Dr.Hakan Çoker’le 100 Soruda Doğal Doğum

Sizler için okuyan ve yazan : Dr. Elif Sarı
Daha Fazla Kitap Önerisi için Blog Sayfası http://onumarkamkitap.blogspot.com.tr/

Hakan Çoker, doğal doğumla ilgilenen her kadının ismini duyduğu bir doktor ve Türkiye’deki doğal doğum hareketinin öncülerinden. Anneannesi, babaannesi ve teyzesi ebe olan Hakan Bey, 2006 yılında ilk defa İzmir’de düzenlenen ”Doğum eğiticisinin eğitimi” isimli kursa kaçak girmiş. Ertesi sene, doğuma hazırlık eğitimi yapan tek kişi kendisi olmuş. O günden beri var gücüyle doktorlar ve gebelerdeki doğum algısını değiştirmek için çalışıyor.

Gazeteci Zuhal Eyüpoğlu da iki çocuğunu, Hakan Bey’in yardımıyla doğurmuş ve bu güzel kitap, ikisinin ortak çabasıyla ortaya çıkmış.

Görselde 100 sorudan bir kısmını görebilirsiniz. Soruları soran kişi tıp sektöründen olmadığı için gayet anlaşılır, samimi ve can alıcı noktalara dikkat çeken bir eser ortaya çıkmış.

Bazı sorular ve cevapları şöyle:

-Doğal Doğumun Sağlanması için neler gerekli?

-Anne ve bebeğe saygı! Bir kadının doğum yaparken en büyük ihtiyacı güven ve mahremiyettir. Çok özel bir şey yapıyor çünkü. Doğum bilinç seviyesinde kontrol edilerek yapılan bir şey değil; kendi içine döndüğün, yoğunlaştığın, kendini resmen kaybettiğin, tamamen içsel ve içgüdüsel bir eylemdir.

-Doğuma hazırlık kursları gerçekten gerekli mi?

-Hepimiz ormanda büyümüş olsaydık bu soruya cevabım hayır olurdu çünkü kadının içinde hiçbir korku yoksa diğer memeliler gibi bedenine güvenir ve onu izler ama hepimiz şehir insanıyız. Şehir insanı bebeklikten itibaren doğumdan korkutularak büyütülüyor. Eğitimin yaptığı şey bu korkuları yenmeyi sağlamak.

Hakan Bey ve ekibinin istatistikleri

-Doğumda hareket özgürlüğü kavramını açar mısınız?

Biz kadınları, sırtüstü yatırıp, ağrıya mahkum ettik halbuki istediği şekilde hareket etme özgürlüğü verilirse kadın rahat ettiği pozisyonu zaten bulacak. Ben, hamilelerime dik ve aktif pozisyonları tavsiye ediyorum ama bazıları o kadar sırtüstü yatarak doğuma odaklanmış ki hep o doğum masasını istiyorlar, hareketsiz beklemek istiyorlar; doğumu doktorun yaptığı ve sizi kurtardığı bir eylem olarak görüyorlar.

”Doğum doktorun veya ebenin bebeği çekerek çıkardığı bir eylem değil, anne adayının aktif olarak bebeğini o yoldan geçirerek dünyaya getirmesi. Siz buna inandığımız zaman, anne babası olarak, kadınlar olarak ‘ Ben sorumluyum ve bunu yapabilirim’ duygusunu aldığınız zaman o doğumların hepsi çok kolay oluyor zaten.”

-Sizin de bir çocuğunuz var onu nasıl dünyaya geldi?

2000 yılında ve planlı sezeryanla dünyaya geldi çünkü o zamanlar böyle bir farkındalığım yoktu. Doktor arkadaşım ben senin çocuğunu doğum riskine atamam dedi ve biz de sezeryanı kabul ettik. Ama bunu utanarak anlatmıyorum gururla anlatıyorum çünkü bir doktorun değişimini görüyorsunuz burada kendinden başlayarak.

-Dış faktörler bebekte nasıl travma nedeni olabilir?

Diyelim ki anne adayında 10 santim açılma var ama ıkınma hissi yok, bu anne adayını zorla ıkındırmaya çalışırsanız, üstten iterek doğurtmaya kalkarsanız, bir de tüm bunların üstüne doğar doğmaz bebeğinin gözlerini bütün açık ışıklara maruz bırakırsanız, bunlar travma nedenidir ve bebekler, inanın, bunları hatırlıyorlar.

”Anneler, bebeğinizin doğum anı , onun geleceğini etkiliyor, bu durumu onun lehine değiştirmek için bugün çalışın ve öğrenin. Öğrenmezseniz doğum anında hiçbir şey yapamayacaksınız.”

-Birçok kadının düşüncesi, biz her şeyi biliyoruz, o yüzden doğuramıyoruz şeklinde siz bu durumu nasıl yorumlarsınız?

Beni en çok üzen anne grubu.. Ben okudum, her şeyi biliyorum, hiçbir şeye ihtiyacım yok diyenler. Şimdi ben size garanti vereyim, doğumda en çok travma yaşayan ve en çok hayal kırıklığına uğrayan grup da bu. Özellikle çalışan kadınlar, öğretmenler, yöneticiler. Bütün bu kişilerin internet ve kitapları da ellerinin altında ; ‘Öğrendim doğumu’ diyorlar ve doğumu da yönetebileceklerini sanıyorlar ama nedense en çok sezeryanla doğum bu kişilerde oluyor.

-Doğurtmak ebelerin işi diyorsunuz peki çiftler bir kadın doğum uzmanından ne beklemeli?

Doğum ebenin işi diyordum ama artık bunu demiyorum, doğum ne doktorun ne de ebenin, kadının işi diyorum. Ebelere düşen görev aslında annenin yanında olmak ve ona destek vermek.

”Muayene kapısından çıkmadan önce kadınların hamilelik ve doğumla ilgili öz güvenini arttırmak, doktorların en önemli görevlerinden biri.”

-Doğum sürecinde hormonların aktif olarak salgılanmasına izin verilmesinin öneminden bahsettiniz. Hangi hormonlar bunlar ve görevleri neler?

Evet herkes doğal doğurmak istiyor ama nedenini de tam bilmiyor. Kendiliğinden başlayan bir doğumda üç hormon, anne bebek bağlanmasından sorumludur. Bunların başında oksitosin geliyor. Anne bebeğini doğuruyor iken, anne ve bebekteki kan tamamen oksitosin içeriyor. Yani sevgi hormonu. Diğer bir hormon da endorfin, herhangi bir ağrı durumunda bu ağrının azalması için salgılanır. Bir de adrenalin hormonu var, doğumun sonlarında anneye ekstra bir güç veriyor. Doğal doğumda anne ve bebeğin birbirlerine aşık olmasını, bağ kurmasını ve bu bağın güçlü olmasını, bu üç hormon sağlıyor. Planlı sezeryan kararı alan bir anne, bu hormonların tüm olumlu etkilerini kaybediyor.

Doktor beyin kursuna katılmış biri olarak; özellikle günümüzün dişilik ruhuna uzak, kendisi doğurana kadar hiç doğuma tanık olmamış ve yaşlı akrabalarıyla ilişkisi zayıf olan modern kadınının mutlaka doğum eğitimi alması gerektiğini düşünüyorum. İlk çocuğuma hamileyken kursta yaşadığım farkındalığı hayatım boyunca unutamayacağım. Tıp eğitimi almış, kafası doğumla ilgili bir sürü yanlış inanışla dolu bir kadın olarak ilk kez, doğumun güzel ve unutulmaz bir deneyim olabileceğini fark ettiğim yerdi Doğal Doğum Kursu. Karnımda gerçekten bir canlı olduğunu, birkaç ay sonra kucağıma alacağım bir bebeğe hamile olduğumu ilk kez Hakan beyle birlikte hissettim. Üstelik doğum yaptığım doktoru da kursta tanıdım, kendisi de eğitim almaya gelmişti. Sonunda ne mi oldu? Nişanım geldikten sonra tam üç gün hiç telaşlanmadan sakince bekledik. Üç günün sonunda doğum hiç ilerlemediği için sezeryan oldum ama bu benim için keşkesiz bir doğumdu ve çok güzeldi. İkinci gebeliğimde SSVD’ye cesaret edemesem de doktorumun tüm ısrarına rağmen düzenli doğum kasılmalarım başlamadan sezaryen olmayı kabul etmemem yine kursta öğrendiklerim sayesindedir.

Bebek arabasına verdiğiniz parayla bir doğum kursuna gidebilirsiniz ve bu, sizin ve çocuğunuzun hayatını değiştirecek bir deneyim olabilir.

Tüm anne adaylarına keyifli ve keşkesiz bir doğum diliyorum.

Sizin için okuyan ve yazan : Dr. Elif Sarı
Blog Sayfası : http://onumarkamkitap.blogspot.com.tr/

Dr. Elif Sarı
Çok okur çok yazar. İki oğlu ve eşi ile Bodrum’da yaşar. Ağaçları, yağmuru, serin havaları, papatyaları, çocuk kitaplarını sever. Dinleyen birini bulursa izlediği filmleri ve okuduğu kitapları saatlerce anlatabilir.  Unutmak istemediği kitaplardan aldığı notları Önüm Arkam Kitap, günlük hayattan aklında kalanları ise Sevgili Günlük isimli sayfalarına kaydeder ve ara sıra açıp okumaktan çok hoşlanır.  Blog Sayfaları : onumarkamkitap.blogspot.com...

22,586 toplam görüntüleme, 4 (bugün)

Yorum gönder

Eposta adresiniz yayınlanmayacak.

Çözümü giriniz *