Acıbadem Bodrum Hastanesi bünyesinde “DOĞUM ATÖLYESİ” yoğun katılımla gerçekleşti

27 Haziran 2018
27 Haziran 2018 Aybala

Bir “DOĞUM ATÖLYESİ” çalışması daha anne ve baba adaylarımızın katılımıyla gerçekleşti…

Doğum, bir mucize… Doğum, emek, aşk ve biraz da çalışmayla muazzam bir deneyime dönüşebilecek bir mucize. Anne adaylarımıza doğumu anlatmak, bilinçaltlarında var olabilecek doğum korkusunu gidermek, onlara bu yolda kılavuzluk edebilecek bazı hareketler öğretmek, nefes çalışması ile farkındalıklarını artırmak amacıyla gerçekleştirdiğimiz yeni bir “Doğum Atölyesi” çalışmamız daha, anne ve baba adaylarımızın yoğun katılımıyla, 23 Haziran Cumartesi günü, Acıbadem Bodrum Hastanesi Konferans Salonu’nda gerçekleşti.

Yaklaşık 25 çiftimiz eşlik etti bize bu seferki çalışmamızda. Doğumu anlatan (ya da anlatmaya çalışan) bazı fotoğraflardan oluşan bir slayt gösterisi ile başladık. Ardından, yeni doğum yapmış bir annemiz, odasından yürüyerek gelip, bize işte doğumun bu kadar güzel bir şey olduğunu, normal doğum sonrasında kendini ne kadar iyi hissettiğini canlı olarak gösterdi.

Ardından, doğumun teorisine geçtik. Doğumun mekanizmasını konuştuk, yine bazı eğlenceli deneylerle rahim ağzının açılmasını, bebeğin kanalda ilerlemesini çalıştık. Bu arada doğumun içindeki mucizelerden sözederek, kadın vücudunun vaginal doğumun gerçekleşebilmesi için nasıl muhteşem olarak kurgulandığını inceledik.  

Ardından, bir önceki atölye çalışmamıza gebe olarak katılan bir aylık taze annemiz Funda, eşi ve bebeği ile bizi şereflendirdi. Bir gebe olarak katıldığı derste, hep kendisinin de doğum yaparak bize katılıp hislerini anlatmayı hayal ettiğini söyledi. Yaklaşık bir ay önce suni sancısız, epizyotomisiz, deşirürsüz (yani yırtıksız) muhteşem bir doğal doğum deneyimi yaşayan taze annemiz, bunun nasıl mümkün olabileceğini yeni anne adaylarımıza anlatırken ve önerilerini sıralarken, kimi anlarda gözyaşlarımıza hakim olamadık.

Ardından, Doğum Atölyesi çalışmamızı birlikte gerçekleştirdiğimiz Yoga Hocamız ve sevgili arkadaşım Pelin Gezek, önce bize doğumda görev alan hormonlardan, oksitosin, endorfin ve adrenalinin muazzam dansından bahsetti. Daha sonra Pelin Hocamızla birlikte, matlarımızın ve minderlerimizin üzerine yerleşerek gebelik süresince yapılması önerilen yoga hareketleri ve bazı bedensel hareketler ve duruşları, doğru oturma pozisyonlarını, doğru ayakta durma ve esneme ile doğuma yardımcı olacak bir takım egzersizleri çalıştık.

Oturumun sonunda yine doğru nefesin sadece gebelik değil, tüm hayatımız süresince ne kadar önemli olduğuna değinen Pelin Gezek Hocamız, anne ve baba adaylarımıza küçük bir nefes farkındalık çalışması yaptırdı. Ardından sorular doğrultusunda suda doğumdan, epidural anesteziden, biraz da sezaryenden bahsettik.

Umuyorum ki, anne ve baba adaylarımızı doğum mucizesi hakkında biraz da olsa aydınlatabilmeyi başarmışızdır.

Op Dr Aybala AKIL
Acıbadem Bodrum Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

, , , , , , , , , , , , , , , , ,

Aybala

1976 yılında Üsküdar’da Zeynep Kamil Hastanesi’nde normal yolla doğmuş ve güzel adım Zeynep’i oradan alarak hayata başlamışım.. Orman mühendisi olan babamın mesleği nedeniyle çekirdek ailem- annem, babam, iki kız kardeşim ve köpeğimle beraber çeşitli şehirlerde büyüdük.. Bunlardan Adana’da uzunca bir süre takılıp liseyi (Adana Anadolu Lisesi – 1993) ve üniversiteyi (Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi – 1999) burada bitirdim. Tek başıma gittiğim bir İç Anadolu kasabasında (Aksaray İli Gülağaç İlçesi – 1999) ve sonra il merkezinde (Aksaray İli Merkez 2 No.’lu Nöbetçi Sağlık Ocağı – 2000) bir süre pratisyen hekimlik yaptım. Tebabet sanatına dair birçok şeyi burada pratisyenlik yaparken öğrendim diyebilirim. Ardından, eşimle beraber hayatımızı kurmak üzere İstanbul’a taşınıp (2001) herşeye sıfırdan başladık.. O bir bankaya, ben Tıbbi Danışman olarak bir medikal ajansa (2001 – 2004)… Günlerden bir gün, yıllardır beklediğim, hayalini kurduğum ihtisas yapma fikrinin ve kadın doğum uzmanı olarak yeni canların hayata gelmesine aracı olmamın artık vaktinin geldiğini farkedip, istifa ettim ve TUS’a (Tıpta Uzmanlık Sınavı) girerek Kadın Doğum İhtisası’na başladım (Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2004). Asistanlık sürecime neler sığdırmadım ki; kimi üzüntüler, kimi sevinçler, iki de mucize (Damla – 2007, Tuna – 2009)… Derken, ihtisas bitti ve güzel Gaziantep günleri başladı. Benim uzak, yalnız, güzel memleketim.. Her gününü gülümseyerek, seve seve, keyifle hatırladığım mecburi hizmet günlerim, Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi (2010 – 2012).. Uzmanlık hayatımın başlangıcı, sıfırdan bir kliniğin kuruluşunun her aşamasında görev alışım, laparoskopi ateşinin içime düşüşü hep Antep’te.. Laparoskopi eğitimi almaya karar verince, Çukurova Üniversitesi’nden sayın hocam Prof Dr Mehmet Ali Vardar bana kapılarını açtı, bir aylığına tekrar okuluma döndüm, laparaskopinin ABC’sini öğrendim (2011). Ardından Fransa, Strasbourg, IRCAD / EITS.. Avrupa’da jinekolojik laparaskopi eğitiminin piri, Prof Dr Arnaud Wattiez’in kliniği (2012).. Ayrıca, Belçika’nın Leuven şehrindeki, IRCAD’a bağlı olarak eğitsel faaliyetlerini sürdüren the European Academy of Gynecological Surgery’de yine Prof Wattiez’in yönetimindeki “A-to-Z Laparoscopic Suturing Course’u da tamamladım (4-6 Kasım 2013). Laparaskopik vakaları yapıp hastaların yaşam kalitesini nasıl artırdığını, nasıl daha fazla yararlı olduğumu gördükçe, mutluluğum kat be kat artıyor.. Yeditepe Üniversitesi Perinatoloji Bölüm Başkanı olup, aynı zamanda Türk Perinatoloji Derneği’nin yönetim kurulunda yer alan ve ülkemizde perinatoloji camiasının önde gelen isimlerinden biri olan Sn. Doç Dr Oluş Api’nin nezaretinde aldığım perinatoloji (riskli gebelik) eğitimimin de altını çizmeliyim (2012).. Aynı zamanda tez danışmanım olan Sayın Oluş Api’yi her zaman minnetle anıyorum. Zaman geçip Antep dar gelmeye başlayınca, yıllardır kafamızı kurcalayan Bodrum’a taşınma defterlerini yeniden açtık. “Bodrum’da Acıbadem var da ben mi gitmiyorum” dediğimi unutmayan bir arkadaşım sayesinde yeni açılan Acıbadem Hastanesi’yle yollarımız kesişti… Sonra aldık valizlerimizi, bebeklerimizi, çiçeklerimizi, kitaplarımızı, eşyalarımızı, Antep’te bırakıp kalbimizin bir kısmını, düştük Bodrum yollarına (2012).. İşte şimdi, buradayız, Bodrum’da.. Sizi de bekleriz, ama Yokuşbaşı’nda köşeyi dönünce şaşırmayın: Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen, geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler. Halikarnas Balıkçısı, Cevat Şakir Kabaağaçlı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çözümü giriniz *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.