikayesi

Emir’i karşılarken…

         Dolu dolu geçen bir gündü. Gündüzden denize girip akşam da en sevdiğimiz yerde canlı müzik dinlemeye gitmiştik. Gece eve geldiğimizde hemen yattım. Saat 3’te içgüdüsel olarak uyandım ve birden nişan denen, doğumun başladığının işareti olan kanamam geldi. Bunu o kadar sakin karşılamışım ki eşimi uyandırıp söylediğimde “bunun şakası olmaz” dedi ilk önce 🙂 Dalgalar kendini hissettirmeye başlayınca ikna oldu. Bebeğime artık kavuşuyor olmanın sevinci dalgaların şiddetini bastırıyor, yüzümde acıyla karışık gülümseme meydana getiriyordu. Eşimin ve ablamın şaşkınlık dolu bakışları hala gözümün önünden gitmiyor.

         Hamileliğimin başından beri hep okudum, araştırdım. Yeni yöntemler, yeni teknikler hep ilgimi çekti. Bu süreçte karşıma çıkan Hypnobirthing tam bana göreydi. Doğumun tamamen normal yollarla olmasını istiyordum ve bebeğimi ıkınarak değil, nefesimle ilerleterek dünyaya getirecektim. Bu felsefenin inceliklerini öğrendim. Kendimi doğru nefes alma teknikleri üzerine geliştirdim, tüm negatif düşüncelerden sıyrıldım ve kimsenin acıklı doğum hikayesini dinlemedim. Normal doğumu bir başarı olarak değil doğanın kanunu olarak kabul ettim. Evet ben buna kendimi hazırlamıştım ama kafamda hep bir soru… Kendimi bu tekniğe hazırladım ama acaba doktorum buna ne diyecek. Sonuçta fazla bilinen bir yöntem değil ve ben bunu doktorumdan talep eden ilk kişi olabilirdim. Aybala hanımla bunu konuştuğumda meğer kendisinin de daha yeni bu teknik üzerine eğitimler aldığını öğrendim. Tesadüf mü denir buna şans mı bilemem ama doktorum başka biri olsa belki de üzerinde o kadar çalıştığım tekniği uygulamak mümkün olmayacaktı.

        Yine bu tekniğin ışığından gece 3’te doğumun başlamasıyla hemen hastaneye koşup gitmedim. Sabahı bekledim. Bu esnada evde pilates topunda dalgaları karşıladım, nefesle üstesinden geldim ve eşimin masajlarıyla rahatladım.  Sabah saat 9.00’da dalga sıklığım beş dakikada bire düşünce hastanenin yolunu tuttuk. Hastaneye geldiğimizde 4 cm açılmıştım bile. Odamıza çıktık, uzun uzun ılık duş aldım, nefes egzersizlerini bir an olsun bırakmadım. Artık zamanı geldiğini hissediyordum ve ebe hanıma “hadi doğumhaneye geçelim artık” dedim. 40 dakika sonunda yavrumu kucağıma almıştım. Hamileliğim boyunca yaptığım yürüyüş, yüzme, egzersiz ve nefes.. Hepsinin bana geri dönüşü o 40 dakikanın içindeydi. Ve en mühimi de huzur. Hamileliği huzurlu geçenin doğumu da huzurlu geçiyormuş onu anladım.

        Oğlum dünyaya geldiğinde bir anda göğsüme bıraktı Aybala hanım. O anın tarifini ne ben anlatabilirim, ne de en usta yazarlar kaleme alabilir. Tarifi yok, karşılığını dolduracak kelime yok. Dünya durdu sanki, her şey dondu o anda, sadece biz vardık. Hiç bitmesin, biz hep öyle kalalım istedim. Babası kesti göbek bağımızı. Oğlumun sesine karıştı hıçkırıkları… Üçümüz bir olduk o anda. Mutluluk sarhoşu nasıl olunurmuş ilk kez yaşadım.

 

Gülin MARAL USLU

4 Ekim 2017, Bodrum

11,043 toplam görüntüleme, 26 (bugün)

Yorum gönder

Eposta adresiniz yayınlanmayacak.

Çözümü giriniz *