Aslı Akgöl – Doğum Hikayesi

Oğlumla hikayemiz İstanbul’da başladı. Adet gecikmesiyle doktora gittiğimde doktorumun polikistik over hastası olduğumu ve eğer bebek istiyorsam bunu biraz öne çekmemi söylemesiyle, eşimle bebek için daha fazla beklememeye karar verdik.

Mayıs ayı yaşamımızı değiştiren ay oldu, Mayıs ayında öğrendim karnımda büyüyen minik kalbi. Hastaneye gittiğimizde karnımdan gelen kalp seslerini duyar duymaz bambaşka bir aşk başladı benim için. Artık hayatımda endişelendiğim, gelmesini dört gözle beklediğim bir miniğim vardı. Rutin kontroller ve hastaneye gitgeller başlamıştı.

İstanbul’da da dünyalar tatlısı tatlı dilli bir doktorum vardı ve herşey çok güzel gidiyordu. Artık yaz tatili başlamıştı ve Bodrum’a gitme zamanı gelmişti. Ama aklımdaki tek soru kontrollerimi kim yapacaktı. Bir dostun tavsiyesi üzerine Aybala Hanım’a muayeneye gittik. Tüm sıcakkanlılığıyla, tatlı ve güleryüzüyle karşıladı bizi. İstanbul’da yaşadiğımı duyunca bana “deli misiniz orada yasanır mı, ben olsam orada doğurmazdım” demişti. Bizim de Bodrum’a taşınma planlarımız vardı ama bu kadar erken olacağı ve doğumumu Bodrum’ da yapacağım hiç aklıma gelmemişti. Yaz sonu İstanbul’a döndük. Rutin kontrollerde herşey iyi gidiyordu. Kasım ayında Bodrum’a taşınmamız kesinleşti. Bodrum’a taşınınca tabii ki Aybala Hanım’a gidecektim.

Hamileliğimin 8. ayındaydım ve artık aklımda da “ben nasıl doğum yapacağım?” sorusu vardı. Duyduğum korkunç doğum hikayeleri, internette okuduğum korkutucu ve yanlış olan ama benim o psikoloji ile inandığım yazılar, haberler ve videolar  gözümü daha da korkutuyordu. Aklımda kesinlikle sezaryan vardı. Çünkü doğumumun uzun olabileceğini, bu sürede bebeğimin nefes alamaması, kalbinin durması, kordon dolaşması gibi doğum esnasında ıkınamayacağımı ve daha sayamadığım olasılığı çok düşük birçok kötü ihtimalleri ve bebeğimi tehlikeye sokacağımı düşünüyordum hep.

Bodrum’a taşınmamızdan hemen sonra Aybala Hanım’a gittik. Bana ilk sorusu “normal doğum istiyorsun değil mi?” olmuştu. Cevap olarak tercihimin sezaryen olduğunu duyunca çok şaşırdı çünkü yaptığı bütün muayenelerde çok rahat normal doğum yapabilecek yüzde yüz adaylardan biriydim. Tabii ben de sezaryeni tercih etmemdeki etkin korkularımı anlattım. Sağolsun Aybala Hanım bir kadın hastalıkları uzmanı gibi değil de bir psikolog gibi davranarak, bana normal doğum ve sezaryen doğum arasındaki farkları, yaşadığım bazı gerçek dışı ve saçma korkuların çok da doğru olmadığını, haftalarca anlattı.. Aynı zamanda eşimle gebe egitimlerine de gidiyorduk.

Eğitimde zaman geçtikçe ve Aybala Hanım’ın da anlattıklarıyla, normal doğum o kadar korkunç gelmemeye başladı. Her muayenede Aybala Henım’ın “sen yaparsın sana güveniyorum” demesiyle ve eşimin de normal doğum istemesiyle, normal doğum benim için şart olmustu. Benimle bu kadar ilgilenen ve bana güvenen doktorumun güvenini boşa çıkaramazdım. Özellikle 36. haftada Aybala Hanım çatı  muayenesi yaparken kesin kararımı verdim. Normal doğum yapacaktım.

Oğlum 40 hafta beklemişti, gelmeye niyeti yoktu. 40+1’de kontrole gittiğimizde Aybala Hanım “3 cm açıklığın var, istersen doğumu başlatalım” dedi. Ben de artık sabırsızlanıyordum oğluma kavuşmak için. Hemen hastaneye yatış yapıldı ve saat 11.35’te suni sancı takıldı. Saat iki buçukta sancılarım çoğaldı. Nefes egzersizlerini yapmaya başladım.. Gerçekten işe yarıyordu. Ağrılarım çoğaldıkça eşim belime masaj yaptı. Eğitimin faydalarını da o anda gerçekten hissetmiştim ve ebem Nuriye Hanım ağrılarımı dindirmek için elinden geleni yapıyor, bana destek oluyordu. Artık 8 cm açıklık vardı. Ilık bir duş alıp doğumhaneye indik, saat 16 idi. Hiçbirşey korktuğum gibi değildi. Çok az kalmişti, başarmak üzereydim. Aybala Hanım’ın doğumdaki desteğini ve enerjisini hiç unutmayacağım. “Haydi ablacım” sözü hala kulağımda. Saat 16.34’te oğlum kucağımdaydı. O anı görmek, onu hissetmek, o ilk kokusunu duymak paha biçilemez. O doğduktan sonra hiçbirsey hissetmiyorsunuz. Sanki narkoz almış gibi. Tek hissettiğiniz mutluluk.

Odaya çıktığımda sadece yorgundum. Doğumdan 3 saat sonra hastaneye gelen misafirlerimi ayakta karşılayabildim, oğlumu emzirirken oturabildim. Eğer sezaryen olsaydım kendime haksızlık edeceğimi söyleyen doktorum ne kadar da haklıymış.. Aramızda hasta doktor ilişkisi hariç hiçbir bağımın olmadığı, beni ikna eden, benimle bu kadar ilgilenen doktoruma minnettarım.
O olmasaydı korkumdan sezaryen olacakım. Gerekmediği halde, herşey normal giderken ameliyat olacak ve hep sancısını hissedecektim. Eğer normal doğum yapmasaydım sarılık olan oğlumla ilgilenemezdim, onu emziremezdim belki de. Oğlum  doğumdan 3 gün sonra sarılık olduğu için 2 gece hastanede yattı, kimseye ihtiyaç duymadan hastanede kaldık ve oğlumla çok rahat ve sağlıklı olarak ilgilendim. Eğer sezaryen olsaydım oturup kalkarken bile yardıma ihtiyacım olacaktı ve daha sayamadığım bir çok dezavantajlar. Suni sancıyla normal doğum yapmış biri olarak söylüyorum ki normal doğum ne şekilde olursa olsun asla korkulacak bir şey değil. Bunu aklına doğum gelince nefesi kesilen, uykuları kaçan biri olarak söylüyorum.

Biz kadınların içinde bilmediğimiz bir güç var. Bırakın gücünüz açiğa çıksın ve siz de bu gücün farkına varın. Bu gücü farketmemi sağlayan doğum meleği doktoruma ben ve eşim çok çok çok tesekkür ederiz.

Aslı Akgöl

6 Nisan 2016

IMG_0303IMG_0242 IMG_0247 IMG_0253 IMG_0272 IMG_0356 IMG_0036

31,582 toplam görüntüleme, 17 (bugün)

Yorum gönder

Eposta adresiniz yayınlanmayacak.

Çözümü giriniz *