Funda ÇELİK ÖZALP – Doğum Hikayesi

HOŞ GELDİN BEBEĞİM

18 eylül 2017 Pazartesi..
Okulun ilk günü..
Öğretmenler kurulu toplantısındayız.. Bir yandan yazmanlık yapıyor bir yandan da içimi kemiren sorunun cevabını merak ediyorum. Acaba hamile miyim??? Acaba bu senenin sonunu getirebilecek miyim?? 3 gün gecikti bi şeyler 🙂 test mi yapsam acaba..

Neyse toplantının sonunu zor getirdim ve hemen eczaneye uğrayıp evde aldım soluğu. Aslında testi sabah aç karna yapmam gerekiyor ama mümkün değil beklemem. Ben yapayım da sonuca göre bakarız bi daha..

Ve çift çizgi 🙂 🙂

İnanasım gelmiyor. Gerçek mi bu.. ne yani şimdi ben… hadi canım.. cidden mi.. anne mi olucam.. yok canım olamaz.. derkeeeeen… kabul ettim sonunda. Hemen evden çıkıp aile hekimine gittim. Sanıyorum ki bana bi sürü test yapacaklar hemen ve kesin hamilesin diyecekler. Malesef öyle olmuyormuş. Kan tahlili verilecek, yaklaşık on gün sonra da kalp atışı dinlenecek, o zaman bebek var denilecekmiş. offf ne uzun süreç.. neyse uzatmayım.. Ben hemen akşama eşime müjdeyi vermek için hazırlıklara başladım. Nişanımda giydiğim kırmızı elbisemi giyindim, güzel bi sofra hazırladım, mum yaktım (yani yakmış olmalıyım tam hatırlayamadım şimdi bak) ve bir mektup yazarak içine yaptığım testi sıkıştırdım Sanıyorum ki eşim görür görmez anlayacak testten. Bu ne demesin mi 🙂 Sevinçten havalara uçmadı, ne yani şimdi ben baba mı oluyorum diye kalkıp bana sarılarak beni döndürmedi, herkese benden döner demedi  🙂 sadece şok oldu o da aynı ben gibi. Filmlerde oluyormuş galiba o tepkiler.

5 aydır artık çocuğumuz olabilir diye düşünüyorduk ve işte bu ay o aydı. Doğum tarihim hesaplanmıştı hemen aile hekimliğinde. 18 Mayıs dediler. Ablamların evlilik yıldönümüydü ama tutar mıydı ki öyle hemen, kayardı o iki hafta öne arkaya. (ama tam tamına tuttu bizimkisi, demek ki yavrum teyzesini çok sevecekti.)

…. doktorla başladık serüvene, sonra … Bey, arada devlet hastanesindeki doktor.. En son soluğu Aybala’da aldık (iyi ki).. doktorlara iyi kötü demek haddim değil ama frekansın tutması önemli. Aybala bize çok sevecen geldi, bir sürü arkadaşımdan da iyi referans almıştım zaten hakkında. Neyse biz 5. aya geldik tabi bu arada  İkili üçlü testlerin ardından sıra şeker yüklemesindeydi. İstemeye istemeye içtim o şekerli suyu, sonra iyi ki diyeceğimi bilemeden.. Hamilelik şekeri çıktı bende. Dahiliye doktorları, diyetisyenler derken çok şükür insülin almadan bitirebildim gebeliği. Şekersiz unsuz tatlısız zor 4 ay geçirdik eşimle birlikte. Çocuğumun sağlığı için her şeye değerdi, elimden geleni yaptım, şimdi benimle yaşamına devam eden minik tosuncuğum için.

Bu arada yogaya başladım, Acıbadem’de, yoga eğitmeni Pelin Gezek (iyi ki varsın Pelin). O sıralar Pelin doula olmak için eğitime de gidiyormuş. Pelin stajyer doulayım artık diyince acaba benim de bir doulam olsa nasıl olur dedim, bu yeni modayı tam da bilmeyerek açıkçası. Bu arada kitaplar okuyor, yogaya devam ediyor, Acıbadem’in eğitimlerine katılıyorum, yani normal doğum konusunda kendimi ikna etmeye çalışıyorum. ”Acaba yapabilir miyim”i “yaparım tabi ki”ye çevirmeye çalışıyorum.

Tarih 1 nisan.. Okul genel veli toplantısı.. Velilerle vedalaşma vakti.. Doğum iznine ayrılmalıydım artık. Stressiz ve daha rahat geçirmeliydim gebeliğimin son aylarını. İçim çocuklar açısından çok rahat etmese de ayrıldım artık.
Eşimle şöyle güzel sakin bir tatile çıksak ne güzel olur dedik. 15 Nisan civarı hadi bakalım dedik ve ver elini Muğla’nın güzel koyları, beldeleri.. Akyaka, Köyceğiz, Dalyan, Göcek,Fethiye… Çok şahane, kocacımla baş başa sakin huzurlu yaklaşık bir hafta geçirdik.

Tarih oldu 1 Mayıs.. Doğuma var yaklaşık 15-20 gün. Annem babam geldiler. Ablam da tetikte, bir telefonla uçacak Ankara’dan yanıma. Ben 36. haftadan itibaren beklemeye başladım ha geldi ha gelecek sanıyorum bizim yavru kuş.
Aaa bu arada cinsiyeti ne zaman mı öğrendik, tam bir tarih yok bunla ilgili, aslında ilk …. doktor bi şey görüyorum sanki, erkek olsa gerek bu dedi ama kesin değil duyurmayın diyince kaldı öyle. Sonraki birkaç seferde de göstermedi bizim oğluş. Ne yalan söyleyim kız olsun hevesim vardı elbet birçok anne adayında olduğu gibi ama sağlıklı olsun da dedik sonra hep.. (nerden bilebilirdim ki bir erkek bebişin bu kadar tatlı ve sevecen olabileceğini)

17 Mayıs gecesi.. Eşim yorgun erken yattı, ablam yatmaya gitti erkenden, (ablam doğumda olabilmek için geldi haber beklemeden bu arada), babam koltukta sızdı. Annemle ben ayaktayız, benim ödemler ağrı yapıyor yine, anne lütfen masaj yap ayaklarıma.. Annem kıyamam elleri ağrıyana kadar masaj yaptı bana.. Saat oldu 11 buçuk. Tuvalete girip yatıcam ben de (tabi tabi yatarsın). Tuvalette içimde birden bi şey patlamasın mı.. O da ne..Allah Allah.. suyum mu geldi ki.. Yok canım.. Böyle mi oluyor acaba?? Doğum mu başlıyor yoksa. E o zaman normal doğum yapıcam yani öyle mi.. Sorular sorular… Anneme seslendim. Annem de heyecanlandı tabii, ablamı çağırdı hemen. Onun da tansiyonu düşmesin mi duyunca e kolay mı evin minik kuşu, sülalenin fındığı doğum yapacak, inanılır gibi değil. Doktoruma mesaj attım “galiba suyum geldi”.. Gel de bi nst’ne bakayım sonra hastanede uyursun dedi. İyi madem bu kadar sakin bir süreç geçecekse iyiymiş, uyuycam yani.. (ya tabi tabi). Ben yavaş yavaş eşimin yanına gittim, canım uykunu aldın mı, doktor çağırıyor, bir bakayım sonra hastanede yatarsınız diyor, dedim. Uyku sersemi kalktı tabi napsın  Biraz kendine gelince dedim doğum başladı canım, suyum geldi. Biz hazırlanıp çıktık ablam ve eşimle. Doulama da bi mesaj.. Gece gece gelme istersen, biz doğuma gidiyoruz dedim. Kıyamam yarı yolda bırakır mı hiç, gittiğimde oradaydı, benden önce hastaneye gelmiş bile. Bu arada evden çıkarken sancım başlamıştı (ay pardon dalgam), 7 dakikada bir.. Biz işlemleri yapıp yukarı çıkasıya 5 dakikada bir… kontrol.. ve 5 cm açıklık.. Herkes şokta. Aybala yine gece ayakta demektir bu. Sabahı bulur diye düşünüyordu muhtemelen ama gece saat 4’te doğumhaneye indiğimde o da ordaydı (yazık kıyamam). (12 ile 4 arası nefessss… aaaaalll şimdi veeeeerr… maaaaaa…, herkes etrafımda pervane.. hayatında bi daha olmaz öyle 4 saat heralde keşke bi şeyler isteseymişim)

Neyse 1 saat de aşağıda doğumhanede zaman geçirdik ablam doulam eşim ebem (Duygu) ve doktorum, güle oynaya  desem kimse inanmaz .. Çünkü öyle değil tabi.. ıkındım elbette ki, yoksa nasıl gelecek bu miniş dünyaya.

Saat tam 05:00. 18 Mayıs 2018 Cuma sabahı. Son ıkınma ve “her şey senin uğruna” şarkısı arka fonda.. Eşimin bana gönderdiği şarkı ilişkimize başlamadan önce.. Şimdi de her şey oğlumuz uğrunaydı. Şahane bir ekiple.. Güçlü oğlumu getirdik dünyaya. Suni sancı yok, epidural yok, epizyotomi yok, yırtık yok.. Ben de inanamadım, anam babam usulü mü derler, öyle doğurdum resmen, hep hayal ettiğim gibi. Bize empoze edilen doğum çok zor kalıplarından sıyrılması zor olsa da sonunda başarmıştım. En büyük karar oğlumundu tabii. 39+3’te gelerek beni endişeye sokmadı.. Sonra da bunu başarabileceğime inanmamı sağlayan doktorum, doulam ve ablam. .Eşim ise her türlü yanımdaydı zaten, onun için sağlıklı olalım da ben ve bebeğimiz, doğum şeklim çok önemli değildi.

Şimdi 3 aylık tosuncuk bir oğlum var, Ahmet Ege koyduk adını, şükürler olsun anne sütü alıyor, emiyor cuk cuk, geceleri uzunca uyuyor, pırtını dırtını yapıyor, ve sürekli neşe saçıyor etrafına.Güzel oğlum benim..Allah’ıma şükür.. Hoşgeldin dünyamıza, iyi ki geldin, neşemize neşe kattın, hayatımıza bir renk de sen getirdin. İyi ki varsın bebeğim..

11.08.2018
22.00-23.30 cumartesi gecesi
Funda ÇELİK ÖZALP

Funda ÇELİK ÖZALP – Doğum Hikayesi

13,638 toplam görüntüleme, 76 (bugün)

Yorum gönder

Eposta adresiniz yayınlanmayacak.

Çözümü giriniz *